“Ben Tanık. Olmuş bitmiş her şeyin ve olup olacak her şeyin tanığı.Birlikte çok eğleneceğiz. Gösteri yeni başlıyor.”
“Bazen beklenmedik şeyler olur. İyi ya da kötü dediğin. Oysasenaryonun kendisinin hiç umurunda değildir, senin ne beklediğin.”
Eskort Rüya Nilay Kosova, müşterilerine “Aşk Simülasyonu” adlı hizmet paketleri sunarken, kendini çözülmemiş bir cinayetin ve annesiningiderken bıraktığı sırların ortasında bulacaktır. Kayıp bir kitap vegizemli bir Tanık; varoluşun anlamı peşinde savrulan Nilay'ı,yaşam tapınağının en alt dehlizlerine indirecektir.
Pınar Eğilmez, okurlar tarafından büyük bir ilgiyle karşılananUçan Tabut adlı romanının ardından Tanık'ta, bizi soluk soluğa okuyacağımız bir maceraya sürüklüyor.
Pınar Eğilmez, 1975’te Mersin’de doğdu. Hacettepe Üniversitesi Edebiyat Fakültesi’nde, İngilizce Mütercim Tercümanlık eğitimi aldı. Takip eden yıllarda, aralıklarla yurtiçinde ve Kuzey Afrika'da bulunan yazar, halen Basra Körfezi’nde yaşıyor. 2017 yılında kendi imkânlarıyla bastırdığı Uçan Tabut adlı romanının ses getirmesi ve kendi okur kitlesini yaratmasını takiben Tanık adlı ikinci romanı ile Doğan Kitap ailesine katıldı. Evli ve Ada'nın annesi.
“İdrak” barını bir anlatışı var Pınar Eğilmez’in, kendimi resmen orada sandım. Şarkıcının söylediği şarkıyı, şarkıcının sesini bir tarif edişi var; sanki duyuyorum sandım. Nilay’ın dönüştüğü Rüya’yı bir anlatışı var; Nilay’dan bana uygun bir “Simülasyon Paketi” satın alasım geldi. Diğer taraftan Zerrin’in içsel dünyasında kayboldum, sarsıldım. Benim çok kafa yorduğum dualizm (ikilik) konusu çok etkileyici bir biçimde ele alınmıştı. * Aşk dediğimiz şeyin kendisi topyekün bir simülasyon mu?
Uçan Tabut ile yükselttiği çıtayı bir anda aşağı çekmesi beni çok şaşırttı. İkisini yazan aynı Kadın mı diye sorgulamadan edemedim. O şahane kitaptan sonra daha da titizlenmesi gerekirken çok aceleci davranmış yazar. Hem kurgu, hem de cümleler çok daha iyi olabilirdi diye düşünüyorum.
Pınar Eğilmez, Uçan Tabut kitabıyla birçok okurun beğenisini kazanmış bir yazar. Ben daha öncesinde Uçan Tabut’u okumamış olsam da Tanık uzun bir zamandır okunmayı bekleyenler arasındaydı. Bizim Büyük Challange’ımız bir Türk kadın yazar tarafından yazılmış bir kitap kategorisi için seçmiştim. Hevesle başlasam da ne yazık ki beğendiğim bir kitap olmadı. Annesiyle sorunlar yaşayan Nilay’ın eskortluk hayatından bazı parçaları ve bir taraftan da annesinin hayatını kısım kısım anlatıyor. Bana dağınık hissettiren bir roman oldu. Sanki yazar her şeyden bir parça eklemeye çalışmış ama tam birleştirmeyi yapamamış gibiydi. Nilay karakteri sevimsiz geldi ki yazım tarzını yer yer özensiz buldum. Ancak aşk simülasyonu kısımları ilginç geldi. Farklı bir roman ortaya çıkarılmak istenilmiş. Başlangıçta sanki kitabın ortasındaymışım gibi hissetmiştim ki bitirdikten sonra yorumlara baktığımda bunun nedenini gördüm. Nilay, Uçan Tabut kitabında da anlatılan bir karaktermiş. 2 kitap birbiriyle başka yerlerden bağlantıya sahip mi bilmiyorum ama bu kitabı beğenmememi az da olsa nedene kavuşturuyor. Sonu düşündüğümden farklı bitti ama sanırım farklı şekilde yazılmasını isterdim. Maalesef kitabı sevemedim.
Nilay. Ergenlik yılları. Anne ve babasına duyduğu öfke. Onları bir türlü hayatının herhangi bir yerine koyamayışı. Özellikle annesi. Sonra içinden rüyayı çıkarması. Yaşadığı iki farklı hayat içinde kendini kaybetmesi. Annesinin kaybı ve annesinin kaybı ile ortaya çıkan günlükler. Aslında bir zamanlar annesinin de benzer ama bir yandan da farklı bir şekilde iki hayat yaşadığını keşfetmesi. Onu affetmesi. Kendi içine dönmesi.
Çok beğendim, yazar ile tanışma kitabım olduğu için mutluyum.
'Tanık'la az önce vedalaştık, henüz kitap ve bende sebep olduğu haletiruhiye demlenmedi. Yine de sıcağı sıcağına bana kalanları yazmazsam tesirin uçup gideceğinden korkuyorum.
Yazarı Uçan Tabut'la tanımış ve tarzını çok beğenmiştim. Bu kitabın referansı Uçan Tabut'tu yani. Keşke o çıtayı koruyabilseydi!
Nasıl anlatmalı... İçimde ince bir hayal kırıklığı var. Az evvel neyle vedalaştım ben hissi...
Kitaba başladım, bir aşinalık, bir yinelenme... 'Tamam' dedim, 'bu Uçan Tabut'ta Nilay'dan okuduğumuz kısım, olsun, başlangıcı buradan almış yazar.' Sonra sayfalar ilerledi, yine tanıdık karakterler baş gösterdi. Yazar neden vedalaşamamış ilk kitabının karakterleriyle anlayamadım. Bağlantıları anlatılmak istenen hikayede sığ kalmıştı, özümseyemedim. Okurken bir parça kırıldım yazara, 'keşke' dedim, 'Nilay'ı ilk kitaptaki haliyle bıraksaydı zihnimde.' Bazen 5-6 sayfayla anlatılan şeyin tadı, bir romana yayıldığında böyle kaçıveriyor.
Yine de tamamen vakit kaybı da diyemiyorum, çünkü arada öyle cümleler var ki yine ilk kitaptaki o lezzeti anımsatıyor. Yazarın kalemindeki ışık 'ben buradayım' diyor, 'kaybolmadım ama bu kitapta saklandım.' O ışığın hatrına... Başka kitaplara...
Uçan Tabut kadar olmasa da etkileyici, kurgusu güzel bir kitap. “Tanık” Selin’in kızkardeşi ve annesi ekseninde geçiyor. Nilay’ın herkesten gizlemeye çalıştığı ikili hayatı, anneden yoksunluk, sırlar, geçmişten gelen bilinmeyen bir doktor çözülmeler ve kimsenin bilmediği bir kitap... “Hayat, yaşadığın süre boyunca kendi ekseninde oluşturduğun dağınıklıktan başka nedir ki! Sonra tüm etrafına serpiştirdiklerin döne döne ufalanır, bir toz bulutundan ibaret kalır. En son sen döne döne ufalanır ve sönersin, sönen bir yıldız gibi.” .... “Kendi varlığımı teyit etmek gibi bir şeydi benim için, kendi kendime konuşmak.”
Bu kitap hakkında şöyle bir yorum okumuştum; ilk kitap uçan tabut’tan sonra çıtayı düşürdüğüne dair. Pek tabii ki saçmalamış diye düşündüm ama az önce fark ettim ki bu kitap hakkındaki en doğru yorum. İlk kitaba göre gayet güzel başladı aslında tanığın konuşmaları bence gayet gereksiz ve uzundu ,ama konu bir şekilde akıyor ve ilginç hale de geliyordu taş ki son bölüme kadar ,bence o kadar saçma bir şeyle bağlanıp bitti ki kitap , kalakaldım. Yani ilk kitabın son bölümü çok beğenip bunun da son bölümünü hiç beğenmeme kaç point ? Kitapların ikisinde de karakterlerin bir şekilde haberleri bile yokken birbirlerinin hayatlarından geçmeleriydi bence tek güzel olan😉 onun dışında gerçekten abartıldığı kadar muhteşem olduklarını düşünmüyorum.
Zerrin’in iç dünyasında kaygı bozukluğunun kök nedenine indiği sayfalarda çoğu insanın kendisine bir bakıp acaba? diyeceğini düşünüyorum. Uçan Tabut’tan sonra yazarın bu kitabı da beni tatmin etti. Hikaye orta hızda devam edip sonlara doğru size sayfaları hızlı hızlı çevirtmeye başlıyor. Nilay’dan bir simülasyon paketi alasım gelmedi de değil hani
Ucan Tabut'ta tanidigimiz Nilay'in ilginc hikayesi bu romanda devam ediyor. Ilginc konusu ve yazma tarzi ile Pinar Egilmez'in bu kitabini da cok begendim.
Yazarın ilk kitabını beğenmiştim (kendi imkanlarıyla bastırmış). Ancak bu ikinci kitabı biraz havada kalmış. Gizem ve kurgu oldukça havada kalmış. Hikayenin bitiş şeklini beğenmedim. Yine de yazarın anlatımı ve kalemi parlak. Kendine özgü yöntemlerle escortluk yapan bir kadının hayatından bazı kesitler var. Aslında bu kitap baz alınarak bir dizi oluşturulabilir. Rizzoly & Isles gibi; ancak burada her bölümde cinayetler çözmek yerine her bölümde bir kişisel analiz yapılır ve psikanalitik çözümlemeler yapılır. Bazı bölümlerde komik olaylar ve bazı bölümlerde de polisiye olaylar işin içine dahil edilebilir.
Kitap, sizi o içinizde çoğu zaman farkında olmadığıniz incecik bir çizgiye getirip bırakıyor sonrasında ise once onun seçtiği yolu izler ardından yolunuzun ne olduğunu sorgular buluyorsunuz kendinizi... Bittiğinde ise yüzünüze atılmış bir tokatin sizisi ile hafif bir pembelik kalıyor... Kurgu olarak Uçan Tabut'a göre daha zayıf kalsa da yazar sizi sözcüklerle sizi yakalıyor ve icsellestirmenize olanak sağlıyor.
Uçan Tabut’u çok sevmiştim. Tanık’ı biraz daha zorlama buldum. Tat almadım mı? Tabiki aldım. Özellikle anneyi kaybetme ve geçmişe dönüp ilişkiyi gözden geçirme anlarında mıhlanmış gibi oldum. Duyguları çok iyi ifade eden bir yazar Pınar Hanım. Sadece başladığı kadar lezzetli devam edemedi benim için. Yine de 3. Kitap gelirse mutlaka okurum.
This entire review has been hidden because of spoilers.
Yazarı Uçan Tabut romanıyla tanıyıp anlatımını, kelimeleri kullanış tarzını çok sevmiştim. Sonra hemen Tanık da alındı ve okundu. Yine çok etkileyici, su gibi akan bir romandı. Ne yazsa okurum dediğim yazarlardan oldu kendisi.
“Uçan Tabut” ne kadar harikaydı, bir solukta okumuş, birçok arkadaşıma tavsiye etmiştim. Fakat ne yazık ki “Tanık” öyle değil. Çocukça ve amatör fikirler, sözler, kurgu; şaşırdım.
Yazarın okuduğum ilk kitabı. Genç bir kadın; onun dönüşümü, ailesi ama özellikle annesi ile ilişkilerini irdeleyen akıcı bir kitap. Modern Türk edebiyatından beklentim -özellikle Kadın yazarlardan- çok daha yüksek olduğu için beklentimi hiç karşılamadı, sonundaki felsefe bana geçmedi.
Bir insanın zihninde olan biten ile gerçek hayattaki olaylara verdiği tepkiler iç içe geçerek sade ve günlük konuşma dilinde çok canlı aktarılmış. Sürükleyici bir roman.
2018’de okuduğum son kitap oldu Tanık. Açıkçası yazarın ilk kitabı olan Uçan Tabut’dan aldığım tadı alamadım bu kitaptan. Bana dağınık ve kopuk hikayelerin zoraki bir birleşimiymiş gibi geldi. Ana kahraman Nilay/Rüya karakteri etrafındaki diğer karakterlerin hikayelerini okurken, ana karakterin gelişmek ve derinleşmek yerine daha çok kendisine eklemlenen hikayeleri bir arada tutma işlevi gördüğü izlenimini edindim. Kitabın ortalarına doğru beni ortaya çıkan Tanık/izleyici tam beni yakalamıştı ki Nilay’ın geçmişinden çıkagelen eski bir tanıdığı ile ardından da Rüya’nin bir müşterisiyle yaşadığı sıkıştırılmış cinayet (yan) hikayesi dikkatimi tümüyle dağıttı. Son bölümde, düğümün Ama çözülme anı olması gereken Ziya Bey’le dialog doyurucu olmadığı gibi, kurgunun Tanık’ın ağzından zamanın döngüselliğine bağlanma biçimi de tam bir hayal kırıklığıydı. Bütün bunlara rağmen yazarın hayata ve ilişkilere dair sağlam saptamaları Uçan Tabut’tan tanıdığım Pınar Eğilmez’in hala orada olduğunun ve tekrar ortaya çıkmayı beklediğinin kanıtı. Umudumu yitirmiş değilim.