Ziya Gökalp yirminci yüzyılda Türkiye'nin yetiştirdiği en önemli sistematik düşünürdür. Çok sayıda etnik oluşumu içinde barındıran Osmanlı İmparatoruğu'ndan bir ulus-devlet olan Türkiye Cumhuriyeti'ne geçiş sürecine egemen olmuş derin bir bunalım ve değişim döneminde yaşamış ve yazmıştır. Siyasi karışıklıklar, ekonomik iflas, Dünya Savaşı ve yeni kültürel değerler edinmeye yönelik umutsuz arayışların oluşturduğu koşullarda, Türkiye'nin ulusal canlanışını ve kimliğini sağlamayı amaçlayan bir çalışmayla, Türk, İslam ve Batı değerleriyle kavramların bir birleşimini yaratmayı denemiştir. Gökalp'in sistemi, döneminin egemen görüşlerinin, Avrupa korporatizmiyle ulusal siyaset anlayışının bir karışımı halinde kodifikasyonu olarak ele alınabilir. Aynı zamanda, daha sonraki gelişmeler için de bir esin kaynağı ve çıkış noktası olarak görülebilir. Başka bir deyişle, Gökalp'in sistemi, Türkiye'de yürürlükte olmuş temel siyasi söylem ve pragmatiğin parameterlerini koymuştur. Türkiye'deki belli başlı ideolojik konumlar, bazen açıkça belirtilerek ama çoğunlukla zımmen, Gökalp'in kapsayıcı korporatist modelinden türetilmiştir.
Müthiş bir özet. Gökalp'ın mevcut tüm kitaplarını okumuş birisi olarak, Gökalp'ı ve düşüncelerini doğru bir şekilde aktarıyor. Gökalp'ı tek kitapta tanımak istiyorsanız bu kitabı okuyabilirsiniz.
tam bir hayal kirikligi. bi Gokalp'i peygamber, ilah filan ilan etmedigi kalmis :)
Gokalp gercekten onemli, etkili ve kisilik olarak da enteresan biri. Ama yazdiklari, Durkheim vs. ilhamli "mantiki" semalari/sablonlari, ikilikleri, uclukleri vb. gercege yansitma cabasi. Yazarin da pek cok yerde yineledigi gibi 'naif'. Heyd'in cikarimlari, Parla'ninkilerden daha makul aslinda. Parla bircok seyi es geciyor, yadsiyor ve Gokalp'i pek de hak etmedigi orijinallikler mertebesine yukseltiyor, kendi kafasindaki teorik -pozitif (!)- solidarizme uyduruyor.
Bence çok temiz bir analiz ve özet; Yazarın Gökalp'ın Türk düşünce tarihinde konumunu şeffaflastırma ve cumhuriyet düşünün kristalize etme çabası takdire değer.