İnsan, gölgesiyle neyi temsil eder? Bir gölge kendisinin oluşmasına yol açan gövdeyi tanıyabilir mi? Gölge ile gövdenin ortak bir ödevi, ortak bir bilinci, ortak bir düşü var mıdır?
Edebiyatın pek çok alanında kalem oynatan küçük İskender'den hareketli, cesur, demir leblebi denemeler. "Her Şey" Ayrı Yazılır'ın okuru şimdiden şanslı; son dönem şiirimizin en etkili isimlerinden birinin düşünce dünyasına girecekler, türler arası bir yazının, tümüyle özgür ve özgürlükçü, apaydınlık bir zihnin izini sürecekler. İskender'in ülkede yaşanan ve aklı başında (ya da bulutlarda) herkesi yakından ilgilendiren sorunlara yaklaşımı, hayranlık uyandıracak kadar iç açıcı. Okuyun, kendinize armağan edin.
Derman İskender Över (28 Mayıs 1964, İstanbul), Türk şair, eleştirmen.
1964 yılında İstanbul'da doğdu. Kabataş Erkek Lisesini bitirdikten sonra İstanbul Üniversitesi Cerrahpaşa Tıp Fakültesi son sınıfında okulu bıraktı. Ardından İstanbul Üniversitesi sosyoloji bölümüne girdi, 3 yıl sonra bıraktı. 1980'li yıllardan başlayarak günümüze kadar çeşitli dergilerde şiirler, eleştiriler, denemeler yazdı. İlk şiiri Milliyet Genç Sanat Dergisi'nde, İskender Över ismiyle çıktı. Profesyonel olarak 1985'te Adam Sanat Dergisinde şiirleri yayımlanmaya başladı.
Dopdolu bir deneme kitabı. Okurken o kadar çok yazar ve kitap isimleri not aldım ki, tavsiyelerinin hepsi dolu çıktı. Kısa ve yaşanmış hikayelerle sizi içine çekiyor.
Küçük İskender denince hiç bakmadan , düşünmeden alırım kitaplarını. Lise yıllarımın çoğu şiirleriyle geçmiş , sonrasında da diğer şairleri tanımamı ve sevmemi sağlamıştır. Bir kez şiir dinletisinde yüz yüze görüp bir dakika'da olsa konuştuğumuz o günü hiç aklımdan çıkaramam. Önümü kesip , "Nasıl gidiyor akşam ? " diye sormuştu. Toyluğun verdiği utangaçlıkla bir kaç laf geveleyip yanından ayrılmıştık. Ben bunun'da bir şiir kitabı olduğunu düşünerek almış ve bakmamıştım. Daha sonra aslında bir deneme olduğunu gördüm ve okurken şairin gözünden hayata yeniden bakıp , onu artık daha çok tanıdığımı hissetmeye başladım.
Kitabın içinde ; İskenderin okuduğu kitapları , izlediği bazı filmleri bulacak . Bunun yanında hayatına giren insanların hayatına nasıl girdiğini de öğreneceksiniz. Teomanla nasıl tanıştığını , Can Yücel'in arayıp evine çağırdığı anılarını okuyup (iki şair bir araya gelince ortaya çıkan o felaket ve ironik tarafları) tanımış , anlamış olacaksınız. "Bir martıyı ağlattın sen" şiirinin nerede , nasıl bir ortamda çıktığını öğreneceksiniz.
Dolu dolu bir deneme , bazen romanlardan biraz uzaklaşmak gerekiyor gibi sanki.
Daha büyük beklentilerle elime almıştım aslında. Umduğumu pek bulamamış olsam da kaliteli bir kitaptı. Çeşitli kitap ve film hakkında yol gösterici oldu.
küçük iskender ile sohbet ediyor gibi, kitaplar, filmler, insanlar, anılar, fobiler, ölümler, skandallar, körler, sözlükler terapi ve şizofreni günlükleri
tıp, bölünüş, edebiyatla tamamlanış? en azından bi tamamlanış? belki ben de bırakırım
neden ölmek istediğini sorduğumda, "insanlar kötü ve acımasız - böyle bir dünyada almak istemiyorum," yanıt vermesine karşı çıkamadım. "yaşamak" fiili yerine "olmak" filini kullanması bile yeterliydi benim için. tıbben yasak bir şeydi: hasta’ya hastalık’ının hakkını savunmak.
anlamsız bir canlının anlam saplantısı sadece yorucudur. mesele tastamam da budur.
hep bir yarım bırakma sendromu, hep bir yarım kalma gerilimi, hep bir tükenmişlik-tamamlanamamışlık hissi tüm ömrü boyunca peşinden gelir. bölünmüşlüktür suç. edebiyatla haşır neşir olmak sanki ya çok zenginin ya da tam bir kaybetmişim payına düşer sanki. tek kurtuluş emekliliktir.
eskiyen bir yaşlılığa doğru insanlığın ertelenmesi içinde papatya alkışları ve perde ve içinde eskiyen bir yoruluşa doğru yaşanmışlıkların ertelenmesi
perdeleri çektim, ışığı kararttım az. bugünkü türkiye'den saklanmam şart. bütün güzel insanlar öldü ve ölecekler çünkü. üst yoldaki çocuk parkını da yıkmışlar. ya bina yapacaklardır ya da türbe. hayatımı angaryaya dönüştüren her şeyden uzaklaşmalı, arınmalı, aklandıkça kirlenmenin çeşitli yollarını keşfetmeliyim.
Genel olarak yazarın düşüncelerinden oluşmuş bir bütünleme. Kelimelerin arasında ara ara kaybolsam da oldukça farklı konularda farklı bakış açıları kazandırmak için muhteşem bir kitap. Üstelik çok sevdiğim bu yazarın beşer onar sayfada bir kitap,film,yazar önerisini de dikkate almakta fayda var diyerek yanımda bir not defteriyle dolaştım bu kitap bitene kadar. Ara ara bildiğim isimlere ve ilişkilere denk gelmek de beni daha çok bağladı. Altını çizeceğiniz,aklınızda kalmasını isteyeceğiniz onlarca cümle var bu kitabın içinde. Öncelikle de kitap kapağında görebileceğiniz iki cümle: ' "Her şey" ayrı yazılır "Herkes" bitişik' 'Panik yok: Çıkış yolunu bulamasanız da olur.'
küçük İskender'in pek çok farklı konuda denemelerinden oluşan bu kitap, bana güzel düşünme seansları yaşattı. şairin düz yazıda da şiirleri kadar başarılı olduğunu gördüm. Tanıdığımız şairler, müzisyenler, yönetmenlerle ilgili pek çok anekdot da bulunuyor. terapi ve şizofrenin günlüğü serileri kitabın güzel bir süprizi diyebilirim.