Şımarık ve güzel prenses Alize ile görgü kurallarından habersiz, kaba saba ama bir o kadar yakışıklı tamirci Serkan’ın aşkına şahit olmaya hazır mısınız?
“Alize yarı açık penceresinden arabasını tamir eden adama bakıyordu. Bu adam tamirciden çok motosiklet kullanan yakışıklı züppelere benziyordu. Kirli atletinin içinde bile kendisini gösteren kasları dikkat çekiciydi. Dağınık siyah saçları, hafif sakallı kemikli yüzü ve bu yüze çok yakışan kemerli burnuyla değme mankene taş çıkartacak kadar yakışıklıydı. En güzel yeri ise kesinlikle mavi gözleriydi.”
Alize’nin boğaz kıyısındaki yalısından İstanbul’un arka sokaklarında yer alan döküntü bir gecekonduya taşınmasının nedeni aşk mı yoksa intikam mı? Ünlü işadamı Nurettin Hıfzızade kızının şirket arabalarını tamir eden adamla evlendiğini öğrenince delirecek mi yoksa görmezden mi gelecek? Mahallenin dilberi Asuman bir zamanlar yüz vermediği Serkan’ın peşine tekrar düşecek mi yoksa uzaktan izlemekle mi yetinecek? Susmayı bilmeyen kaynana Şaziye yalıdan gelen gelinini kabullenecek mi yoksa canından mı bezdirecek?
‘Kendi Düşen Ağlamaz’ sıradışı bir intikam hikayesini tutkulu bir aşkla harmanlayan çarpıcı bir roman.
uzun zamandır okumayı düşündüğüm bir yazardı Ayşegül Çiçekoğlu ve akışımda başka bir kitabını gördüğümde bir anda gelişti her şey, başlamış bulundum bu kitaba. güzel, akıcı ve bunaltmayan bir dili olduğu için gün içinde okudum ve bitirdim. kurguya gelirsek bazı yerlerde fazlasıyla göz devirmiş olsam da sevdim, kendini okuttu diyebilirim.
zengin ve şımarık kızımız Alize, babasına istediğini yaptırmak için bir tamirci parçası Serkan’ı bulur ve hiç beklemeden nikahı basar adama. karşılıklı şartları ve amaçları olan bu çiftimiz bir oyunun içinde birbirlerine savrulurken onların dışında gelişen olayların da etkisiyle birbirlerini imkânsız olarak görürler.
oyunu oynayan kişiler değişip işler sarpa sardığında asıl ben şok oldum. beklentim elbette ki birbirlerini kırmadan işin sonuçlanmasıydı ama olmadı. olduğu haliyle idare ettik ve neyse ki çok cıvıtmadan son buldu her şey.
ve evet, denk geldikçe yazarın diğer kitaplarını da okurum.
Yazar yaptığı ters köşelerle eğlenceli bir kurgu yaratmış :) .
Şımarık zengin bir kızın, babasının evliliğine karşı çıkması ve onu bu evlilikten vazgeçirmek için uygulamaya koyduğu bir oyunla başlıyor herşey.
Alize, babasının hiç onaylamayacağı bir damat adayı buluyor, daha doğrusu tesadüfen karşılaşıyorlar, Serkan bir tamirhane sahibi, orta halli bir çevrede yaşıyor ve oldukça yakışıklı bir adam, onunla altı aylığına bir evlilik anlaşması yapıyor, aklı sıra babası bu sansasyona izin vermeyecek ve kendi evliliğinden vazgeçecek..
Fakat işler hiç de Alize'nin umduğu gibi gitmiyor çünkü Serkan'ı fazla hafife alıyor, yalılarda kuş sütüyle beslenen Alize'nin gecekondu mahallesindeki hayatını okumak eğlenceliydi :))
Bu kitabın dizisi çıkacağını duyduğumda okumaya karar verdim çünkü bir kitabın dizisi yada filmi çıktığında hep önce kitabı okumak isterim ama okurken birşeyler eksik gibiydi sanki. Bazı yerlerde çok sıkıldım, yazarın her ne kadar akıcı bir dili olsa da ve Serkan ile Alizenin aşkı tam geçmedi bana. Sondaki ters köşeyi gerçekten hiç beklemiyordum, ama kitapta tek beğendiğim şey maalesef ki oydu… Kitap daha çok zaman geçirmek için bir kitap yani çok özel bir yanı yoktu bence. Ama diziye resmen aşık oldum! Kitaptan çok şey değiştirselerde bana göre dizi kitaptan çok daha güzel. Keşke tersini diyebilseydim ama maalesef..