Ansiklopedicilik, olgun yaşımda, yani ellisekizlerimde aldı beni kündesine. 1969'dan bu yana aralıklarla da olsa, ansiklopedici oldum çıktım. Babamın, oldukça zengin bir kataloğu vardı. 1900'larda Abdülhamit zorbalığından yakınıp, soluğu Paris'lerde alan nice aydın genç gibi, babam da oralara atmış kapağı. Özellikle tiyatro, türlü sanat dallarına düşkünlüğü ve Fransızcaya tutkunluğu ile yurda zoraki dönüşünde, türlü romanlar, tiyatro ve resim sanatıyla ilgili yapıtları getirmişti, zulasında saklayıp gün ışığına çıkarma umuduyla. Bu yapıtlar arasında, iki ciltlik, büyük boy Larus da vardı. Biz çocukları, boş vakitlerimizde, anlasak da anlamasak da dalardık o iki ciltlik, resim açıklamalarıyla insana engin ufaklar açan maddelerine... Ansiklopedi tutkusunun bir başlangıcı mıydı bu, bilemem. Ama içime işlemişti, dünyaya açılma özlemi. Hele o ansiklopedide, Fatih Sultan Mehmet, Kanuni gibi ünlü padişahlarımızın resimlerini görünce daha bir bağlanır olmuştum Larus'a ne de olsa milliyetçilik damarım kabarıp taşıyordu...