Combining a thorough introduction to the work of nineteenth and early twentieth-century Italian social theo-rist Vilfredo Pareto with a highly read-able English translation of Pareto's last monograph, "Generalizations," origi-nally published in 1920, this work illus-trates precisely how and why demo-cratic forms of government undergo decay and are eventually re-invigo-rated. More than any other social scien-tist of his generation, Pareto offers a well-developed, articulate, and com-pelling theory of change based on a Newtonian vision of science and an en-gineering model of social equilibrium. In his introduction, Powers focusses on Pareto's intellectual maturation and on his overall theory of society. Powers describes the various stages of Pareto's development as engineer, economist, political scientist, and finally as sociol-ogist. He explains how Pareto consid-ered himself the Einstein of social sci-ence and how he introduced the con-cept of relativity into the social sci-ences. Even if such self-claims were rarely widely shared, the sense of Pareto's originality is doubted by few, if any, contemporary scholars. This last, and in many ways most penetrat-ing, of Pareto's briefer works, warns of the dangers which can befall demo-cratic order. It is important because, as his final attempt to clarify his ideas, it places his earlier works in perspective. Pareto generates a comprehensive the-ory of complex social phenomena.
Vilfredo Federico Damaso Pareto, born Wilfried Fritz Pareto, was an Italian engineer, sociologist, economist, political scientist and philosopher. He made several important contributions to economics, particularly in the study of income distribution and in the analysis of individuals' choices.
He introduced the concept of Pareto efficiency and helped develop the field of microeconomics. He also was the first to discover that income follows a Pareto distribution, which is a power law probability distribution. The Pareto principle was named after him and built on observations of his such as that 80% of the land in Italy was owned by 20% of the population. He also contributed to the fields of sociology and mathematics.
I should have started with his general work on sociology. Otherwise it seems too much like an old man wining about lazy workers, bad politicians and stuff, rather than some insight.
Kendi dönemi İtalya'sı üzerine yazılmış görülse de genel olarak bütün dönemlere uyarlanabilecek bir eser. Toplumun uzun vadedeki dönüşümü farklı etmenlerin birlikteliğiyle birlikte oldukça ince bir şekilde ele alınmış. İnsanlığın temel çatışmasının ideolojiler açısından sonuçlarını, etkileri göstermesi de oldukça başarılı. Çevirmen bazı noktalarda cümleleri düşük tutmuş bunun dışında oldukça kaliteli ve usta bir yazarın en iyi eserlerinden
Pareto, XX. yüzyıla kadar gerçekleşen toplumsal dönüşümlerde üç eğilim görür ve bunların her birini kitabının alt başlıkları hâline getirir: İlki, merkezî otoritenin zayıflaması ve anarşi güçlerinin büyümesi, ikincisi demagojik zenginler iktidarı döngüsünde hızlı hareketlenmeler ve son olarak burjuvazinin ve mevcut yönetici sınıfın duygularında dönüşüm gerçekleşmesidir. Bunlardan ikincisi, dönemin siyasal-sosyal analizlerinde muhafazakâr görüşün demokrasiye beslediği kuşkucu tavrın bir örneği niteliğindedir.
Pareto, "demokrasi" kavramının kesin bir anlamdan yoksun olduğunu iddia ettikten sonra, kavramı mümkün kılan toplumsal ve ekonomik koşulları ele alır ve eserin devamında bir daha hiç "demokrasi" adını zikretmez, bunun yerine "demagojik plütokrasi" demeyi tercih eder, çünkü XX. yüzyılda gördüğü 7 basamaklı değişim, Pareto'nun bilimsel analiz tekniğine uygun bir adlandırma olarak bunu gerektirmektedir. Buna göre, "1. Servet büyük ölçüde artmış, dolayısıyla tasarruflar ve üretken sermaye de artmıştır. 2. Zenginliğin eşitsiz dağılımı devam etmektedir. 3. Servetin arttığı ve eşitsizliklerin devam ettiği bu süreçte iki toplumsal sınıf, güç ve önem bakımından istikrarlı şekilde yükseliş göstermektedir: Zengin spekülatörler ve ücretliler. Ücretlilerin yükselişe geçen gücü "demokratik", zengin spekülatörlerin güçlenen iktidarı ise "plütokratik" eğilimde kendisini göstermektedir. 4. Bu iki grubun iş birliği içinde birleşik olduğu ya da kısmen bir karışım oluşturduğu düşünülebilir. Spekülatörlerin ve işçilerin çıkarları tamamen aynı örtüşmediği hâlde, her iki sınıfın bazı üyeleri aynı yönde hareket etmeyi daha kârlı bulmuşlardır. Ayrıca, kurnaz oldukları ve halkın duygularını manipüle ederek kitleleri aldatabildikleri için plütokratlar etkili bir birlik oluşturabilmektedirler. 5. Spekülatörlerin ve ücretlilerin gücü artarken diğer iki sınıfın (spekülasyon yapmayan bağımsız mülk sahipleri ve askerî sınıfın) gücü azalmaktadır. Oy hakkının varlıklılardan yoksullara yayılması bu değişimin kuvvetinin bir işaretidir. 6. Güç entrumanlarının kontrolü yavaşça üst sınıflardan alt sınıflara geçer. 7. Modern parlamentolar demagojik plütokrasi için etkili bir araç olarak görünür. Önce seçimlerde ve daha sonra müzakerelerde, parlamento prosedürleri manipülatif işlerde yetenekli insanların lehinedir. Bu nedenledir ki "parlamenter iktidar" kısmen plütokrasinin kaderini paylaşır, plütokrasiyle birlikte yükselir ve düşüşe geçer."
Paretonun bu 7 basamaklı analizi, seçkinler döngüsünün bir örneğini oluşturmakta, işçi sınıfı hareketi ve demokrasi taleplerinin seçkinlerce nasıl gasp edildiğini göstermektedir. Schumpeter'in seçmen kitlesine duyduğu güvensizlik ve onlarda gördüğü irrasyonel eğilimlerin vurgusu Pareto'da da devam etmektedir. Burada özellikle "parlamenter iktidar" ifadesine dikkat etmek gerekir: XVIII. yüzyıldaki parlamenter dönüşüm aristokratik ve monarşik iktidarların yerini almış, karar verici azınlık veya tekil bireyi dışlamıştır. Pareto burada halk iradesinin zenginlerin kontrolüne geçtiğini ilan eder. Bu durum, mevcut sistemi neden direkt olarak "demokrasi" şeklinde adlandırmadığını gösterir: Kitleler talep eder ama arzuları ve talepleri aslında plütokratlarca yönlendirilir.
80/20 teorisiyle tanınan Pareto'nun sosyal ve siyasal döngüler üzerine kurduğu teorileri hem fazla karmaşık hem fazla basit. Merkeziyetçi yönetimleri merkezsizleşmiş yönetimler takip eder demek kulağa çok da önemli bir buluş gibi gelmiyor. Sosyal ve siyasal döngüler üzerine yazılan teoriler hala İbn Haldun'un çok gerisinde.
Цей том творів В.Парето складається з двох частин: циклу статей "Трансформації демократії", яким штучно придано форми цілісного твору, та статей 1920-1923 рр. Проте це публіцистичні статті, написані "на злобу дня". Відтак, в них автор обговорює події з суспільного життя повоєнної Італії: червоне дволіття 1919-1920 рр., "марш на Рим" 1922 р. Якогось теоретичного аналізу в цих текстах немає, хоча є цікаві вказівки на особливості наукового аналізу соціальної реальності. Зокрема, В.Парето наголошує на тому, що не слід розділяти соціогуманітарні науки: соціологія, політологія та економіка повинні співпрацювати між собою. Також він пояснює тезу про суспільство як систему. Загалом, в тексті є багато цікавих вказівок на критику тогочасної соціології: тези проти реіфікації соціальних груп, про вплив ідеології на соціальне життя, про роль взаємодій між суспільствами на процеси всередині суспільства. Але сам же ж В.Парето наголошує на тому, що більш глибоко та розширено всі ці ідеї можна прочитати в його "Трактаті з загальної соціології". Тому ця книга - це такий собі додаток, який можна зрозуміти лише будучи знайомим з теорією В.Парето.
Текст має цікаву особливість: в ньому В.Парето у всій повноті демонструє переконання у власній правоті, зневагу до опонентів та пророчий хист. Останнє видається парадоксальним, але це факт: В.Парето зауважує, що від Німеччини та СРСР слід чекати нових воєн в майбутньому, причому обидві держави будуть співпрацювати між собою. Крім того, він пророкує постаннє в Європі авторитарних режимів. Якщо врахувати, що це написано в 1922 р., то не таке це вже й пророцтво. Втім, проникливість В.Парето вражає.
Також статті цього періоду дозволяють зрозуміти проблему "В.Парето та фашизм", адже В.Парето підтримав фашистів, а Муссоліні - надав низку титулів В.Парето. Насправді, як видно з текстів, В.Парето не захоплювався фашизмом, і вважав, що той репрезентує менше зло. В деяких з його текстів проскакують фрази: "є слабкі свідчення, що фашизм буде корисним для Італії". Звісно, це похвала фашизму, але буквально за рік до цього Парето писав про фашизм як авантюру, а не потужний соціальний і політичний рух. Тобто його ставлення було суперобоережним. І не варто забувати про аналіз Р.Арона, який помітив, що В.Парето закликав фашистів не обмежувати свободи слова, не втягуватися в війни з сусідами - і тоді Італія зміцнить своє становище в світі. Муссоліні діяв цілком навпаки, а це свідчить про те, як мало В.Парето розбирався в ньому.
Втім, така інтерпретація є хибною: В.Парето є елітистом і противником соціалізму, а тому сумнівно, що він осуджував би фашизм за його політику. А от Гітлера він би зневажав, а саме він втягнув Італію в низку авантюр. Проте це матеріал для окремого допису, який сподіваюся найближчим часом зробити.
I'm a simple man. I read Pareto, I give him 4 stars. Despite the fact that on the theoretical level each of his book is hardly distinguishable from the others. However, in "The Transformation of Democracy" we find more information about the Italian context preceding the rise of Mussolini. And an essay about the early fascism!