Ebru Ojen, ilk romanı Aşı’dan sonra Et Yiyenler Birbirini Öldürsün adlı ikinci romanı ile okurunu yine gerilimli bir anlatıya davet ediyor. “Muhalif insanlar, konforu tehdit altındayken, devletle işbirliği yapar mı?”. Et Yiyenler Birbirini Öldürsün; iktidarı, mülkiyeti, patriarkayı, içi kof politik doğruculukları, erkeklik gösterilerini cesurca karşısına almaktan çekinmeyen bir roman.
Çarpıcı bir üslüp, cepheden konuşan bir anlatı. Öfkesi dinmeyen, soluk soluğa bir kitap. Ojen, Aşı ile yakaladığı çarpıcı üslubunu bırakmadan, Et Yiyenler Birbirini Öldürsün ile sınırları ihlal etmeyi sürdürüyor.
"Kalabalık az ileride otoparkın yakınında duruyor. Homurtularını duyuyorum. Şurada duran Azmi değil mi? Evet o. Sinsi herif! Nasıl da kafasını dükkânından çıkarmış etrafı kolaçan ediyor. Aman, meraktan çatlayacak neredeyse. Ödü kopuyor dükkânını! Onun beş para etmez dükkânını kim ne yapsın? Bu adam hep böyle küçücük şeyleri abartır. Kimsenin umurunda değilsin Azmi, anla artık! Hah, polis de geldi. Et Yiyenler, et yiyenlere karşı. Öldürün birbirinizi de dünya kurtulsun sizden. Bırakın et yiyenler birbirini öldürsün."
Kitap iki bölümden oluşuyor. İlk bölümden Beckett'in Molloy'unun tadını aldım. Çürüme, bariz bir çürüme. İkinci bölümde ise bu çürüme karşısında konforu zedelenen sıradan insanların tavrı göz önüne seriliyor. Konforları söz konusu olunca insanların nasıl da dışarıya karşı savunduğu kimliklerini bir kenara bıraktığını enfes bir üslupla ortaya koyuyor. Bu romanda aşk yok, macera yok, içi boş sözler yok; dünyayı saran pisliğin kokusunu içinize çekip kusmak var. Ayrıca kalınca bir kitap olmasına rağmen bir günde bitirmemi sağlayan bir anlatımı vardı. Tavsiyelerden bir tavsiyedir.