Sokakta tatlı bir hüzün ve sessizlik. Biraz sonra kovalarıyla çeşmeden su almaya gelen kadın sesleri, uzak mekteplerden dönen çocukların bağırarak konuşmaları bu sessizliği bozuyor. Sokağın adı İbnüssuud’dur. Fakat levhası çok eski ve siliktir. Asıl isminin üstüne bir muzip genç, büyük harflerle SEVDA yazmıştır. Esasen eski zaman usulü sevişmelere bu sokakta sık rastlandığı için mahalleli oradan “Sevda Sokağı” diye bahsederler.
Bu kısa roman, Halide Edib’in kaleminden çıkan en eğlenceli, en akılda kalıcı tipleri barındırıyor. Annesi ile babasını bir yangında kaybetmiş, sonradan saraylı bir ailenin beslemesi olmuş Numune, birbirinden güzel kadın ayakkabıları yapmakla meşhur Macit, güzelliğiyle olduğu kadar geçimsizliğiyle de dillere destan Leyla... Üçünün yolları Sevda Sokağı’nda buluşuyor. Ama ne buluşma: Macit, Leyla’ya körkütük âşık, Numune, Macit’le evlenmeyi kafasına koymuş. Leyla, Doktor Kerem’i seviyor ama bu imkânsız bir aşk. Peki işin içinden nasıl çıkılacak?
Sevda Sokağı Komedyası, 1900’lerin başında İstanbul’un gündelik yaşamını merak edenler için.
Halide Edib Adıvar was a Turkish novelist and feminist political leader. She was best known for her novels criticizing the low social status of Turkish women and what she saw as the disinterest of most women in changing their situation. She also served as a soldier in the Turkish military during the Turkish War of Independence.
Her father was a secretary of the Ottoman Sultan Abdülhamid II. She and her family were affiliated with the Dönmeh, a group that publicly practiced Islam but secretly practiced a form of Judaism called Sabbateanism. Edip was educated at home by private tutors from whom she learned European and Ottoman literature, religion, philosophy, sociology, piano, English, French, and Arabic. She learned Greek from her neighbors and from briefly attending a Greek school in Istanbul. She attended the American College for Girls briefly in 1893. In 1897, she translated Mother by Jacob Abbott, for which the sultan awarded her the Order of Charity (Nishan-i-Shafakat; Şefkat Nişanı). She attended the American College again from 1899 to 1901, when she graduated. Her father's house was a center of intellectual activity in Istanbul and even as a child Halide Edip participated in the intellectual life of the city.
Okuduğum diğer Halide Edib romanlarından konu itibariyle biraz daha farklı, biraz daha hafif bir roman Sevda Sokağı Komedyası. Bir çırpıda keyifle okudum.
Daha fazla çarpık ilişkilere maruz kalmak istemiyorum, bu ay doydum cidden… Ne okudum abi ben? dediğim türden bir kitaptı. Halide Edib’i seviyorum ama bu kitaptaki karakterler de akış da bana hitap etmedi. Herkes ayrı bir sinir bozucu. Tacizcisi, yuva yıkanı, aldatanı derken kitap bitti başım döndü. Anasına bakmayan adam eski eşinin anasına bakıyor üç beş kuruş alacaklar ya… Kimsiniz abi siz. Yok, sevemedim. Barışamadık.
Kısa ve kolay okunan bir Halide Edip romanı, diğer romanlarına göre biraz hafif bir konusu var. Benim en çok hoşuma giden, Osmanlı'nın son dönemlerinde İstanbul'un bir semtinde, gündelik hayatı bir film izler gibi insanın önüne sermesi oldu. O dönemin filmlerini, romanlarını çok sevdiğim için Halide Edip romanlarını da keyifle okuyorum.
Kütüphanemde okunmadık çok fazla kitap olunca kütüphaneden ödünç kitap almamaya çalışıyordum ama 2 haftadır hafta sonlarını Çağdaş Drama Derneği‘nin bir projesi olan #kütüphanedeokuyorum projesi için Kırıkkale İl Halk Kütüphanesi’nde geçirince işler değişti 🙈Drama etkinlikleri kitap temelli olunca,etkinlik için seçtiğim kendi kütüphanemde olmayan kitaplardan biri oldu.Etkinlik için bir kısmını okuyunca,elimden bırakamadım ve ödünç aldım.Kısa roman şeklinde yazılan bu kitap akıcı bir dile sahipti.Yazarımız erkek egemen bir edebiyat dünyasının olduğu dönemde bu eserleri Türk edebiyatı’na kazandırmış olması sebebiyle benim için çok değerli.1900’lerde İstanbul’un günlük yaşamını fotoroman tadında anlatması ise en güçlü yönü.Edebi yönden çok güçlü olmaması bu yüzden göz ardı ettiğim bir gerçek.Son derece eğlenceli ve bir çırpıda bitirilebilecek bir kitaptı
Aşkın birden fazla haline tanık oluyoruz Sevda Sokağı Komedyası’nda. Çok kısa olmasına rağmen karakterleri sağlam, eğlenceli ve yaptıklarıyla kendilerini okutmayı başarıyorlar. Gözü yükseklerde olan bir besleme, kadınları yaptığı ayakkabılarla etkileyen Macit ve tababet ilminde çok yetenekli olan Leyla. Yan karakterler de eklenince Dallas gibi bir hikâye okuyoruz. Açıkçası ben bu Yeşilçam havası veren eski kitaplarımızı okumayı seviyorum. Halide Edib yazdıktan sonra pek de önemi yok gerçi, okuyacağız. :)
Diğer bütün kadın yazarlara yaptığım gibi, Halide Edip'e de pozitif ayrımcılık yapıyorum. Sonuçta yaşadıkları dönemlerde bir yazar olarak kendilerini ispat etmeleri takdire şayan. Ama...
Ama maalesef, Halide Edip'in eserlerinden edebi bir lezzet alamıyorum. Dilinin son derece zayıf olduğunu düşünüyorum. Türkçe yanında İngilizce yazdığını da duymuştum. İngilizce yazdığı eserlerden de okuyup karşılaştırmak isterdim. Acaba İngilizce ifadesi nasıl?
Yine de, eserleri dönemi yansıttıkları için belgesel tadında okunabilir.
Burada ağır eleştiriler yapmak için uzun uzun cümleler kurmayacağım. Ortada bir eser var ve bu emeğin hatrına 2 yıldız verdim. Kıymetli vaktinizi bu kitabı okumak için harcamayın diyip konuyu kısa kesiyorum.
Okuması kolay ve güzel bir hikayeydi. Aynı şartlarda ve durumlarda iki farklı insanın verdiği iki farklı karar sonucu ilerleyen hayatlarını anlatıyordu. Sarı Leyla...