Gözümü açıp tavana dikeli kaç dakika olmuştu bilmiyorum. Bir şey yapmam gerekiyordu. Tavana bakmayı kesmeliydim en azından. Yapacak bir şey bulamayıp paniklemeyeyim diye, tavana bakıyor olmaya sığınamazdım. Tavana bakmak bir iş olamazdı. Mesaisi belirsizdi. Maaşı yoktu. Kendimi daha fazla kandıramazdım. Gerçek bir iş yapmalıydım.
Kalkıp evdeki çöpleri toplayıp poşetledim. Daha da ileri gidip çöpleri konteynıra atma kararı aldım.
Sonra en olmayacak şey oldu. Dışarı çıktım. Yatarken giydiğim tişörtlerin yakası kesiktir. Şortlarım da delik. Seviyorum o hallerini. Öyle çıktım.
Bir anlamı olmalıydı. Hepsini alt alta koyduğumda bütün huzursuzluğun bir anlamı olmalıydı. Ya da huzur için anlamı bulmak zorundaydım. Ya da henüz hiçbiri aklıma gelmemişti. Sadece bir sebebi olmalı diye düşündüm.
Eve döndüğümde gözlerimi yine bir yere dikmiş bakıyordum. Bu kez monitöre... Yazmaya başlamıştım.
Sanırım yazar, İstanbul , Selimiye , Çiçekçi'de çocukluğunu gençliğini geçirmiş. İStanbul'lu bir çocuğunun , ailesinden izlenimleri ve duygularını dinlemek hoştu. Ama son sayfalara doğru çok fazla küfür içermesi hoş olmadı. Önce 5 yıldızdı. Sırf bu yüzden 3 yıldıza düşürdüm.
Çok beğendim. İmza gününde izmir ‘de öylesine aa oyuncu şu bildik diziden diye almıştım kitabını iki senedir de öylece durmuş. Bu kadar akıcı bu kadar bein anlatan bu kadar içimdeki ses olduğunu bilseydim şu an onuncu tekrarımdaydım.
This entire review has been hidden because of spoilers.
Kerem Fırtına'nın, kafasının içinde olup bitenleri bu denli açık yüreklilikle anlatmış olması takdire şayan. İnanın derinliklerini, içgüdülerini ve ruh hallerini günlük hayattan örnekler vererek harikulade bir biçimde açıklamış.