Jump to ratings and reviews
Rate this book

Wprowadzenie do ontologii bytu społecznego #1

Para uma ontologia do ser social 1

Rate this book
György Lukács é um dos maiores expoentes do pensamento humanista do século XX e Para uma ontologia do ser social é a mais complexa sistematização filosófica de seu tempo. Considerada uma das mais importantes obras do filósofo húngaro, concebida no curso dos anos 1960, a Ontologia (como se tornou conhecida) significa o salto daquela intuída à ontologia filosoficamente fundamentada nas categorias mais essenciais que regem a vida do ser social, bem como nas estruturas da vida cotidiana dos homens.



O primeiro volume de um dos centrais projetos editoriais da Boitempo, acalentado por mais de uma década, finalmente chega às livrarias brasileiras com primorosa apresentação de José Paulo Netto e tradução direta do alemão por Mario Duayer e Nélio Schneider, acrescida da tradução de Carlos Nelson Coutinho, introdutor de Lukács no Brasil e profundo conhecedor de sua obra, baseada na edição italiana. O texto contou também com uma minuciosa revisão técnica de Ronaldo Vielmi Fortes, auxiliado por Ester Vaisman e Elcemir Paço Cunha.

594 pages, Kindle Edition

First published January 1, 1984

7 people are currently reading
74 people want to read

About the author

György Lukács

453 books407 followers
György Lukács was a Hungarian Marxist philosopher, aesthetician, literary historian and critic. He is a founder of the tradition of Western Marxism, an interpretive tradition that departed from the Marxist ideological orthodoxy of the Soviet Union. He developed the theory of reification, and contributed to Marxist theory with developments of Karl Marx's theory of class consciousness. He was also a philosopher of Leninism. He ideologically developed and organised Lenin's pragmatic revolutionary practices into the formal philosophy of vanguard-party revolution.

His literary criticism was influential in thinking about realism and about the novel as a literary genre. He served briefly as Hungary's Minister of Culture as part of the government of the short-lived Hungarian Soviet Republic.

Ratings & Reviews

What do you think?
Rate this book

Friends & Following

Create a free account to discover what your friends think of this book!

Community Reviews

5 stars
7 (50%)
4 stars
4 (28%)
3 stars
3 (21%)
2 stars
0 (0%)
1 star
0 (0%)
Displaying 1 of 1 review
Profile Image for Ozge.
23 reviews
February 21, 2021
“Sıradan yaşamın en basit deneyimleri, insanlara, nesnel gerçeklikteki varoluş süreçlerinin rasyonel olarak kavranabilir olduğunu, yani anlağın ve aklın genişletilmesinin gerçekliğe egemen olmada önemli olabileceğini, çünkü bu araçların olgulardaki ve olguların ardışıklığındaki özsel ve evrensel olanı düşüncede aslına sadık bir biçimde yeniden üretebilecek durumda olduğunu öğretmiştir. Bundan ötürü, anlağın ve aklın özerkliği bir yanılsama değildir, çünkü özsel, evrensel ve yasaya dayalı olan, yeniden üretilecek doğrudan verili ve yalın bir şey değildir, tersine zor, özerk bir çalışmayla işlenmelidir. Gerçekliğin rasyonelliği düşüncede ne kadar işlenirse, gerçekliğin bütünlüğünün birleşik ve rasyonel bir sistem olarak kavranabileceği yanılsaması da o kadar güçlü bir biçimde büyür. (Sf. 120)
(...)
Toplum bilimlerinde “naif realizm”in çok az örneği bulunur; olgularla sınırlanmış olduğu iddiası, genelde yüzeysel emprizmin yeni-versiyonlarına götürürken, dolaysız olarak verili olgusallığa pragmatik bağlılık, genel kavrayış açısından daha az dolaysızca açık olan önemli ve edimsel olarak varolan ilişkileri dışarıda bırakır ve böylece de nesnel açıdan genellikle fetişleştirilmiş ve tanrılaştırılmış olguların çarpıtılmasına götürür.(Sf. 149)
(...)
Farklılığa, karşıtlığa ve öz ile görünüş ilişkisine dair ontolojik problem, tam da toplumsal varlık problemleri açısından belirleyici rol oynamaktadır. Fenomenler genellikle gündelik yaşamda bile varlıkların özünü açığa çıkarmaktansa gizlerler.(Sf. 150)
(...)
Marksizmin klasikleri Hegel’e yönelik eleştirilerinde, hep onun sistemine karşı mücadeleyi vurgulamıştır. Bu tamamen doğruydu, çünkü Marx’ın kesin bir biçimde reddettiği tüm bu felsefi eğilimlerin merkezi tam da burasıydı. Felsefi sentez idealiyle sistem, özellikle, varolan bir şeyin ontolojik tarihselliğiyle hiç bağdaşmayan fikirler olan tamamlanma ve kapanma ilkesini içerir ve hâlihazırda Hegel’in eserinde çözülmez antinomilere yol açmıştır. Bununla birlikte kategoriler spesifik bir hiyerarşik ilişki içinde düzenlenir düzenlenmez, bu tür durağan bir ideal birlik kaçınılmaz olarak ortaya çıkar. Tam da bu türden bir hiyerarşik düzenleme çabası Marx’ın ontolojik kavrayışıyla çelişmektedir. (...) [H]iyerarşik bir sistem yalnızca tüm zamanlar için varolan bir şey değildir, aynı zamanda (içeriklerini yoksullaştırma ve bozma pahasına da olsa) belirli bir ilişki içinde düzenlemek üzere kategorilerini homojenleştirmesi ve onları mümkün olduğunca ilişkilerinin tek boyutuna indirgemesi de gerekir. Gerçekliğin dinamik yapısının zengin ve çeşitli karakterine dair hakiki bir ontolojik duyguya sahip olan düşünürler tam da herhangi bir sistem türüne yeterince dahil edilemeyen bu tür ilişkiler üzerine yoğunlaşmışlardır.”
Displaying 1 of 1 review

Can't find what you're looking for?

Get help and learn more about the design.