Analyses of bureaucratic power and privilege have an academic pedigree but have also long preoccupied socialists. The collapse of communist rule in the Soviet Union and Eastern Europe puts to a new test the classical theories concerning the relationship between bureaucracy and class. Power and Money is a timely contribution to this renewal of theory, exploring the social and historical roots of bureaucracy, both within the capitalist state and in workers' mass organizations.
Ernest Mandel draws on archival and contemporary accounts in an analysis of both capitalist administration and the ideology and practice of bureaucratic dictatorship in the communist bloc. He measures the actual performance of western and eastern societies against the forecasts of Lenin and Trotsky, Ludwig von Mises and Roberto Michels, or the more recent reflections of Amitai Etzioni and Alvin Gouldner. This lucid study challenges those theories--Stalinist, Weberian or social-democratic--which claim that an autonomous officialdom is a necessary feature of modern societies. It also furnishes a perceptive account of the specific dynamics of communist and post-communist society.
Ernest Ezra Mandel was a German born Belgian-Jewish Marxian economist and a Trotskyist activist and theorist. He fought in the underground resistance against the Nazis during the occupation of Belgium and he became a member of the Fourth International during his youth in Antwerp. Mandel is considered to be populariser of marxism.
Kitabın yazıldığı döneme işaret kritik dönemeç, aslında kitabın yazılma nedenlerine de işaret ediyor. Mandel'in de doğrudan aktardığı üzere kitap, Doğu Avrupa'daki birçok sosyalist hükümetin yıkıldığı ancak başarısız darbe girişimine rağmen SSCB'nin hala bir şekilde ayakta kaldığı dönemde yazılıyor. Dolayısıyla da Mandel'in kafasındaki asli soru, bu bürokratik sosyalist devletlerin neden yıkılıyor olduğu ve onlar yıkıldıktan sonra nasıl bir sosyalizm anlayışıyla devam etmek gerektiği üzerine şekilleniyor. O dönemdeki bazı sosyalistlerin aksine, Mandel içerisinden geçilen bu süreci ne yıkıntı eşliğinde bir karamsarlıkla ne de omuzdan bir yükün atıldığı, fırsatlarla dolu geleceğe bakan bir iyimserlikle okuyor. Daha çok soğukkanlı kalarak bir ayağını geçmiş 70 yıla diğer ayağını da gelecekteki potansiyel tehlike ve fırsatlara basıyor.
Mandel'e göre SSCB ve etkisi altındaki Doğu Avrupa devlet rejimleri, Tony Cliff gibi bazı Troçkistlerin belirttiği üzere birer devlet kapitalizmi olarak adlandırılamazlar. Çünkü bu devletlerin yönetici elitleri, asıl güçlerini sermaye birikiminden veya parasal servetlerinden değil de bürokratik ayrıcalıklardan devşirirler. Halkın geneline kıyasla edindikleri bazı maddi ayrıcalıklar ancak bu bürokratik güçlerinin sonucu olarak görülmelidir. Dolayısıyla siyasal zorun başat ve belirleyici olduğu bir güç ilişkisinden bahsetmek mümkündür. Mandel aynı zamanda bu rejimleri, post kapitalist ancak tam anlamıyla da sosyalist olamamış rejimler olarak görür. Ona göre, kısmi şekilde de olsa para,değer ve meta gibi kategoriler bu rejimler içerisinde bir gerçekliğe sahiptir.
Mandel'in geçmişe yönelik eleştirel bakışında, Lenin ve Troçki dahil birçok Marksist girer kadraja. Zira bu derece kökleşmiş bir bürokratikleşme problemden bahsediyorsak, sadece Stalin'in habis kişiliğine her şeyi yıkıp bütün yapısal/tarihsel kısıtlarla birlikte diğer aktörlerin payını yok saymak da entelektüel namusa yakışmaz doğal olarak. İç savaş, kıtlık, üretici güçlerin yetersizliği, nitelikli insan kaybı bürokratikleşme sürecinin temeline oturtabilecek nedenler haline gelir böylelikle.
Mandel'e göre temel sorun ise, kitlelerin toplumsal ve siyasal yaşamdaki karar alma süreçlerine olan katılımına ve siyasal çoğulculuğa bilinçli olarak ket vurulmasıdır. Bunun gelecekte nasıl aşılabileceğine ve nasıl farklı yollar izlenebileceğine dair birtakım öneriler de getirir son bölümde.
Sonuç olarak bence bürokratikleşme üzerine kafa yoran herkesin okuması gereken bir kitap bu. Bu kitabın varlığından çok kısa bir süre önce haberdar olmam da benim ayıbım olsun.