“İçinde biriktirirsin bazen. Sonra katmer katmer üstüne yığılır biriktirdiklerin. Taşıyamaz hale gelirsin. Hele bir hücrede tek başınaysan, esirsen… Ya seni yer bitirir içindekiler ya da dökersin onları, eyleyerek, söyleyerek. Elinizdeki romanda da böylesi bir iç dökmenin sesi tınlıyor.
Bu kitabın en önemli özelliği yazılmış olmasıdır. Kendini toplumsal ve bireysel dertlerin dermanına adayan bir yiğit insanın, sıkıştırılmaya çalışıldığı iki metrekarelik bir zindan hücresine sığmamış olmasıdır. O hücreden taşanların, bütün engellere rağmen halkıyla buluşmuş olmasıdır. E, daha ne olsun? Kitabın ilk sayfasını açın, İdris kolunuza girecek ve sizi Diyarbekir'in surlarında, küçelerinde, sevdalarında ve kavgalarında eşsiz bir yolculuğa çıkaracaktır.
Gül ve Ciwan'ın aşkları ile Cengo'nun iç alemindeki çatışma gerçek bir savaşın acılı coğrafyasında iç içe geçerken, özlü bir sorgulamayı da ihmal etmeyen bu hikâyeden hepimize mesaj var.
Eline, yüreğine sağlık kardeşim, arkadaşım, yoldaşım.”
Selahattin Demirtaş
“Galipler ile mağluplardan bahseden resmi tarih; dipte, derinde filizlenen direnme ve dayanışma gücünü ıskalar. İdris Baluken, bu romanında, üç yoldaşın öyküleri aracılığıyla işte bu direnme ve dayanışmanın bir yaşam tarzı olarak çiçeklendiğini duyuruyor bize. Aşksa olmazsa olmazıdır bu yaşamın. Keje Ana'yı ise hiç unutamayacağım galiba.”
İdris Baluken, 2 Temmuz 1976 tarihinde Bingöl'de Mehmet Sait ve Hacere Baluken çiftinin çocuğu olarak doğdu. 1992 yılında Bingöl Lisesini bitirmesinin ardından Ankara Üniversitesi Tıp Fakültesi'nden mezun oldu. Heybeliada Göğüs Hastalıkları ve Göğüs Cerrahisi Eğitim Araştırma Hastanesinde göğüs hastalıkları ve tüberküloz alanında uzmanlığını aldı. Bingöl Verem Savaş Dispanseri, Bingöl Devlet Hastanesi ve Diyarbakır Göğüs Hastalıkları Hastanesinde uzman doktorluk, Toraks Derneği, Türk Tabipleri Birliği ve SES Diyarbakır Şubelerinde yöneticilik yaptı. Uzmanlık dalıyla ilgili olarak yurt içinde ve yurt dışında çok sayıda akademik çalışmaya katıldı. Evli ve 2 çocuk babasıdır.
TBMM XXIV. Dönem Bingöl, XXV.ve XXVI. Dönem Diyarbakır milletvekilidir.
4 Kasım 2016'da Bingöl'de tutuklanan Baluken hakkında, "devletin birliğini ve ülke bütünlüğü bozma", "silahlı terör örgütüne üye olma", "terör örgütü propagandası yapmak" ve "kanuna aykırı toplantı ve yürüyüşlere silahsız katılarak ihtara rağmen kendiliğinden dağılmama" suçlarından ağırlaştırılmış müebbet ve 15 yıla kadar hapis cezası istemiyle dava açıldı. 30 Ocak 2017'de Diyarbakır 8. Ağır Ceza Mahkemesinde yargılanmasına başlandı ve adli kontrol kararı ile tahliyesine karar verildi.
21 Şubat 2016 tarihinde Ankara Cumhuriyet Başsavcılığı'nın talimatı ile ifadesi alındı. İdris Baluken daha sonra tutuklandı. 4 Ocak 2018'de Diyarbakır 8.Ağır Ceza Mahkemesinde yapılan yargılama sonucunda ve 16 yıl 8 ay hapis cezası almıştır.
Ellerine sağlık İdris Baluken'in. Sade ve çok katmanlı bir hikaye özünde. Maalesef çok fazla yazım ve dil bilgisi hatası vardı. Okurken ben de çok şaşırdım ve kelimenin nereden bölündüğü -de,-da ayrımları virgül vb kullanımları dikkati dağıtıyor.
Bunlar dışında anlatımı da kopuk buldum. Kimi yerlerde (özellikle bir ile ya da bölgeye dair tasvir yapmak isterken) haber aktarır gibi düz ve nerdeyse edebi hiçbir yorum olmadan yazılmış. Başka yerlerde ise (daha çok aşk ya da dostluk gibi kavramların tasvirinde ve diyaloglarda) ilkokul kitabı tadında sık ve maalesef yine edebi yönü zayıf hissedilen cümleler ve tekrarları mevcut.
Hikayenin bütünü daha incelikli işlenebilecekken sanki geçtiği mekanlara ve değdiği toplumsal olaylara ve sınıflara/kimliklere sırtını fazla dayamış dolayısıyla oldukça ham haliyle, potansiyel bütün katmanlara inmeden bu hali de iş görür diye bırakılmış hissettirdi. Halbuki memleketi bilen için sürpriz olmayan onca gelişme kıvrak tasvirlerle anlatılsa okurun sadece verili gerçekliği bireysel hafızasındaki haliyle hatırlamasından çok karakterle ve mekanla özdeşleşerek empatiye yol açarak karşılıklı paylaşımda bulunmasını sağlayabilirmiş gibi. Yani acı verecek de olsa Gül'le Ciwan'ı o alanda beraber arayan olmak isterdim. Alican'ın babasının intikamını alma macerasında Haydar'a yardım edenler gibi bütün mevzuyu izlemek duymak isterdim.
Bu hikayeler çok kıymetli ve az, hele de bu çehreleri ve çevreleri birinci elden okumak bence çok değerli. Naçizane yorumlarımı yazmayı bu yüzden istedim.
Sonra fahişelik, kendini pazarlama üzerinden tanımlanacaksa, kişiliğini, karakterini, kariyerini pazarlayanlara ne diyeceğiz? Beni hiç kimse değerlerin satılmasının, cinsel organın para karşılığı paylaşılmasından daha masum olduğuna inandıramaz.