Jump to ratings and reviews
Rate this book

Kibarlar Âlemi - Kayıp Zamanın İzinde

Rate this book
Kitabım... gözlükçünün müşterilere sunduğu büyütücü mercekler gibi bir şey olacaktı; okurlara kitabım sayesinde kendilerini okuma imkânı sağlayacaktım.

Elinizdeki bu kitap da, “Kayıp Zamanın İzinde”deki en güzel, en çarpıcı sahnelerden seçmeler sunarak, okurların dikkatini bu sahneler üzerine bir kez daha çekmek ve onlara hem romanın sahnelerini yakından okuma hem de “kendilerini okuma” imkânı sağlamak amacıyla hazırlandı. Sahneler de doğrudan Proust’un roman-içi yorumlarından yararlanılarak adlandırıldı.

120 pages, Paperback

Published February 17, 2017

1 person is currently reading
58 people want to read

About the author

Marcel Proust

2,158 books7,492 followers
Marcel Proust was a French novelist, best known for his 3000 page masterpiece À la recherche du temps perdu (Remembrance of Things Past or In Search of Lost Time), a pseudo-autobiographical novel told mostly in a stream-of-consciousness style.

Born in the first year of the Third Republic, the young Marcel, like his narrator, was a delicate child from a bourgeois family. He was active in Parisian high society during the 80s and 90s, welcomed in the most fashionable and exclusive salons of his day. However, his position there was also one of an outsider, due to his Jewishness and homosexuality. Towards the end of 1890s Proust began to withdraw more and more from society, and although he was never entirely reclusive, as is sometimes made out, he lapsed more completely into his lifelong tendency to sleep during the day and work at night. He was also plagued with severe asthma, which had troubled him intermittently since childhood, and a terror of his own death, especially in case it should come before his novel had been completed. The first volume, after some difficulty finding a publisher, came out in 1913, and Proust continued to work with an almost inhuman dedication on his masterpiece right up until his death in 1922, at the age of 51.

Today he is widely recognized as one of the greatest authors of the 20th Century, and À la recherche du temps perdu as one of the most dazzling and significant works of literature to be written in modern times.

Ratings & Reviews

What do you think?
Rate this book

Friends & Following

Create a free account to discover what your friends think of this book!

Community Reviews

5 stars
4 (18%)
4 stars
11 (50%)
3 stars
5 (22%)
2 stars
1 (4%)
1 star
1 (4%)
Displaying 1 - 3 of 3 reviews
Profile Image for Selda Ceylan.
83 reviews
November 8, 2017
Geçmiş zihnin hakimiyet alanının, kavrayış gücünün dışında bir yerde, hiç ihtimal vermediğimiz bir nesnenin içinde gizlidir.
*
Ne var ki, uzak bir geçmişten geriye hiçbir şey kalmadığında, insanlar öldükten, nesneler yok olduktan sonra, bir tek, onlardan daha kırılgan,ama daha uzun ömürlü, daha maddeden yoksun, daha sürekli, daha sadık olan koku ve tat,daha çok uzun bir süre, ruhlar gibi diğer her şeyin yıkıntısı üzerinde hatırlamaya, beklemeye, ummaya, neredeyse elle tutulamayan damlacıklarının üstünde, bükülmeden hatıranın devasa yapısını taşımaya devam ederler.
*
Ancak,bir hatıranın eksikliği, tıpkı bir yazıda cümlenin bir öğesinin eksikliği gibi bazen belirsizliğe değil, vakitsiz bir kesinliğin doğmasına yol açar.
*
Nesnelere ad olan isimler, daima bir kavrama cevap verir; bu kavram gerçek izlenimlerimize yabancıdır ve bizi bu kavrama ilişkin olmayan her şeyi onlardan ayıklamaya mecbur eder.
*
Zira hafızanın bulanıklığıyla gönül tutuklukları da birleşir.Şüphesiz bütün içsel varlığımızın, geçmiş mutluluklarımızın ve acılarımızın sürekli mülkiyetimizde olduğunu zannetmemizin sebebi, maneviyatımızı içinde barındıran bir vazoya benzettiğimiz bedenimizin mevcudiyetidir.
*
Hep şaka yollu söz ettiğimiz şeyler, genellikle aksine, canımızı sıkan şeylerdir, ama sıkıntımızı belli etmek istemeyiz ve belki de ayrıca bu konuda şaka yaptığımızı duyan kişi doğru olmadığını düşünür diye gizli bir umut da taşırız.
*
Ama zekamız ne kadar keskin olursa olsun, kalbimizde yer alan tek tek duyguları algılayamaz; çoğu zaman uçucu halde var olan duygularımız, onları ayrıştırabilecek bir olgu tarafından katılaştırılmadıkları sürece kendilerini belli etmezler.
*
Yaşadıkça, hiç aklımızdan geçmeyen şeyler eklenir dünyamıza.
*
Artık sevmediğimiz kişilerden bizi koparan, mezarlıklardaki unutuş kadar mutlak ve huzurlu olan bu unutuşun son derece haklı ve acımasız cezası, hala sevdiğimiz kişiler için de kaçınılmaz olduğunu sezmemizdir.

344 reviews2 followers
Read
February 9, 2022
“…romanın kahramanları böylece zamanın akışı içinde farklı yönleriyle görünecekler, farklı biçimlenen kişilikleriyle sahne alacaklardır.” (9)

“Roland Barthes’tan yararlanarak belirtirsek, “Proust, yapıtını oluşturan parçaları krono-lojik bir düzen içinde vermek yerine onları bir rapsodik düzen içinde sunar: Rapsodi sözcüğü, köken olarak, Yunanca’daki rhaptein (‘dikmek’) ve ode (‘şarkı, lirik ya da epik şiir’) sözcüklerinin birleştirilmesiyle oluşturulmuştur. Yunanca’da rhapsodos ‘şarkıları (şiirleri) birbirine diken’, ‘şarkıları (şiirleri) birbiriyle uyar hale getiren’ kişi demektir, sözcük kökeni açısından. …onları bir giysi siker gibi, kesişmeler, düzenlemeler ve yinelemelerle yeniden ‘dikmiştir’…” (10)

“Sürekli olarak deneyim ve imgelemin iki ayrı düzlemi arasında gidip gelen insanoğlu, tanıdığı kişilerin düşünsel hayatının derinine inmek, hayatını hayal etmek durumunda kaldığı kişileri de tanımak ister.” (58)

“…olayların takvimiyle duygularının takviminin çakışmasını çoğunlukla engelleyen tarih uyuşmazlığı yüzünden…” (64)

“…zekâmız ne kadar keskin olursa olsun, kalbimizde yer alan tek tek duyguları algılayamaz; çoğu zaman uçucu halde var olan duygularımız, onları ayrıştırabilecek bir olgu tarafından katılaştırılmadıkları sürece kendilerini belli etmezler.” (84)

“…bu kitap zaten her birimizin içinde var olduğundan, onu tercüme etmesi gerektiğini fark ediyordum. Bir yazarın görevi ve işlevi, tercümanlıktır.” (92)

“…insanlar, yıllara dalmış devler misali, yaşamış oldukları, sayısız günden oluşan, birbirinden uzak dönemlerin hepsine aynı anda değerler.” (100)

Üç bin küsür sayfalık bir romandan seçilmiş bölümlerin olduğu bir kitap. Bilinç akışı tekniğiyle yazılmış bir biyografik roman olan Kayıp Zamanın İzinde serisi hakkında genel bir fikir verebilir. Bir şeyleri kaçırma ve bir daha bulamama telaşı, unutma ve hatırlama çeşitli temalarından birkaçı. Bir yerde “…insanoğlunun da kimi böcekler kadar kapsamlı başkalaşımlar geçirebileceğini düşünüyordum.” diyor (96). Kafka’nın Dönüşüm kitabını akla getiriyor.
Çevirisi çok akıcı ve anlaşılır. Kitaplarda yabancı isimlerin okunuşu için bir çözüm getirilmesi okuyucu içim epey faydalı olacaktır; ismin ilk geçtiği yerde telaffuzunun not düşülmesi ya da parantez içinde verilmesi gibi.
Displaying 1 - 3 of 3 reviews

Can't find what you're looking for?

Get help and learn more about the design.