Madem su çigdemin bir fikri; su serçenin Özel esyasi; su tasin yarina kalma kaygisi yok, bunlarin hiçbiri bende de olmasin... Diye çok düsündüm. Hatta kendimce birtakim kararlar bile aldim.Ama olmuyor. Bir yandan yazdiklarim vasitasiyla fikir beyan ediyor, bir yandan olmadik seylerin koleksiyonunu yapiyor, bir yandan da yarina daha fazla kalabilmek için tüm gücümle siire abaniyorum.Özledigim veya heves ettigim dünya ile içinde bulundugum dünya arasinda, kabul etmek gerekir ki, dünya kadar fark var.Dogrudur, bir otun bile iddiasi vardir. Fakat bunu asla dile getirmez.Dogrudur, havaya attigimiz tas bile tekrara düsmez. Bir kar tanesi bile kendini tekrar etmez. Ama biz ederiz. (Tanitim Bülteninden)
1 Eylül 1970 yılında Kastamonu ili Taşköprü ilçesinde doğdu.
Lise eğitimini yarıda bırakıp edebiyata yöneldi. Bir dönem kitapçılık yaptı.
İlk şiiri 1988 yılında yayınlandı. Sonrasında ağırlıklı olarak Dergâh, Kırklar, Derkenar, Merdiven, Endülüs, Kardelen, Düş Çınarı ve Kaşgar dergilerinde göründü.
1998 - 99 yılları arasında Sağduyu gazetesinde kültür sanat editörü ve köşe yazarı olarak çalıştı.
1999'dan beri Milli Gazete'de köşe yazarlığı ve düşünce sayfası editörlüğü yapmaktadır.
2000- 05 yılları arasında, 36 sayı yayınlanan Kırklar dergisinin genel yayın yönetmenliğini yaptı. Aynı yıllar içinde, Birey ve Birun yayınlarında dizi editörlüğü yaptı, kırk civarında şiir, hikâye ve deneme kitabının yayınlanmasına vesile oldu.
Ağır Misafir adlı eseriyle, 2008 yılında, Türkiye Yazarlar Birliği tarafından "Yılın Şairi" seçildi. Aynı yıl, "Yılın Yazarı" ödülünü de aldı.
Evli ve beş çocuk babasıdır.
ESERLERİ Şiir: Üç Köpük, Peltek Vaiz, Güzellik Uykusu, Giderken Söylenmiştir, Ağır Misafir.
Deneme: Uçuş Denemeleri, Son Düzlük.
Ayrıca üç kitap halinde Dergâh dergisi Şiir, Hikâye ve Yazı Güldesteleri'ni yayına hazırladı.
İbrahim Tenekeci ağabeyi ilk başta şiirlerinden tanıdım. Ne güzel de tanıdım. Şairin şahsiyeti az çok şiirinde zahir olur, yoksa şiir teknisyeni mi demeli?
Bazı zamanlar, hüzün şuurunun huzuruna çıkarıldığım zamanların hemen hemen birçoğunda, İbrahim Tenekeci şiirlerine abandığımı selim bir hafıza ile anımsayabiliyorum. Bunu söylememin sebebi de şu: İbrahim Tenekeci'nin şiirlerinde bulunan, daha doğrusu kendi şahsiyetimle şairin şahsiyetinde bulduğum bir hüzün dokusundan besleniyor, alıp peteğime, kovanıma koyuyorum. Bu böyle de devam eder, bireyden, kimlikten bağımsız; şahsiyete, yani şiire bağlı kalarak.
Bu ilk bakışta adını "narin" bulduğum kitaptaki yazıların büyük bir kısmı, doğal olarak en fazla yazıldığı döneme ait, 2008-2010. Gündemi yorumlayan bir kalem ortada beliriyor. Ne kadar farklı bir mürekkep taşıdığı da ortada. Yazarın fikriyatını her cümlede "saygıyla" vurgulamış olmasına saygı duyuyorum ve belli noktalarda katılmıyorsam da, diyecek birşey bulamıyorum. "Korkuya dayanmayan saygı, saygıdeğerdir."
Kitabın neredeyse her sayfasında yer alan alıntılar, gereksiz yere eklenmemiştir. Yerinde anımsatılmış ve anlam taşımıştır. Sözü fazla yormayayım, teşekkür ederim deyip kesmeliyim.
Yazarın gazete yazılarından oluşuyor.Yazarın ideolojisini devamlı vurguladığı eserlerden zevk alamıyorum bana sanki en doğru fikir benim görüşüm der gibi hissettiriyor. Ama bu tür gazete yazılarında görüş ve fikrin vurgulanması olağan. Onun dışında değişen ve sekülerleşen dünya ve Türkiye üzerine yazdığı şeyleri sevdim ve ilgimi çekti. Kitaptaki alıntılar güzeldi ve bu kitaptan görüp merak edip okumak istediğim kitaplar oldu. Örneğin, Valery(imge ve sanrı) ve İsmet Özel(cuma mektupları,bir yusuf masalı) gibi.
Bu tarz çalışmalar kolaya kaçılıp maalesef yeterince özenli yapılmıyor ülkemizde. Yazarın 2008-2010 arasındaki gazete yazılarından oluşuyor. Çok tekrar içermesi biraz sıkıcı. Ayrıca dönemin gündemini bilmiyorsanız bazılarının ne üzerine yazıldığı anlamayabilirsiniz. Yine de yazarın hayata bakışını anlamak için okunabilir.