Bir oda düşünün. Odanın ortasında yuvarlak bir masa. Karşı karşıya oturan üç farklı kadın, üç farklı adam. Kesişen bakışların çoğunda sevgi, Kesişen bakışların çoğunda nefret, Kesişen bakışların çoğunda ise hasret vardı. Berçem, Barzan Hezeroğlu'nun gözlerine baktığında vaat ettiğim hiçbir ümidi boşa çıkarmadım anlamını severek okuyor. "Benim senden başka kadına ne kalbim ne huzurum var." Helin, Miran Kara'nın gözlerine baktığında kalbini hunharca ezerek beynini işgal eden sözlerini tekrar tekrar "Yok ulan, sana karşı hiçbir şeyim yok. Sana karşı zerre sevgim, saygım, dokunmaya tahammülüm yok!" Alaz, Afran Sözeri'nin gözlerine baktığında evine gelip konuşmak isteyen adamın gözü karalığını sorguluyor. "İstediğim senin rızan. Eğer hayır dersen kendimi geri çekerim. Barzan'ın izin vermemesi için her şeyi yaparım." Bu masada kaybetmek yok. Kazanmak için elim bir mücadele var. Kimi acısına, kimi mutluluğuna, kimi sonuna.
2.kitap daha çok yan karakterleri ele almış. Miran ve Helinciyim tüm kitap onlardan ibaret olsa gayet keyifli olurmuş. Barzan'dan hala hoşlanmıyorum Miran&Helin okumayı tercih ederdim 💅🏻
İlk kitaptan saha çok sevdim. Barzan’ı daha az okumak çok iyi geldi. Başından beri Berçem ve ikisi bana asla geçmemişti.
2.kitapta başka çiftlerimizde olduğu için hikaye daha geniş açılıydı ve burda Miran ve Helin’i daha çok sevdim.
Her ikisi de çok güzel yazılmış karakterlerdi. Helin’in boyun eğmemesi, haksızlığa gelmemesi güçlü duruşu çok iyiydi. Miran yer yer kızdırsa da karısına karşı duruşu, ezmeyip ezdirmemesi güzeldi. Canını yaktığı kısımlarda bir enseye tokat hak etti ama.
Son özel kısımda o kadar çok isim vardı ki kim kim anlamadım bile. Üstün körü yazılmış bir epilog gibiydi.
Genel itibariyle ilk kitaba göre güzeldi, bende ihtiyacım olan zamanda okudum sanırım.