“Belki diğer düşünce alanlarına nazaran, Türkiye’de siyasal düşüncenin sınırlı doğasını açıklayan en önemli etken de yine devlet merkezli ve katı bir milliyetçilikle malul bu siyasal alanın ve onun muktedir aktörlerinin, Türkiye’yi sürekli ve topyekûn bir kriz toplumu olarak kurmayı başarmasında yatıyor. Topyekûn kriz hali, devletin kendisinin basitçe bir kurum olmanın çok ötesine geçerek siyasetin ta kendisi haline gelmesini sağlıyor ve her siyasal faaliyetin devletle ilişkisi üzerinden anlaşılmasını siyasetin tüm icracılarına dayatıyor.”
Muhalif çevrelerde mevcut siyasal durumu aktarmanın ve betimlemenin, anlamaya ve kavramaya galebe çaldığı maalesef görmezden gelinemeyecek bir gerçek olarak karşımızda duruyor. “Kral çıplak!” demenin de bir anlamı var elbette fakat “felaket” olarak addedilen dipsiz kuyuya tepetaklak yuvarlanmaya mahal vermeyen, gerçeklikle ilişkisini koparmamış ve yakıcı/yıkıcı siyasal gelişmelere duyarsızlaşmamış alternatif kavrayışlara olan ihtiyaç kendini dayatıyor.
Yeni Türkiye’nin Ruhu, tam da bu ihtiyacı tespit eden, “hınç, tahakküm, muhtaçlaştırma” stratejilerinin nasıl işlediğini titizlikle ele alan, Yeni Türkiye’de “yeni” olanı kavramaya aday, kıymetli ve eşsiz bir inceleme.
Okuru, ümidi diri tutabilmenin imkânlarına doğru aklıselim bir yolculuğa davet ediyor…
Aslınd akınu olarak ilginiz varsa okunması gereken bir eser. Derleme bir çalışma. Genelde dergilerde yayınlanan makaleler mevcut.
Tüm referansların olduğu sayfa ne yazık ki yok. Dipnotlarda referans vermek yeterli değildir.
Asıl problem çok uzun, ağdalı, fiilimsi ve bağlaçlar ile sürekli bağlandığı için okuyucunun başta okuduğu şeyi unutmasını sağlayan, anafikirden uzaklaşan, sürekli tekrar etmesi gereken ve bu yüzden ayrıca zaman kaybettiren, özü yakalayamayıp detaylarda boğulmaya sebebiyet veren, aynı bu cümleyi okumayı bıraktığınız gibi bazı cümlerleri okumayıp, hatta paragrafları geçip, bazen bölümü bile tamamlamadan, "tamam, ben özü ve anafikri anladım." dedirten, genelde 5 satırdan uzun olan ve akademisyenim ben diyerek özellikle bunu yapmaya çalışan ama sondan bir önceki bölümde de Türkiye'de akademisyen olmanın zorluklarından ve makale yayınlamanın bilimin temeli olmadığından bahsedip bu yazı şekliyle uzun uzun bir sürü makale yazabilecek olduğunu gösteren bir yazarın bu acı dolu eserin kaleme alındığı bir kitaptır. Umarım kısa zamanda tekrar elden geçirmeyi düşünür.