“Başkalarını nasıl gördüğümü biliyor musun? Nereden bileceksin ki... İnsan sadece kendi gözleriyle yanılır. Bulanık bir aşk yaşamıştım bir zamanlar. Beni yanılgılara sürüklemişti. Hayatın anlamını bulduğumu düşündürtmüştü. Sen inanmazdın, ama bir şey demezdin. Suskunluğunu hiç bölmedim o yüzden. Sen sustukça, ben insan aklının olmadığı bir yere gitmek isterdim: Dünyayı anlamlandıran bakışın olmadığı, ağaçlarının iç boşluğuma doğru büyüdüğü...”
Şehrin ve hayatın onları sıkıştırdığı köşeden kaçarak, hayal kurarak, düşünerek, mücadele ederek çıkmaya çalışan ya da çıkmak zorunda kalan bu insanlar, yazının içinden imdat istercesine sesleniyor. Görülmek, sayılmak, bilinmek için... Farklı anlatım biçimlerini araştırdığı bu kitabında Murat Gülsoy, biçare hallerimizin koridorlarında gezinmeye devam ederken, “zihnin yangın yerinden kurtarılmış parçalar”ı irkiltici, düşündürücü bir çerçeveyle sunuyor bize.
1967'de İstanbul'da doğdu. Kabataş Erkek Lisesi'ni bitirdi. Yüksek öğrenimini Boğaziçi Üniversitesi Elektrik-Elektronik Mühendisliği bölümünde tamamladı (1989). Aynı üniversitenin Psikoloji Bölümü'nde “Face-Specific Evoked Brain Potentials”(İnsan yüzlerine ilişkin uyarılmış beyin potansiyelleri) başlıklı tezi ile yüksek lisans derecesi aldı. (1992). İstanbul Teknik Üniversitesi Elektrik-Elektronik Mühendisliği Biyomedikal Mühendisliği programında doktora yaptı. Beyin cerrahisinde kullanılacak bir cerrahi lazer sistemi üzerinde tez yazarak doktorasını tamamladı.
Öykü, roman, inceleme türlerinde eserler vermiştir. Eserleri Sait Faik Hikâye Armağanı (2001), Yunus Nadi Roman Ödülü (2004), Notre Dame de Sion ödülü (2013), Sedat Simavi Edebiyat Ödüllerine (2014) layık görülmüştür. 2004-2021 yılları arasında Boğaziçi Üniversitesi Yayınevi'nin genel yayın yönetmenliği görevini yapan Gülsoy 2014 yılından beri de Boğaziçi Üniversitesi Nâzım Hikmet Kültür ve Sanat Araştırma Merkezi müdürlüğü görevini sürdürmektedir.
Kitapları: * Oysa Herkes Kendisiyle Meşgul, 1999, CAN Yayınları, öyküler. * Bu Kitabı Çalın, 2000, CAN Yayınları, öyküler. (2001 Sait Faik Hikâye Armağanı) * Belki de Gerçekten İstiyorsun, 2000, altkitap.com, öyküler. * Alemlerin Sürekliliği ve Diğer Hikâyeler, 2002, CAN Yayınları. * Binbir Gece Mektupları, 2003, CAN Yayınları, öyküler. * Bu Filmin Kötü Adamı Benim, 2004, CAN Yayınları, roman. (2004 Yunus Nadi Ödülü) * Bu An’ı Daha Önce Yaşamıştım, 2004, CAN Yayınları, öyküler. * Büyübozumu: Yaratıcı Yazarlık, 2004, CAN Yayınları, inceleme. * Sevgilinin Geciken Ölümü, 2005, CAN Yayınları, roman. * Kâbuslar, 2006, altkitap.com, öyküler. * İstanbul'da Bir Merhamet Haftası, 2007, CAN Yayınları, roman. * Bize Kuş Dili Öğretildi, 2008, altkitap.com, resimli-roman. * 602. Gece Kendini Fark Eden Hikâye, 2009, CAN Yayınları, inceleme. * Karanlığın Aynasında, 2010, CAN Yayınları, roman. * Tanrı Beni Görüyor mu?, 2010, CAN Yayınları, öyküler. * Baba, Oğul ve Kutsal Roman, 2012, CAN Yayınları, roman.(Notre Dame de Sion Edebiyat Ödülü) * Nisyan, 2013, CAN Yayınları, roman. * Gölgeler ve Hayaller Şehrinde, 2014, CAN Yayınları, roman.(Sedat Simavi Edebiyat Ödülü) * Yalnızlar İçin Çok Özel Bir Hizmet, 2016, CAN Yayınları, roman. * Öyle Güzel Bir Yer ki, 2017, CAN Yayınları, roman. * Ve Ateş Bizi Tüketiyor, 2019, CAN Yayınları, roman. * Belirsiz Bir Anın Kıyısında, 2021, CAN Yayınları, öyküler. * Ressam Vasıf'ın Gizli Aşklar Tarihi, 2023, CAN Yayınları, roman.
Murat Gülsoy’a denemeleriyle başladım (602. Gece), sıra hikayelerinde, sonra da romanlarını okumayı planlıyorum. Bu hikaye kitabı ilk bölümdeki yedi hikaye ile kitabın ikinci yarısından itibaren başlayan deneysel hikayelerden (deneysel roman olur da deneysel hikaye olmaz mı ?) oluşuyor. Deneysel kısmı kitabın yarısında çizgi hikaye (çizgi roman) ile başlıyor. Kelimeler birbirini çağrıştırıyor, ortaya düz metin veya notlar hatta aforizmatik metinler çıkıyor.
Kısa ama vurucu cümlelerde psikolojik ağırlık kendini hissettiriyor metinlerde. “Karanlıkta” adlı hikayeye bayıldım. “Genleşen Kafka Metni” ise mükemmel bir deneysel hikayecilik örneği. Yaratıcı yazarlık atölyesi varmış Murat Gürsoy’un. Bu hikayelerdeki yaratıcılığını ve kelimelerle yaptığı oyunları görünce yazmak isteyenler için bu atölyenin iyi bir seçenek olabileceğini düşündüm. M. Gülsoy’a devam.
Kalemini sevdiğim bir yazar Murat Gülsoy, bu kitapta farklı işçilik ve tarzları denediği için bile okunabilir bana göre. En sevdiğim öyküler onun kaleminden çıkmış olmasa dahi benim için romanlarının yeri ayrıdır. Türk edebiyatında muhakkak okunması gereken bir yazar olduğunu paylaşmak isterim.
İçinde yer alan hikayeleri başka bir kitapta daha okumuştum. Ama yazarın hangi kitabındaydı bu hikayeler hatırlamıyorum. Ve böyle olmasından nefret ediyorum. Kendimi kandırılmış hissediyorum şu an.
Ben böyle kitapları, bir yazarın, adını yeteri kadar tanıttıktan sonra ne yazarsa yazsın basılacağını bilme lüksünün ürünü olarak görüyorum. Daha önce kitabı tanınmamış, adı sanı bilinmeyen birinin imzası olsaydı bu dosyada hiçbir yayınevinin kapısından giremezdi.
"Boşluk"lar ile donanmış öyküler, şaşırtıcı sonlarla bit(mey)en üslup genel bir özelliği Murat Bey'in. Bu özellik, okuyucuyu ayaklarından tutup, huzursuz bir düşünme boşluğuna sarkıtıyor. "Adını taşıyamamak" olgusu ile tanışıp, çok kullanılan, tekrarlanan sözcüklerin anlamını yitirmesine tanık oluyorsunuz farkına varmadan. "Askıya alınmış bir zaman diliminde" kendi zihninizde "boşluk" olup olmadığını sorguluyorsunuz. "Yazının çıkışsız bir labirent olduğunu" anlamanız, Mungan'ın Yaz Geçer'indeki "..yazsan da geçmez"ini çağrıştırıyor. "Uzak kentlerin unutulmuş otel odalarında" yalnızlaşan insanın gözünde donuyor her bir hayat karesi. Yazı, ellerinden tutup çözüyor bu donuklukları...
[büyük bir boşlukta ilerliyorsunuz arada sırada karşınıza cümle öbekleri çıkıyor siz devam ediyorsunuz çöl gibi bir yer işte noktasız virgülsüz sonsuza doğru uzanıyor bunca boşluğun içinde sizi ayakta tutan tek şey merak nedir bu cümleler kim neyi anlatıyor sonunda ne var kim var sadece bir ses mi nasıl bir çöl bu yazı çölü]
"Sürpriz Son"larda "Olağandışı bir boşluk". Gülsoy'un kitabında "boşluk"larda ilerleyin, çölümsül hoşluklarla dolsun boşluklarınız...
Murat Gülsoy'un kurmaca dili üzerine inşa edilmiş 19 hikaye içeriyor kitap. Her birinde farklı tarzlar denenen, birkaç hikayenin iç içe geçtiği öyküler var. Öykü karakterinin gerçek hayatta var olması, okuyucunun öykü karakteri olduğu gibi çapraz ilişkilerde yer alan öyküleri seviyor yazar. Bir öyküde geçen hikaye başka hikayedeki karakterin okuduğu kitabın içerisinde yer alabiliyor mesela. Çok katmanlı yapılar her zaman ilgimi çekmiştir, Bize Kuşdili Öğretildi hikayesine kadar olan kurmacalar hoşuma gitti, ancak sonrasındaki kısımlar ise zorlama geldi. Bazen hikayelerin ortaya çıkması için zorlamanın şart olduğuna inandırdığı için de verdiği mesaj anlamında beni tatmin etti. "Karanlıkta" hikayesi en fazla beğendiğim öykü oldu.
Böyle okuyup biten, okurken giden, öykü bitince “eee ben ne okudum şimdi?” Diye sana sorduran yazın tarzı. Böyle hızlı hızlı okuyayım diyorsan bir kere daha dur, bir kere daha düşün… aslında hikayelerde bir sürü şey anlatıyor yazar. Sen belki bir, belki iki tanesini anlıyorsun. Bu tür kitapları eğer seninle beraber okuyabilen biri olursa tartışmak çok keyifli. Yazarın romanlarını merak ettim. Keyifli okumalar.