Tiyatro ve sinema oyuncusu, yönetmen, çevirmen, senarist, eğitmen Yılmaz Gruda aynı zamanda bir “karşı roman” ustası. Yeşilçam, onun çok yakından tanıdığı bir cehennem. Cehenneme hoş geldiniz!
Ankara Ticaret Lisesi'ndeki eğitim sürecini yarıda bırakarak devlet memuru olan Gruda'nın yazdığı şiirler, 1950'li yıllarda, çeşitli dergilerde yayımlanmaya başladı. 1956 yılında girdiği Cep Tiyatrosu'nda başlayan oyunculuk yaşamı, Ankara Devlet Tiyatrosuna ait Küçük Tiyatro'da devam etti. Ankara Meydan Sahnesi ve Nisa Serezli topluluklarında da görev yaptı. Bir süre yeniden memurluk hayatına dönüp, muhasebecilik yaptı. Muammer Karaca tiyatrosunu yönetti. Ayşen Gruda'nın eski eşi olan sanatçı, aynı zamanda Attilâ İlhan ile beraber mavi hareketini yaratan şairlerdendir. Seyirlik tiyatro oyunları da yazıp, çeviriler yapan Gruda'nın eserlerinde geleneksel Türk tiyatrosu ve Çehov etkisi açıkça görülür. Sanatçının yayımlanmış eserleri bulunmaktadır. Kamera önünde de yer alan Yılmaz Gruda, sinema ve dizi filmlerde rol almaktadır.
Figüranların dünyasını ve çektikleri sıkıntıları anlatma fikri bence güzel ama anlatım tarzı yazık ki kötü. Orijinal ve marjinal benzetmeler, tabirler kullanma dozu biraz abartılı olmuş, tadı kaçmış. Yeşilçam cehennemi ismi sanki figüranlar haricinde jönlerin, yıldızların da dünyasını kapsıyormuş algısı yaratıyor olabilir ama değil; yalnızca aşırı derecede az iş alan figüranlar ve bu işi bırakmamakta, aç kalmakta ısrarcı olanlar anlatılıyor. Diyaloglarda "edebiyat kesme" kısmı kabak tadı verebilir, başta da dediğim üzere anlatım tarzı kötü. İşin ilginç yanı şu; Yılmaz Gruda'nın daha pek çok kitabı var. Biyografisine de şöyle bir göz attığımızda edebiyat, tiyatro, oyun yazarlığı, sinema, sanat yönetmenliği, vb işlerle uğraştığını da görüyoruz.