Heinrich Barth 1858’de Alman Şarkiyatçı Andreas David Mordtmann ile birlikte Trabzon’dan Üsküdar’a uzanan bir Anadolu yolculuğuna çıktı. Bu yolculuğu ait kitabını reise von Trebizond durch die nörtliche hälfte Klein-Asiens nach Scutari im herbst 1858 adıyla 1860’ta yayınladı. Sunduğumuz kitap bu eserin Türkçeye kazandırılmış halidir. İstanbul’dan Trabzon’a gemiyle ulaşan seyyahlar bundan sonraki yolculuklarını atla yaptılar ve
Şebinkarahisar, Tokat, Turhal, Amasya, Alacahöyük, Boğazköy, Yazılıkaya, Yozgat, Kayseri, Ürgüp, Göreme, Uçhisar, Nevşehir, Gülşehir, Kırşehir, Kırıkkale, Sivrihisar, Seyitgazi, Yazılıkaya, Eskişehir ve Bilecik’ten geçerek Üsküdar’a ulaştılar. Yazarlar yolculuk boyunca köy evlerinde konaklayarak, zamanın Müslüman veya Hıristiyan köylüleriyle sohbet ederek, yol boyunca sıralanan antikçağa ait eserlerin çizimlerini yaparak Anadolu’nun 19 yüzyıl ortalarına ait ayrıntılı bir tasvirini okurlara sunuyorlar.
Anadolu halkının geçim kaynakları, iktisadi açıdan çökmekte veya genişlemekte olan şehirler, vali ve kaymakamlar, zaptiyeler, güçlü âyân aileleri, eşkıyalar, Anadolu’nun sunduğu birbirinden güzel manzaralar ve doğanın çeşitliliği, Müslümanlarla Hıristiyanların ilişkileri, iki yüze yakın sayıda dipnot ekleyerek hazırladığımız bu seyahatnamede okurlarla buluşmayı bekliyor.
Öncelikle belirtmeliyim ki Trabzon'dan Üsküdar'a yolculuk Karadeniz üzerinden değil. Trabzon'a gemi ile gittikten sonra Gümüşhane, Amasya, Ürgüp, Nevşehir, Ankara, Eskişehir doğrultusunda bir güzergah izlenmiş. Seyyah daha çok arkeolojik araştırmalara ilgi duyan biri ayrıca coğrafya ve topografya konularında bilgi sahibi. Gezisini de daha çok bu bakış açısıyla yapmış. Kapadokya yöresi ve Eskişehir Yazılıkaya bölgesine daha çok yer ayırmış gibi geldi. Okuduğum diğer yabancı seyyahların Türkiye seyahatnamelerinden farklı olarak Türklere karşı önyargı taşımayan bir seyyah tarafından kaleme alındığı anlaşılıyor. Bu olguda Osmanlı Devleti'nin Ruslara karşı İngiltere ve Fransa gibi devletlerle ittifak kurarak verdiği savaşın hemen ertesinde yapılmış bir gezi olmasının etkisi oldu mu bilmiyorum. Ayrıca kitapta birkaç yerde seyahatten birkaç yıl önce Osmanlı Sultanının Anadolu'ya göçmen getirilmesi yönünde yaptığı bir çağrıdan bahsediliyor. Anadolu'da Alman kolonileri kurulması gibi tartışmalar geçiyor birkaç yerde. İster istemez bu gezinin bu amaca yönelik bir araştırma amacı taşıyıp taşımadığı da akla geliyor.