Çağatay Yaşmut, yerli polisiyenin son yıllarda öne çıkan yazarlarından. Yakınlarda yayımlanan Bir Başkomiser Galip Polisiyesi’nin dördüncü kitabı Kadıköy Cinayetleri’yle Dünya Kitap dergisi tarafından verilen “Altın Sayfa Yılın Polisiyesi Ödülü”nün de sahibi oldu. Yaşmut’un yerli polisiyemize armağan ettiği Başkomiser Galip karakteri, sadece olayları çözümleyişindeki yöntemiyle değil, bilakis yaşayan, nefes alan özgün bir roman karakteri olarak, hem fazlasıyla sıradan, hem de fazlasıyla sıradışı özelliklere sahip oluşuyla polisiye romanlarda karşılaştığımız diğer dedektif karakterlerinden epeyce ayrılıyor.
Biraz espri biraz nükte olsa şu seride keşke. Çok depresif. Şu yanı güzel: Cinayet büroda çalışmanın ne demek olduğunu hissettiriyor, ekibin bir parçası oluyorsunuz. İstanbul'u güzel kullanıyor , tanıdığımız mekanlarda dolaştırıyor bizi. Ancak ben karakterlere sempati besleyemediğim için çok sevemedim.
Çağatay Yaşmut’un şimdiye kadar okuduğum en iyi kitabı. Akademi öğrencileri arasında geçiyor ve Galip katili bulana kadar sıkı gidiyor. Bir, iki noktaya değinmem gerekirse Başkomser Galip her kitapta hep aşk acısı çekiyor. Kadınlarla bitmez tükenmez sorunu var. Ya terk ediyorlar, ya ölüyorlar. Hep yardımcıları tarafından son anda kurtarılıyor. Daha önce de yazdığım gibi kadınlardan hep memeleri ve popoları, dudakları ve gözleri, tüm fiziksel özelliklerinden söz ederek tarif veriyor ki, bu son derece rahatsız edici ve aşırı cinsiyet ayrımcı bir tutum. Erkeklerden pantolonun önü şöyleydi, şeyi küçüktü, büyüktü gibi tarif vermiyorsa kadınlara da böyle yaklaşması çok ters ve yakışıksız.