Çevik bahrî olmak gerek bir denize dalmak gerek Bir gevher çıkarmak gerek hergiz sarraf bilmez ola
Yunus Emre, yalnızca tarihimizin ve edebiyatımızın önemli şahsiyetlerinden biri değil, aynı zamanda ruhumuzu besleyen, ruhumuzu besleyen Türkçemizi işleyen; Türklüğün binlerce yıllık tarihinde onu bambaşka bir mânâ iklimine sevk eden pakça sesimiz, erce duruşumuz, erence duyuşumuz, yâni Türk'ün bizâtihi kendisidir. N. Ziya Bakırcıoğlu'nun büyük bir titizlikle hazırladığı Yunus Emre Dîvânı'nda; Yunus Emre'nin şiirlerinin yanında Ârif Nihat Asya, Mehmet Kaplan, Ahmet Hamdi Tanpınar, Nurettin Topçu, Mümtaz Turhan, Nihad Sâmi Banarlı gibi ilim ve edebiyat dünyamızın mümtaz temsilcilerinin Yunus Emre ve şiirleri hakkındaki ufuk açıcı değerlendirmelerini de okuyacaksınız.
Yunus imdi var tek otur yüzünü hazrete götür Özün gibi bir er getir hiç cihâna gelmez ola
Kemkümdür yoksulluktan nicelerin varlığı Bunca varlık var iken gitmez gönül darlığı Öd ağacı gibi yanar vücudum Tütünüm göklere seher yelidir (Arka Kapak)
Yunus Emre (1238?–1320?) was a Turkish poet and Sufi mystic. He has exercised immense influence on Turkish literature, from his own day until the present. Because Yunus Emre is, after Ahmet Yesevi and Sultan Veled, one of the first known Turkish poets to have composed works in the spoken Turkish of his own age and region rather than in Persian or Arabic, his diction remains very close to the popular speech of his contemporaries in Central and Western Anatolia. This is also, it should be noted, the language of a number of anonymous folk-poets, folk-songs, fairy tales, riddles (tekerlemeler), and proverbs.
Bu toprakların, Anadolu’nun, konuştuğumuz dilin, İslam tasavvufunun en yalın, en güzel ve en mana yüklü beyitleri. Okumak için Müslüman olmanıza gerek yok. Nasıl ki Mevlana’da tüm insanlık kendinden bir parça buluyorsa, Yunus da ilahi aşkı arayanlara çok güzel beyitler hediye etmiş. Kainatın sırrını şiirlerine dökmüş. “Ben gelmedim dava için benim işim sevi için Dostun evi gönüllerdir gönüller yapmaya geldim.”