Bu kitapta okuyacaklarınız bütünüyle gerçek! Türkiye’nin gerçeği. Ve sarsıcı. Bu satırları okuyan birçok kişinin de maruz kalıp, utancından, korkusundan anlatamadığı gerçekler belki de. Travmalar, örselenmeler, çıldırmalar… Panik ataklar, aşağılanmalar, başkasının hayatını yaşamalar… Psikiyatrist Zeynep Akıncı Pınar, divanından geçen en can yakıcı, çaresiz hikâyeleri çözüm öneriyle birlikte ele aldı ve benzer sorunları olanlara yol gösterebilmek için Türk Psikiyatristin Divanı’nda okuyucuları ile paylaştı. İşte hiç uyanmak istemeyen zengin kadından 9 yaşında saçları ağaran çocuğa, aile içi çoklu taciz kurbanı kızdan iktidarsız ama azgın damada, kurnaz nişanlıdan ergen kocaya, ters ilişkiden günahsız aşka, anksiyete bozukluğundan şizofreniye, başı sürekli dönen ‘deli’den cinsel freni patlamış adama kadar Türkiye’den en uçlardaki 70 psikiyatrik vaka! Ruhsal bir panorama! Şaşıracaksınız, inanamayacaksınız, yer yer sinirleriniz bozulacak, bu kadar da olmaz diyeceksiniz… Benzer vakaları yaşadıysanız ders çıkarıp bilgilenecek, yaşamadıysanız Allah’a şükredeceksiniz!
Son derece baştan savma hazırlanmış ve vadettiği hiçbir şeyi veremeyen bir kitap.
Kitabın kapağında yazdığı üzere 'Türkiye'den en uçta 70 psikiyatrik vaka' okuyacağınızı düşünerek kitabı elinize alıyorsunuz ama bütün kitap boyunca okuduğunuz ev işlerini paylaşmayan ve aldatan erkekler yüzünden problem yaşayan kadınlar. Ardı ardına sıralanmış, hiçbir 'uç' noktası bulunmayan veya çözümleme içermeyen vakalar. Hatta o kadar dikkatsizce yazılmış ki aynı vaka iki defa ufak değişikliklerle önümüze koyulmuş; dikkat eksikliği ve hiperaktivite bozukluğu vakası ise 'Oedipus Kompleksi' başlığı altında listelenmiş ve muhtemelen konu hakkında sadece popüler bilgiye sahip olanların dikkatini çekmek amaçlanmış.
Böyle bir kitap aldığınızda genelde bir vaka çözümlemesi tarzı beklersiniz. Yazar ise danışanlarının ağzından bütün hayat öyküsünü en ince ayrıntısına kadar anlatıp sonuna da tanıyı eklemiş. Bu tanılara varma yolu, izlediği tedavi yolu gibi psikiyatrik müdahalenin en önemli kısımları atlanmış. Yazarın dediğine göre kendimizin ve çevremizin daha çok farkında olmamız amacıyla, 2017'de basılmış bir kitapta 2013'te yerini DSM-5'e bırakmış olan DSM-4-TR'nin kriterlerinin kullanmış olması ise ayrı bir felaket.
Psikoloji/psikiyatri alanında olan herkes bilir ki, 'divan'ın çok özel bir anlamı vardır. Sadece klasik psikanaliz uygulayan terapistler divan kullanır. O yüzden kitabı alırken psikanalitik bir yaklaşım kullanılmasını bekledim ama tabii ki yine yanıldım, divan da sadece popülerliği yüzünden kullanılmıştı.
Son olarak, yazar doktor bir kadın olmasına rağmen kadınlara karşı kullandığı dil oldukça rahatsız edici. Kendince namuslu, sadık ve fedakar bulduğu kadınları çok güzel; kendisine göre ahlaksız hareketler yapan kadınları da genelde çirkin olarak betimlemiş. Bu dile güzel bir örnek olarak kitabın ön sözünde yazdığı şu kısım verilebilir:
'Kitabın sağlayacağı geliri, Türk Kadınlar Derneği Federasyonu'na bağışlıyorum. Duygusal, fiziksel, ekonomik, cinsel şiddet mağduru kadının ihtiyaçlarına sunabilmeleri için... Tek istisna, başkasının ailesi üzerine gölgesi düşen veya yuva bozan, metres-kuma olan, bir çocuğun babasız kalmasına sebep olan kadınlar hariç!'
Yazar bu diliyle, tanımladığı kadınların başına gelebilecek şiddet unsurlarını hak ettiklerini, yardım edilmeyi ise hak etmediklerini düşündüğünü açıkça belli ediyor. Bir psikiyatristin bu kadar ön yargılı bir tutuma ve damgalayıcı dile sahip olması kabul edilemez.
Genel olarak ayrımcı dil kullanılan, sağlık sektöründe olmayanların da her gün karşılaştığı vakalarla dolu, son derece dikkatsizce yazılmış bir kitap. Zamanınızı boşa harcamayın.