Jump to ratings and reviews
Rate this book

Turk Demokrasi Tarihi

Rate this book
Tarih disiplininin duayeni Kemal H. Karpat'tan Turk demokrasisinin kurulus oykusu... Tek parti yonetiminden cok partili sisteme gecis denildiginde, gozler hemen takvimlerin 1945-46'li yillarina doner. Oysa bu gecis; Osmanli toprak sisteminin elverir olcude degismesi ve ayanlarin ortaya cikmasindan bagimsiz ya da merkezin ve cevrenin temsil konusunda bugun hl yasadigi catismalardan uzak degildir. Kemal H. Karpat Turk demokrasisinin temel meselelerini ve aktorlerini inceledigi bu kitapta demokrasiye gecisin tarihini kapsamli bicimde kaleme aliyor. Tum taraflara onyargisiz ve korkusuz bicimde yaklasiyor; siyasal, sosyal ve tarihi bir sentezi basariyla yapiyor. Ilk kez Princeton Universitesi tarafindan yayinlanan ve birinci baskisi kisa bir surede tukenen bu temel eser degerini daha yillarca koruyacak gibi gorunuyor. Osmanli Imparatorlugu'nda reform hareketi, Osmanli toplumsal siniflari ve savas yillari, Cumhuriyet'in kurulusu ve Cumhuriyet Halk Firkasi, hurriyetin ilk belirtileri ve muhal

Paperback

First published April 1, 2010

Loading...
Loading...

About the author

Kemal H. Karpat

56 books27 followers
Kemal Haşim Karpat was born in the village of Armutlu in the Dobruja region of Romania on February 15, 1923. Descending from Crimean Tatar immigrants, Karpat was proud of his heritage and frequently returned to his family’s roots in his scholarship. In the midst of World War II, he left Romania for Turkey where he ultimately entered Istanbul University Law School, graduating in 1947. While in law school, he also received Turkish citizenship.

Always interested in new challenges and adventures, Karpat moved to the United States to study political science at the University of Washington in Seattle. Upon completing his master’s degree, he pursued his doctorate at New York University where he also worked in the United Nations Economic and Social Council for the Turkish delegation. In 1957, he completed his PhD in political science and took his first teaching job at Montana State University. He enjoyed recounting how as a Crimean Tatar born in Romania with Turkish citizenship his first class at MSU was teaching American Constitution. Two years later he published Turkey’s Politics, an extended version of his dissertation in which he emphasized the continuity between the late Ottoman era and Republican Turkey, a theme he revisited throughout his career. He returned to NYU in 1962 as an associate professor.

In 1967 he settled permanently in the History Department at the University of Wisconsin-Madison. He recalled that he was drawn to the UW to develop a Middle East studies program because many of the department’s members were the leading scholars in their fields like George Mosse, Jan Vansina, and David Cronon, among others. He said that their excellence pushed him to be a better scholar. Additionally, during his initial visit to campus he took a drive in the countryside outside of Madison and found the landscape reminiscent of the lands of his childhood in Dobruja. He had found his home. At Wisconsin Karpat mentored over two dozen PhD students, hosted countless conferences, was named a Distinguished Professor (1979), published the International Journal of Turkish Studies (1980-), developed the Central Asian Studies program (1989), and founded the Center for Turkish Studies (2001). To ensure the study of Ottoman history at the UW, he personally provided financial support for the Kemal H. Karpat Professorship in Ottoman History.

As a teacher, Karpat was demanding of his students, always pushing for further research, and encouraging the acquisition of new languages. Over meals with graduate students at his home he repeatedly told them that he always regretted in graduate school that his professors did not push him to become the best scholar possible, so he felt obliged to avoid this mistake with his own students. His undergraduate classes in Ottoman and modern Middle East history were always at capacity. He kept students rapt with his engaging lecture style and his often humorous storytelling.

Professor Karpat was known to most as a scholar, authoring or editing over two dozen books and over one hundred articles. Among his many works are Inquiry into the Social Foundations of Nationalism in the Ottoman State (1973), The Gecekondu: Rural Migration and Urbanization (1976), Ottoman Population, 1830–1914: Demographics and Social Characteristics (1985), and The Politicization of Islam: Reconstructing Identity, State, Faith, and Community in the Late Ottoman State (2001), all of which had major impacts in their field.

Professor Karpat also did much to promote Ottoman, Turkish, and Central Asian studies outside of the University of Wisconsin as well. He was the founding president of the Turkish Studies Group from 1971–74, renamed the Turkish Studies Association (1972), and now known as the Ottoman and Turkish Studies Association. He served as the president of the Middle East Studies Association (1985). He was the founding chair of the Central Asian Studies Association, serving from 1985–95. His expertise on Turkey, Central Asia,

Ratings & Reviews

What do you think?
Rate this book

Friends & Following

Create a free account to discover what your friends think of this book!

Community Reviews

5 stars
26 (46%)
4 stars
22 (39%)
3 stars
6 (10%)
2 stars
1 (1%)
1 star
1 (1%)
Displaying 1 - 7 of 7 reviews
Profile Image for B.
455 reviews10 followers
March 22, 2023
İlk yazıldığı tarihten (1959) 8 sene sonra (1967) tekrardan gözden geçirilse de günümüz Türkiye siyasi düzenine siyasal bilimden çok tarihsel bir açıdan ışık tutan Profesör Karpat’ın bu değerli eseri, kanımca 1970’li yıllarda tarih derslerinde okutulmalıydı. Gene de analizlerin değeri ve bazı kavram ve çatışmaların (özellikle dinin siyasi kimlikteki rolü) hala geçerliliğini korumasından dolayı, zamanım olursa tekrardan okumayı düşündüğüm bir kitap.

Karpat, Osmanlı’nın son döneminden (1850lerden beri artan reform hareketleri ve batılılaşma ve buna tepki olarak ortaya çıkan grupları da inceleyerek) başlayarak, cumhuriyetin kuruluşundaki ekonomik ve toplumsal kökten değişiklikleri (ki bu değişikliklerin, kapitülasyonların kaldırılması, tek bir eğitim sistemi yaratılması, sanayileşme ve ticarete teşvik emelleri gibi bir çoğunun temelinin İttihat ve Terakki partisinin fikirlerinden oluştuğuna da değinerek), tek partili sistemden (laik tutuma karşı oluşan Terakkiperver, ve sırf muhalefet olsun diye kurulan Serbest Cumhuriyet partilerini saymazsak eğer) çok partili sisteme geçişi, laiklik-din çatışmasını, devletin köylü ve isçiye karşı ağır vergi ve (1930’larda İtalya hukuku örnek alınarak hazırlanan) ceza kanunu ile olan tutumunu, ve kuruluşun temelini oluşturan 6 oku cumhuriyetçilik, halkçılık, laiklik, milliyetçilik, devrimcilik, ve devletçilik ögelerini, ve “devleti insan üstü bir varlık olmaktan çıkaran” 1961 anayasasını da derinlemesine irdeliyor.

Karpat’ın detaylı işlediği ve ilginç bulduğum diğer konular: 1940’larin tartışmalı iki kanunu (Varlık Vergisi, Toprak Kanunu), Demokrat partinin belli bir programı olmadan Halk partisine karşı “kolay muhalefet” yapması, Recep Peker’in “sert” taktikleri, CHP’nin 1940’larin ikinci yarısında verdiği tavizler (köy enstitülerinin, biraz da komünizm korkusunu işleyerek, işlem alanlarının kısıtlanması, din derslerinin okul programlarına tekrardan sokulması…), 1950’lerin başından başlayarak din propagandasının ivme kazanması ve DP’nin bunda önayak olması, ve muhafazakar zihniyetin laiklik, eğitim ve diğer inkılapların önüne her fırsatta set çekme gayretleri.

İlginç bir nokta: Karpat, Namık Kemal’in yeni Osmanlılar grubunun başında bulunduğunu ve bu grup dahilinde 1860’larda yapılan reformların laik vasfını tenkit ettiğini, şeriata gerektiği gibi riayet edilmediğinden rahatsız olduğunu yazıyor – yazar bu savını nispeten daha zayıf biçimde Gökalp’e de uyguluyor. Ancak, bu savın doğruluğu tartışılır. Benim kendi okumalarımdan edindiğim izlenim, bu grubun dinci bir eksen üzerinde oturmadığı ve Namık Kemal’in daha çok aydınlanma çağından (en çok da Rousseau’dan) etkilenerek Türk milliyetçiliğinin doğuşunda bir rol oynadığı yönünde.

Daha da garibime giden, Karpat’ın kitabın sonlarına doğru pek anlam veremediğim bir şekilde “Türk toplumunda esine pek az toplumda rastlanan kanun ve nizamlara saygı duygusu vardır,” diye yazması.

Alıntılar:

“Modernleşmenin sağlam yürütülebilmesi için toplumun siyasi bir benliğe sahip olması ve ortak siyasi değerler paylaşması şarttır.”

“Ana mesele yasayan kültürün ayrılmaz bir parçası sekline giren din etkilerini milli şuur içinde eritmektedir ki laikliğin bir manası da budur.” (!)

“Anayasa TBMM’ye şeriatı uygulama ve yürütmek yetkisini de tanıyordu ki, böylece fiiliyatta meclis halifeliğin yerini almış oluyordu.”

“Göçmenlerin (Balkanlar’dan) gelişi Anadolu’daki bazı gelenekçi, ücra toplulukların kapalı yasayışına tesir ederek, bunlara yeni fikirleri kabule daha elverişli yapmıştır.” (!!)

“Köylüye yardım amacı ile kurulmuş olan iki devlet kurumu Topak Mahsulleri Ofisi ile Orman İşletmeleri zamanla köylü için bir yük halini aldılar.”

“Memlekette sosyal sınıflar bulunduğunu ve sınıfların ekonomik menfaatleri üzerine siyasi dernekler kurulabileceğini kabul etmek, 25 yıldır savunulan sınıfsız cemiyet anlayışına taban tabana zıttı.”

“Ama ne yaparsa yapsın ne vaatlerde bulunsa da CHP tek parti sisteminin sembolü haline gelmiş olması yüzünden secimi kaybetmeye mahkumdu.”

“Milliyetçilik, laik karakterini kaybetmekte, dini fikirleri ifade ve savunma vasıtası haline gelmektedir.” (!!)

Karpat’ın çok yerinde ve adeta geleceği gören bir tespitini de belirtmeden geçemeyeceğim:

“Ekonomik gelişme, içeriden değişiklikler yapmaya, geleneksel düşünce tarzını değiştirmeye, değişikliğe karşı duyulan direnmeyi ortadan kaldırmaya yetecek hızda olduğu müddetçe laiklik reformları nispeten emniyette demektir. Donum noktası, ekonomik gelişme yavaşladığı, maddi ihtiyaçlar karşılanamadığı zaman gelecektir.” (!!!)

“Osmanlı imparatorluğunda fikri yaratıcılığın İslamiyet adına uygulanan sert bir sansür yüzünden gelişemediği hatırlanırsa, komünizm korkusunun doğurduğu baskının da Türkiye’de yaratıcı politik düşünceyi uzun müddet neden felce uğratmış olduğu kolayca anlaşılır.”

70 reviews1 follower
January 9, 2019
Osmanlı Devletinin son yıllarından Türkiye Cumhuriyeti'nin kurulması ve Demokrat Parti döneminin son dönemine 1958 yılına kadar devam eden süreçte, yaşanan siyasi ve sosyal değişimlerin güzel ve yalın bir şekilde ifade edildiği bir başvuru kitabı. Şans eseri okumama karşın çok beğendiğim bir çalışma.
Profile Image for Hakan Kaysı.
56 reviews6 followers
February 9, 2020
Kitap 1959 yılında yayınlanmış. Esas olarak 1946-1950 döneminde çok partili hayata geçiş kapsamındaki gelişmeler ele alınıyor. Buna karşılık temel tartışma konularının çoğunun güncelliğini muhafaza ettiğini biraz da üzülerek görmemi sağladı.
Profile Image for Dilek S..
8 reviews
May 29, 2018
Bu kategoride okuduğum en iyi kitaplardan biri. Tez danışmanımın tavsiyesiyle almıştım yıllar önce ve ikinci okuyuşum. Yalın dili ve yormayan anlatımıyla konunun ilgilisi herkese tavsiyemdir.
Profile Image for Merve.
30 reviews2 followers
May 26, 2019
Okumaktan keyif aldigim bir kitap. Tarihimizi ogrenmek isteyenler icin keyifle, yorulmadan, heyecanla okunacak bir kitap. Tavsiye ediyorum. Yazarin dili cok naif.
Profile Image for Serdar Tutal.
79 reviews6 followers
February 20, 2020
Kitap güzel ama günümüzü kapsamıyor. Demokrat Parti iktidarı sonrası neredeyse yok.
Profile Image for Murat Şahin.
19 reviews
June 9, 2020
Kitabı ikinci defa okudum. Her okuduğumda çözümlemeleri bakımından oldukça yararlı buluyorum. Kitap, 1959'da yayınlanmış ve amacı 46-50 arasında çok partili düzene geçiş aşamasını yorumlamak ve izah etmek maksadını taşıyor.

Açıklamalarına Türklerin ve İslamın devlet anlayışından tutun, Osmanlı'da sınıfsal farklılık konusunda izahlar sunmasına kadar, İttihat ve Terakki hakkında bakış açısına kadar çeşitli söylemleri var.

Cumhuriyetin inşa edilmesi, asker ve bürokrasi elinde Demokrat Parti'yi yaratan süreçler ve CHP ve DP arasındaki benzer ya da farklı yönler, milliyetçilik ile devletçiliğin ele alınışı meselesine kadar çeşitli konular söylemler var. Mutlaka okunması ve kütüphanenizde bulundurulması gereken bir eser.
Displaying 1 - 7 of 7 reviews