Jump to ratings and reviews
Rate this book

Disparöni ya da Yaşama Korkusu

Rate this book
Disparöni ya da Yaşama Korkusu birbirini çok uzun zamandır tanıyan Feraye ve Cem’in iç içe geçmiş hayatlarını anlatıyor. Modern bir Eugenie Grandet olan Feraye, Don Juan olan Cem. Herkesin sahte olduğu bir dünyadan kendini sakınarak kendine sadık kalmaya çabalayan Feraye; aynı sahte dünyaya başka bir yöntemle, şov yıldızı olarak ve bu dünyayla onun tam içinden alay ederek başkaldıran Cem. Disparöni ya da Yaşama Korkusu, Feraye ve Cem’in hem ayrı ayrı dünyayla, hem de birbirleriyle kurdukları ilişkideki birleşme sancısı. Biri ne beklediğini bilmeden hep bekliyor; diğeri ne aradığını bilmeden hep arıyor. Biri düşünüyor; diğeri yapıyor.

Dis zorluk belirten ön ek, para ile, unia birleşme anlamına geliyor.

Nihan Kaya, Feraye ve Cem’in bu dünyayla birleşmeye çalıştıkça canlarının yanmasını anlatırken yine insan psikolojisinin dehlizlerine dalıp başarıyla çıkıyor.

“O kadar uzun zamandır bekliyorum ki artık beklemenin kendisine dönüşmüş gibiyim. Beklemek bütün vaktimi alıyor; bütün ömrümü, hayatımı kaplıyor. Artık bekçi gibi, Godot’yu bekler gibi, Mehdi’yi bekler gibi, beklemenin kendisini bekler gibi bekliyorum. Hayatım kesik elektriğin gelmesini bekleyen tam teçhizatlı bir elektrikli makine gibi. Beklediğim gerçekleşince görünür olacak mahiyeti.

O kadar uzun zamandır arıyorum ki artık ne aradığımı bile hatırlamıyorum.Net olarak zihnime kazınmış tek şey, arıyor olduğum. Her yerde, her şeyde, durmadan arıyorum. O kadar kaptırmışım ki kendimi aramaya, aradığımı bulduğumda onu aynı zamanda yitirmiş mi olacağım diye korkuyorum bir yandan.”

264 pages, Paperback

First published October 1, 2008

6 people are currently reading
194 people want to read

About the author

Nihan Kaya

31 books350 followers

Ratings & Reviews

What do you think?
Rate this book

Friends & Following

Create a free account to discover what your friends think of this book!

Community Reviews

5 stars
64 (32%)
4 stars
67 (34%)
3 stars
44 (22%)
2 stars
13 (6%)
1 star
8 (4%)
Displaying 1 - 22 of 22 reviews
Profile Image for Aslıhan Çelik Tufan.
647 reviews195 followers
August 1, 2018
Nihan Kaya’ nın kalemine sağlık!

İsminden karakterlere onların hayata bakışı ile biz okuru düşünceler sorgulamalar dünyasına sokan o güzel cümlelerine sağlık!

Çok sevdim, bazen Cem’dim bazen Feraye! Onlar kendi yollarında sorgular, tırtıklar ve yapar ya da yapamazken sanki yanlarındaydım.

Özellikle kitabın sonunda yer verilen röportaj çok güzel ki ben sonsöz yok efenim söyleşi yok efenim inceleme vs sevmem kitap bende bitmeli üstüne daha neler ekleniyor eklenmesin derim ama muazzam!

Nice yeni Nihan Kaya’lar olsun!
Profile Image for Tuğçe Kozak.
278 reviews289 followers
May 15, 2018
“Bir yerden diğerine gittiğimiz vakit azalıyor, ilişkilerimizin süresi kısalıyor, düşünmeye harcadığımız emek zaman daralıyor. Ne yapıyoruz giderek artan bunca vakitle peki?Hiç! “
Profile Image for Beyza Uyanık.
30 reviews1 follower
January 15, 2019
Disparöni, benim ilk Nihan Kaya deneyimimdi. Kitabın konusu mest ediyor ve özellikle yazım biçimi de bir o kadar vuruyor sizi. Karakterlerin birbirleriyle olan diyalogları aslına bakarsanız her birinin kendi fikrine dair söylevlerinden oluşuyor. Nitekim bu diyaloglar bazı noktalarda biraz aşırı gelebiliyor, gerçeklikten bir nebze koparabiliyor, olayı sekteye uğratabiliyor bence. Ancak genel anlamda karakterlerin yaşadıkları dünyayı görüş biçimleri ve neden böyle gördükleri anlatılırken çok değerli metaforlar kullanılmış. Özellikle dikey hayat ve yatay hayat kavramlarına ba-yıl-dım!

Feraye'nin öyküsünü okurken sessiz kaldığımız, cesaret edemediğimiz tüm olaylar ve durumlar karşısında kendi içimize bir ayna tutulduğunu hissettim. Feraye'nin utangaçlığı, bir türlü derdini ifade edememesi aksine maruz kaldığı tüm muamelelere rağmen ısrarla davranışından dönmemesi her ne kadar ilk başta beni kızdırsa da aslında sırada önümüze geçen birine sesimizi çıkarmadığımız, "neyse" dediğimiz o anla örtüştüğünü düşündüm ve karakterle empati kurmaya başladım. Bu anda karakterle yakaladığımız bağ çok özel.

Yine de kitabın sonunda biraz düştüğümü belirtmeliyim. Özellikle Bulut'un olaya dahil olmasını fazlasıyla gereksiz buldum. Hayal'in hikayesi çok paramparça kaldı belki de karakterine en yakışan hikaye formu da bu oldu ama bana eksik geldiği için istediğim, o vurucu son hissini yakalayamadım.

Kitapta Cem'in hayatına çok uzak kaldığımızı düşünüyorum. Çocuklukta yaşadığı travmaya şahit oluyoruz ve bu bizde karakter hakkında bir fikir oluşturuyor tabii. Fakat bunun kitabın devamında erişkin Cem'de bir anda gördüğümüz intihar eğilimine o kadar hızlı bir evrilişi var ki orada biraz bocaladığımı söylemem gerekir, bu yüzden kule kısmı mesela benim için aynı şekilde düşük kaldı.

Finali beni doyurmasa da finale kadar olan bütün kısımları inanılmaz bir hayranlıkla okudum, Nihan Kaya'nın kalemine ve karakterlerini donattığı derinlikli bilgisine sağlık.
This entire review has been hidden because of spoilers.
Profile Image for Ben De Hâlâ Okuyorum.
117 reviews5 followers
September 13, 2025
Sevgili Nihan Kaya’dan okuduğum 15. kitap Disparöni. Öncelikle ismine bayıldığımı söylemek istiyorum. Çok iyi bir seçim. Bu kitapla birlikte şu zamana kadar yazdığı tüm kurgularını (tabii yetişkinler için demeliyim artık) bitirmiş oldum. İki kurgu dışı kitabını zor zamanlar için saklıyorum.

Kitaba verdiğim yıldızlar üslubuna dair. Kitapta işlenen konuya aslında dört hatta beş yıldız veriyorum. Nihan Kaya’nın sembolik/gerçek çocuğu korumak, aramak, sevmek uğruna hep yine ve yeniden sembolik/gerçek çocuğu kurban etmenin yarattığı acıları işlemesine bayılıyorum. Benim de en büyük zaaflarımdan birisi bu konu.

Fakat bu kitapta karakterlerin hele de çocuk yaştan itibaren bu kadar farkındalık sahibi olmaları bana çok gerçekdışı geldi. Hikayenin daha üstü kapalı bir üslup ve atmosferde anlatılmasını tercih ederdim. Belki de Nihan Kaya’dan okuduğum 15. kitap olduğu için benim açımdan her şey çok daha görünürdü. Belki ilk okuduğum kitaplarından birisi olsaydı üzerimde daha farklı bir etki oluşturabilirdi.

Yine de Feraye’nin depresyonunu derinden hissettiğimi belirtmek istiyorum. İnsanların parayla olan ilişkisini, üstü kapalı zorbalığı ve emek hırsızlığını çok iyi yansıtmış Nihan Kaya. Böyle içeriye düşman, dışarıya dost olanları görünür kıldığı için kendisine teşekkür ediyorum. Bir de tabii Feraye’nin rüyası… 💔

“Feraye anlamıştı ki hareket etmek, para harcamak de­mekti. İnsanın cebinden, dışarıdaki dünyada iş yaptığı oranda para çıkıyordu. Bir yere gitmek için otobüse, taksiye binmek para, konsere, sergiye, konferansa gitmek para, orada susuzluğunu, açlığını gidermek para, tuvalete gitmek bile para, hülasa bir insanı dışarıdaki hayata bağlayacak ne kadar iş varsa hepsi de para ileydi. Feraye olduğu yerde ne kadar hareketsiz durursa o kadar az masrafa mal olduğunu daha derinden duymaya başladı. Hayat, döndükçe dışarıya para akıtan bir çark gibi işlemekteydi. İnsanın cebindeki parayı muhafaza edebilmesinin yegane yolu bu çarkı dur­durmaktı.”

Kitabı bitirirken dedim ki kendi kendime; keşke tüm hikayeyi Hayâl’in ağzından dinleyebilseydim. Sonra da hatırladım ve Hayâl’in de hikayesini Alex Schulman’ın Malma İstasyonu’nunda okudum ya dedim. Farklı yazarlar, farklı coğrafyalar, farklı üsluplar. Ama aynı acılar. Ortak arayışlar…

Bir de Disparöni’nin “Beni Zorla Sağma…” için önemli bir arka plan oluşturduğunu belirterek sözlerimi burada sonlandırayım.
Profile Image for Aytac.
29 reviews
September 3, 2019
Nihan Kaya'nın okuduğum ilk kitabı beklentilerimi karşılayamadı.
Kötü bir kitap olduğunu iddia edemeyeceğim, aksine içerik olarak birçok okuru fazlasıyla tatmin edecektir, fakat edebi incelik arayan bir okura göre bir roman değil. Okurken yazarın varlığının sürekli hissedildiği, yazarın meselelerinin kendi doğrularını (sorgulamalarını demek daha doğru olabilir belki) dayattığı bir roman Disparöni.
Yan yana düşmüş iki benzemezin hikayesi bende "kurgu gibi"liğiyle genç yetişkin romanı izlenimi oluşturdu, ki -bu alanda pek kitap okumamış olmama rağmen- iyi bir genre örneği olduğunu düşündürttü. Karakter özellikleri kalın çizgilerle ve biçimsel birtakım numaralarla çizilmiş olan romanın düğümünün "yin ve yang" felsefesi üzerinden atıldığını, ve her ne kadar karakterlerinin iç dünyalarını sağlam sütunlar üzerine inşa etmiş olsa da psikolojiden ziyade spiritualizme daha yakın durduğunu ekleyebilirim.
Profile Image for Arzu Güngör.
15 reviews1 follower
April 9, 2018
Feraye: O kadar uzun zamandır bekliyorum ki artık beklemenin kendisine dönüşmüş gibiyim.

Cem: O kadar uzun zamandır arıyorum ki, artık ne aradığımı bile hatırlamıyorum.

Hayatlarında acı kayıplar yaşamış iki insanın bir yanda aramak bir yanda saklanmak arasında kesişen hayatları ve hayat yolculukları...
Profile Image for Esma.
63 reviews
October 4, 2020
Kitap oldukça akıcı ve çok sade bir içeriğe sahip, karakterlerin iç dünyalarını anlatan monologların çoğunlukta olduğu, enfes tahlillerin yer aldığı ve beklenmedik bir sonla beni oldukça şaşırtan bir eser olarak sanal kitaplığımda yerini aldı. Okuyunuz, okutunuz. Sevgiler.
Profile Image for İlkem.
33 reviews3 followers
January 30, 2021
Kitapta anlatılmak istenenler; cümlelerin, kelimelerin altındaki anlamlar gerçekten çok kıymetli; bir o kadar da zihin açıyor..
Fakat kitabın dilinde garip bir şey var..
Tam bir roman okuduğum hissine kapılacağım; karakterler üstten ve didaktik konuşmaya başlıyorlar, kitaptan kopuyorum..
Tam tersi de geçerli; "ben yanlış düşünüyorum sanırım" deyip daha farklı bir gözle okumaya başlıyorum, bu sefer de güzel bir öyküleme dili, hikayeyi akıtıveriyor..
Sanırım derdi olan hikayelerin daha sıcak bir dille anlatılmasından yanayım,
Hepsi bu..
Profile Image for K. E..
174 reviews7 followers
October 13, 2024
"Bilmezler ki içindeki derin boşluğu doldurabilmek için oraya eline o an ne gelse atmaya razıdır, bu yüzden de onu aç bir kuyuyu besler gibi sürekli geçici, günlük malzemelerle doldurup durmaya hep mecburdur. "
Profile Image for Eren.
381 reviews5 followers
February 26, 2025
Nihan Kaya, son yıllarda bir çok okurun İyi Aile Yoktur ile başlayan üçlemesinden dolayı adını sık duyduğumuz bir yazar. Fakat ben bu durumdan önce de kendisini Twitter'dan attığı tweetler ve paylaştığı ufak çaplı videolar ile tanıyordum. Biraz farklı ve sansasyonel fikirleri olduğunu biliyorum bu yüzden ama çoğunda da haklılık payının olduğunu düşünüyordum çünkü konuşmaları ve verdiği mesajlar altı boş şeyler değil açıkçası. Bahsettiğim seri bende de var fakat ben de henüz okumadım. Bu serinin yanı sıra şu an okuyup bitirdiğim Disparöni kitabı da uzunca bir zamandır kitaplığımda bekliyordu ve rastgele bir şekilde bu aylık okumalarıma dahil edip kitabı okumaya başladım.

Disparöni ya da Yaşama Korkusu, Nihan Kaya'nın bir romanı. Kendisini dediğim gibi sosyal medyadan ve artık popülerleşen kitaplarından dolayı tanıyor olsam da aslında bu kitap ondan okuduğum ilk kitap. Yazarın bakış açılarını bildiğim için, bu romandan psikanaliz çıkarımlar yapılabileceğini daha kitabı okumadan hissediyordum. Karakterlerin iç dünyalarına, psikolojik analizlerle yaklaşabileceğimiz bir okuma serüveni sunacağını düşünüyordum yazarın. Ki öyle de oldu, yazar gerçekten bu kitabında psikolojik altyapıyı olabildiğince işlemiş. Kitabın adı Disparöni, anlamı ise cinsellikte ağrı hissetmekmiş. Fakat bu addan dolayı bu kitabın cinsellik içerdiği fikrine kapılanlar varsa, alakası bile yok. Ama kitabın diğer adı olan Yaşama Korkusu gerçekten kitapta işlenen bir konu diyebilirim. Kitabın konusuna gelirsek; iki baş karakterimiz var. Feraye ve Cem. Feraye, çocukluğundan beri zengin bir hayat süren, hali vakti yerinde bir ailede doğan ikiz kızlardan birisi. Çocukluğunda çok atik ve hareketli olan bu kız, yaşadığı bir olaydan sonra tam tersi bir yöne evriliyor. Lise yıllarında ve sonrasında içine kapanık, kimseyle sosyal ilişki kurmayan, bir yerden sonra kendisini sadece eğitimine adayıp Arkeoloji ile uğraşan bir genç kız oluyor. Cem ise Nobel Ödülü kazanmış bir bilim insanının oğlu. O da çocukken Feraye gibi aşırı hareketli ve sosyal bir çocuk iken aynı zamanda çok zeki ve başarılı. Babası gibi bir bilim insanı olması beklenen Cem de yaşadığı bir olaydan sonra tam tersine oldukça haylaz bir genç haline geliyor. Bu iki karakterin yolu Galatasaray Lisesi'nde kesişiyor. Başlarda iletişim kurmayan bu ikili sıra arkadaşı olduktan sonra birbirlerinin en yakını haline geliyorlar. Bu noktadan sonra Feraye, hayatta bir amacı olan fakat hayata karşı gün geçtikçe ilgisini kaybeden bir kız haline geliyor. Çünkü bir türlü var olamıyor, varoluşunu sorgulatan olaylar yaşıyor ve bu bir yerden sonra onu evden dahi çıkamayacak noktaya getiriyor. Cem ise bu olaylardan sonra tam tersine medyatik bir ünlü haline geliyor. Hovardalık, ora senin bura benim geziler, çapkınlık gibi sürekli hareketli bir yaşam sürüyor. Hatta bir ara evleniyor ve kızı oluyor fakat ne iyi bir eş ne de iyi bir baba olabiliyor. Bu kadar medya önünde olan zengin bir ünlü erkek ise aslında hayattan ne beklediğini bilemiyor, yaşıyor ama ne için yaşadığını ve hayatındaki o eksiği bulamıyor. Birbirine bu kadar zıt iki karakter orta yaşlarına kadar hala birbirinin en yakını olarak sohbetlerine devam ediyor. Cem sürekli Feraye'ye geliyor, hayat hakkında konuşuyorlar. Evden hiç çıkmayan bir karakter ile eve hiç girmeyen başka bir karakterin ortak noktaları olabilir mi? Aslında olabiliyor, bunu da bu iki karakterin diyaloglarıyla çok net anlayabiliyoruz. Bu iki karakter arasında bir romantizm yok. Sadece zamanında birbirine dokunan hayatları olan ve devam etmesi gereken bir arkadaşlık gibi. Kitaptaki en büyük şeylerden biri ise zaman atlamaları. Bu iki karakterin çevresinde kurulan bu kurguda bir bu karakterlerin çocukluğuna gidiyoruz, bir kitabın anlatıldığı döneme geliyoruz. Bir iki yıl öncesine gidiyoruz, bir iki gün öncesine. Bunu takip etmek zor olmuyor ama.

Nihan Kaya'yı hiç okumamıştım dediğim gibi ama onu tanıdığım için ve fikirlerinden dolayı beklentim çok yüksek olmasa da ortalama veya ortalamanın biraz daha üstünde bir kitap okuyacağımı düşünüyordum. Nitekim yorumların çoğu da öyle. Kitap kesinlikle kötü değil fakat benim sevmediğim bir çok şey oldu. Sevdiklerimden daha fazla sevmediğim özellikleri olduğu için bu kitabı benimseyemedim. Öncelikle yazarın dili bence gerçekten oldukça iyiydi, şu an 45li yaşlarında olan yazar muhtemelen bu kitabı yazdığında 27-28 civarlarında imiş ve bu yaşa göre bence güzel bir dili var, bu yadsınamaz. Anlattığı şeyler ve beklediğim gibi verilen psikolojik altyapı başarılıydı. Bazı noktalarda aşırıya kaçsa da ya da gerçekçilikten kopsa da beni o kadar da rahatsız etmedi aslında. Bunun dışında zaman atlamaları ile yedirilen kurguyu ben eğer tadında ve düzenli olarak yapılmışsa severim, bu yönü de başarılıydı kitabın. Bunlar dışında karakterlerin düşüncelerini ve yaşam tarzlarını çok uç buldum. Özellikle Feraye'den bir ara nefret ettim. Çünkü zihinsel hastalık vs sorunu olmayan kimse bence bu kadar farkındalıksız olamaz. Feraye de psikolojik sorunlar yaşıyor ama bu daha çok depresyon gibi. Bu kitap sanırım 2000lerin sonu 2010ların başını anlatıyor ama sanki bu yetişkin kadın bu ülkede bu dünyada yaşamıyormuş gibi davranıyor. Dışarıdaki kötülüğün ve fesatlığın farkında değil gibi. Bunu bir çok kez yaşıyor ve hala anlamıyor. Direkt örnek vereceğim çünkü bunu örnek vermeden anlatamam. Mesela ilk işe girdiğinde maaş alamıyor ve Cem maaş sözleşmesi yapması gerektiğini söylüyor. Kimseden para isteyemem, triplerine giriyor Feraye ama ikinci işinde de üçüncüde de dördüncüde de aynısını yaşıyor. Özellikle çalıştığı yerlerin disiplinine bakınca böyle bir işçi alımı bence mümkün değil. Hani mesela az maaş alsa, maaşı geç yatsa onu da anlarım ama bu kadın dört beş tane iş değiştirip bir tane bile maaş alamadı. Bu mesela romanın içinde de gerçeklik dışıydı ve bunu okurken çok rahatsız oldum. Bu konuda yazar gerçeklikten çoğu yerde kopmuş geldi bana. Bunun yanı sıra Feraye'nin takındığı tavır ve sanki maaş onun hakkı değilmiş gibi, Cem onu uyarmasına rağmen diğer işlerde böyle bir sözleşme yapıp yapmadığının bahsinin geçmemesi, yaptıysa ve maaşı almadıysa bile bunun hukuksuzluk olduğunu bilmemesi bana çok garip geldi. Bu bir örnekti sadece, bunun gibi gerçek dışı şeyler vardı kitapta. Kitap bir büyülü gerçeklik, fantastik bir eser değil sonuçta. Normal hayatı anlatan bir eser, bu yüzden bu tarz durumlarda gerçekçilik arıyorum ben okur olarak. Bunun dışında Feraye'nin çocuklukta yaşadığı travmatik olaya tabii ki hiçbir şey demiyorum ama bu iş olaylarından sonra eve kapanması falan, biraz da kendisinin yüzünden olduğu için onu da çok anlamlandıramadım açıkçası. Feraye karakterini bu kısımlarda gerçekten sevmedim. Cem ise fazla uçuk geldi, gerçekte böyle bir insanın Feraye gibi biriyle pek işi olmaz diye düşünüyorum. Düşünsenize, siz gezen tozan bir insansınız. Hayatı yaşıyorsunuz ama gelip evden kapının önüne çıkmayan en yakın arkadaşınız var. Onunla ne paylaşabilirsiniz dertleşmekten başka mesela? Ha, bu ikisinin iletişimini sevdim ama genel anlamda kitapta realistlik sorunu vardı bence. Bu da beni gerçekten okurken ciddi anlamda rahatsız etti. Bu tarz bir şey beklemiyordum pek, o yüzden kitap çok da yüksek olmasa bile beklentimin altında kaldı maalesef.

Yorumlara çok bakamadım henüz ama genelde beğenilirmiş gibi hissediyorum bu kitap. Gerçi bir kaç tane yorum görmüştüm yüksek puanlı, ama ben sevemedim maalesef. Yazarı tanıdığım için başka kitaplarını da okuyacağım elbette, bu kitabı sevmediğim için onları okumamazlık yapmam. Fakat bu benlik değildi pek.
Profile Image for Twinbooks.
28 reviews1 follower
July 9, 2018
İnanılmaz bir hayatın diğerlerini böyle etkilemesi. Yazar çok güzel anlatmış
Profile Image for Yasemin.
155 reviews
September 7, 2023
Yazarın, Cem ve Feraye’nin yaşayış ya da vazgeçiş şekillerinin yani davranış şemalarının aktarımını detaylandırma ve çeşitlendirme biçimi, benim için hikayeyi bırakıp sürekli karakterlere hak vermem isteniyormuş gibi bir hava yarattı. Bu, kurguda doğallığın harcanmasına sebep olmuş. Okuyucuyu şaşırtması üzerine tasarlanmış bir sonla da maalesef tatmin olamadım. Özellikle Feraye’nin sondaki sahneye gitmesi için karakterin geçirmesi şart olan değişimden eser yoktu. Neredeyse tüm kitap boyunca sabitliği işlenmiş bir karakterin bir dönüşümünü yansıtmadan ona kadar yapabilmesi imkansız bir şeyi sırf Cem’e duyduğu güven sebebiyle yaptığını farz etmemiz bekleniyor ki bu, yarım ve temelsiz bir son ortaya çıkarmış. Bunların dışında iletişim krizinin merkezde yer aldığı kitapta en iyi yansıtılanın bu krizin boğuculuğu olduğunu düşünüyorum.
Profile Image for Betul Aisha.
214 reviews18 followers
September 6, 2019
Nihan Kaya'nın eserlerini niçin seviyorum? Aynı paragrafta "mahrek" ve "kaotik" kelimelerini kullanabildiği ve "partner" kelimesini "müsabaka" kelimesiyle tamlama yapabildiği (iki müsabaka partneri) için mi. Bütün bir sisteme karşı tek başına duruyorum diyen, okurunu da yanına çağıran birey olma övgüleri için mi. Bihter (Gizli Özne), Yasef (Buğu) ve Feraye (Disparöni) gibi aşırı kırılgan, aşırı gücüne rağmen aşırı kırılgan karakterler yarattığı için mi. Sondan başa doğru önem sırasına göre sıralanmış olarak her biri doğru.
İlginç kitapları olan ilginç bir yazarın ilginç kitabı bence Disparöni. "Aman mutlaka okuyun" diyemem, Nihan Kaya seviyorsanız okuyun. En sondaki Yazarın Notu'na çok kafam takıldı, Elver beyler... hımm...
Profile Image for Irem Güneç.
8 reviews
September 27, 2024
okuması kolay sindirmesi zor bir kitaptı özellikle Feraye’yi anlamak konusunda. zordu ama keyifliydi de
Profile Image for Didem Karaosmanoglu.
1 review4 followers
December 8, 2020
Although the atmosphere is dark and depressive, I enjoyed it a lot. While reading it I felt like I could see /feel the world from point of view of each characters. I don't know how I can describe but it's like an art movie, realistic, without any fuss, everyone can be one of characters in the life, but they're very unique. Although she uses very long sentences like they'd never end, I like her style, I didn't feel that I miss a point, but these long sentences make the meaning even deeper. She also has psychology books that have healing power and certainly not like ordinary self-growth book. Unlike to this novel, psychology books are easy to read but have very deep meaning. I'm currently reading "İyi Aile Yoktur" from that line.
Profile Image for ASLIHAN SULTAN.
40 reviews1 follower
June 6, 2024
Kitabın ismi yüzünden sanırım roman olduğunu farketmeden almıştım. Disparöni kelime anlamıyla acılı cinsel birleşme anlamına geliyor ancak kitapta cinsel bir kavramdan çok birbiriyle farklı şekilde yaşamdan kaçınan iki insanın sancılı hikayesini anlatıyor ya da anlamlandırıyor. Bir türlü bir ortak nokta bulamayan, hayatla tek gerçek temas noktaları birbirleriyle kurduğu arkadaşlık ilişkisi olan karakterler üzerinden sıra dışı bir hikaye anlatmış Nihan Kaya. Kendini eve kapatan Feraye karakterinin yaşadığı süreci anlatan bölümler öyle yoğun anlatılmıştı ki okurken biraz bunaldım. Okurken karakterler arasındaki diyaloglar, karakterlerle empati kurduruyor ve gerçeklik hissini artırıyor. Yazar olağan dışı bir üslup ve yöntemle hikaye anlatmada gerçekten başarılı
Profile Image for Tuğba.
55 reviews6 followers
November 26, 2020
Nihan Kaya'nın okuduğum ilk kurgu romanı. "İyi Aile Yoktur" okuduğum diğer kitabı fakat o roman değil. Romandaki sesi yer yer bilimsel kalmış. Yine de Feraye karakteri çok can alıcı. Cem için aynı şeyi söyleyemem. Diğer romanlarına da şans vereceğim çünkü bu kitabın çıkışı 2008 ve yazarın stilinin daha çok evrilmiş olabileceğini düşünüyorum. Kendisi çok değerli ve diğer psikoloji kitapları beni benden alıyor. Yazmayı hiç bırakmaması dileğiyle...
Profile Image for emrah.
13 reviews
August 2, 2021
Okunması ve muhtevası ile temiz bir kitap. Zıtlıkları; kitabın tabiriyle yatay ve dikey durumları iki ana karakterle tasvir etmiş. Aynı bölümleri farklı zaman kipleri ile kullanması da benim için şaşırtıcı oldu, bu şekilde bir kurgu okumamıştım daha önce. Cinsellik kitabın içinde yok ama isminde var. Buradaki disparöni kavramını iki zıt karakterin hayattaki kesişmesi olarak tanımlıyor yazar. Sevdim kitabı, yazarın emeğine sağlık ...
Profile Image for Fatma Güneş.
74 reviews23 followers
November 7, 2017
Okuduğum ilk Nihan Kaya kitabı, konu pek ilgimi çekmese de dilini çok beğendim.
Profile Image for Aylin.
8 reviews5 followers
April 26, 2018
Yazarın arka arkaya 3 kitabını okumak bana iyi gelmedi galiba, en çok Kırgınlık kitabını sevmiştim. Bu kitabında bana geçen pek bir şey olmadı maalesef.
Profile Image for robertmiles.
4 reviews2 followers
August 3, 2020
İthaki Yayınlarından çıkan Disparöni ya da Yaşama Korkusu da vardır.
Profile Image for Zeynep Şahin.
13 reviews4 followers
April 25, 2020
bazen kendimi bu kitabın başkahramanlarından biri gibi hissederim.
Displaying 1 - 22 of 22 reviews

Can't find what you're looking for?

Get help and learn more about the design.