Bir gün uyandığımızda, özel yaşam hakkının yok olduğunu görme tehlikesi var mı? 5 Haziran 2013’te, NSA çalışanı Edward Snowden’ın sızdırdığı bilgilere dayanarak The Guardian’da yayımlanan bir makale, gözetleme toplumunun artık distopik bir gelecek olmaktan çıktığını gösteriyordu. Peki, biz bu gerçeğin ne kadar farkındayız? İçerdiği sorunların ve yol açtığı sonuçların bilincinde miyiz? 21. yüzyılda artık, devletlerin resmi kurumlarının, sosyal medya şirketlerinin, bankaların vb. sunduğu dijital hizmetlerin tüketicileriyiz. Uluslararası terörizm tehdidinin yol açtığı korkunun tehlikeli yoldaşlığı, ülke güvenliğini öne sürerek izleme yapılmasına anlayış gösterme tutumuna yol açmıştır. Üstelik, özel yaşam hakkınızı korumak amacıyla, yaşamın tüm devrelerine sızan bu dijital ağların dışında analog bir yaşam sürmeye kalkmanın sonucu daha fazla dikkat çekmek olabilir; çünkü elektronik iz bırakmamaya çalışmak bir dolu angaryayı göze almak demek. "Mahremiyet: Dijital Toplumda Özel Yaşam", yeni teknolojilerin özel yaşamımızı nasıl doğrudan tehdit ettiğini açıklıyor. Kişisel verilerimizin kaydedilerek hem istihbarat örgütleriyle paylaşılması hem de ticari şirketlere pazarlanması sonucunda ihlal edilen özel yaşamımızı daha iyi koruyabilmek için ne tür yasal düzenlemelere ihtiyaç olduğunu; hem mahremiyetin önemseneceği hem de faydalı dijital araçların ve hizmetlerin gelişmesini sağlayacak bir dengenin nasıl kurulacağını ele alıyor.
2013'de ortaya çıkan Snowden olayları sonrasında iyice gün yüzüne çıkan özel hayat, kişisel veri, gizlilik konuları hakkında; kapsamı, bu konulara çok ilgisi olmayan kişilere dahi endişelerin temelini anlatmaya yetecek düzeyde olan bir kitap. Bazı konular yazarın yaşadığı yer olan Norveç üzerinden verilen örneklerle anlatılsa da, olayların hepsinin küresel anlamda her ülkede yeri var. Yazıldığı yıl olan 2017'den sonra yaşanan gelişmelerden yoksun olan kitap, kaçırdığı konuları da bir şekilde temel anlamda anlatıyor aslında. Kitabın teknik kısmındaysa, bu yayınevinde genel bir sorun olarak gördüğüm dipnotları sayfa altlarına değil de kitap sonuna koyma durumu burada da var. Ufak tefek yazım hataları dışında iyi bir düzelti diyebilirim. Çevirisi daha iyi olabilirmiş diye düşünüyorum, bazı yerlerde kelime bazında tuhaflıklar mevcut ve çeviri notları da daha fazla olabilirmiş. Yayınevinin genel baskı kalitesi beğeniyorum. Son olarak kitabı orijinal dilinde aratınca hiçbir yerde bulamadım, yazar ismiyle aratınca bile yazarın internet sitesine ulaştığım halde kitabın Norveççe aslına ulaşamadım. Kafamda soru işareti olarak kaldı bu durum.
kitap güzel ama elimde bu kadar bu kadar sürünmeli miydi.. ondan emin olamıyorum. ben hayatımın yoğunluğuna yolda okumalık kitaplara ihtiyaç duyuyorum. bu kitap da öyle sayılır gerçi. ilk kısımlarda gerçekten odaklanmam gerekiyordu ama sonrasında o kadar da öyle değildi ve neden bu kadar norveç odaklıydı bu kitap? :D bu uyarıyı görmemiştim hiç.
bu konuya merak salma sebebim, instagram'ımın kontrol edilemez şekilde büyümesi, şu an bunu durdurmaya çalışmam... mahremiyet ne demek, sınırlar neler... gerçekten sorularım bunlardı. saklamak istediğimde saklayabiliyorsam, mahremiyet hakkım korunmuş oluyormuş. ne güzel.
kitaba dair en büyük korkum, tamamen geri durmayı önerecek olmasıydı, koç yayınları old. için bir yandan da böyle çıkmayacağına emindim. çok şükür. data ve bu datayı incelemek bu devirden sonra daimi işimiz. bunu nasıl haklara sahip çıkarak, koruyarak yapacağız, mühim olan bu.
ve kitabın amacı da çözümü bulmak değil ama soru sormak. bunu çok iyi yapıyor bence.
Günümüzle ilgili önemli bir konuyu ele alıyor yazar ancak çoğunlukla Norveç üzerinden örnekler verip oranın yasalarına göre değerlendirmeler yapıyor. Ancak genel anlamda herkesin farkındalık kazanması gereken bir konuya dikkat çekmesi önemli. Dili de yalın, kısa sürede okunur.