Jump to ratings and reviews
Rate this book

Selanik Alev Alev

Rate this book
Yazarın; Selânik yangınını on yedi yaşındayken yaşayan ve yangın sonrasında kaçarak geldikleri İzmir'in Frenk mahallesindeki Fegaro terzihanesinde işgal günlerini geçirmiş olan annesinin anlattıkları bu romanın esas malzemesidir...

Yangından sonra, her köşesine tıkıştırılmış muhacirleri taşıyan Kapitan Kostaki adlı şileple yapılan sefil göç, akılları zorlayan bir yolculuğun içli bir anlatımı ile sunuluyor okura. Zişan'ın doğup, büyüdüğü Selânik, ezelden beri Osmanlı'nın malı ve en kıymetli parçasıydı. Onun, dedesinin ve bütün gelmiş geçmiş dedelerinin mezarları hep buradaydı... Selânikliler için Osmanlı'nın sancağı, padişahı, Allah'tan sonra en sevdikleri şeydi...

Göç, yangın, çete savaşları arasına sıkışan Zişan'ın ailesiyle ve çevresiyle mücadelesi de romanın anlatımına yeni, değişik boyutlar katıyor... Olaylar 'rüzgâr gibi geçiyor' ve kitabın sayfaları çevrildikçe ortaya çıkan her giz başka bir gizin açılmaz gibi görünen kapısı haline geliyor. Daha önce Selânikli bir gençle yapılmış, kopması imkânsız sayılan bir nişandan dolayı, Selâniklilere has yıkılmaz sanılan duvarlar, Zişan ile Giritli bir ailenin yirmili yaşlardaki oğlu Tahsin'in aşkı ile unufak oluyor. Sonra mı? Sonrası kitapta, okuyun, anlamaya çalışın, öğrenin ve şaşırın...

389 pages, Paperback

Published January 1, 2013

Loading...
Loading...

About the author

Ali Dilber

3 books

Ratings & Reviews

What do you think?
Rate this book

Friends & Following

Create a free account to discover what your friends think of this book!

Community Reviews

5 stars
3 (60%)
4 stars
1 (20%)
3 stars
1 (20%)
2 stars
0 (0%)
1 star
0 (0%)
Displaying 1 of 1 review
Profile Image for Özgür Oklap.
44 reviews11 followers
October 31, 2016
Okuduğum Ali Dilber imzalı ilk kitaptı ''İstanbul Falcısı''. Sadece 70’li yıllardan gerçekçi bir kesit, toplumsal bir panorama sunmakla kalmıyor, içinde debelendiğimiz piyasa edebiyatı namlı çöplükte, iyi edebiyata ve romana örnek oluyordu benim için, romanın küçük kahramanı kambur Bekir’in ağzından dökülenler...

"Selanik Alev Alev" ise Ali Dilber’in okuduğum ikinci kitabı. Roman olarak tanımlanmış olmasına rağmen bence kitabın alt başlığı gibi “Selanik’ten İstanbul’a Gerçek Bir Göç Öyküsü”. Gerçek bir öykü çünkü, Ali Dilber’in annesi Zişan Hanım’dan dinlediği anılardan oluşuyor. Balkan Savaşları'ndaki yenilgilerden, Birinci Dünya Savaşı'ndaki bozgundan sonra sahipsiz kalmış Osmanlı ahalisinin doğdukları yerlerden Anadolu’ya göçleri pek çok romana, hikayeye konu oldugunu biliyoruz. Bu kitabı ilginç kılan Zişan Hanım’ın babası Mustafa Çelebi tarafından siyasi bağlarıdır. İttihat Terakki’nin daha sonra İzmir Suikastı’na karıştığı iddiasıyla idam edilen Maliye Nazırı Cavit Bey, Mustafa Çelebi’nin dayısı; Hasan Tahsin mahlasıyla “Hukuku Beşer” gazetesini çıkaran ve İzmir’deki ilk kurşunu atan Osman Nevres ise halasının oğludur. Buna rağmen Mustafa Çelebi ve kardeşlerinin oluşturduğu geniş ailesi, yangında her şeylerini kaybettikleri Selanik’ten İzmir’e “Kostaki” adlı bir gemiyle yaptıkları maceralı bir yolculuk ile ulaşmışlar ve Hisar Camisi'ne yakın eski bir tütün deposuna yerleşmişlerdir. Her göçmen ailede olduğu gibi çocuklar ve yaşlılar dışındaki herkes eve maddi katkıda bulunmak için buldukları herhangi bir işte çalışmaya başlamışlar ve İzmir’de tutunmanın yollarını aramışlardır.

Kitaptan öğrendiğimize göre “beşik kertmesi” yoluyla evlenme geleneği Balkanlar'da da bir hayli yaygındır. Nitekim Zişan Hanım da Akil Bey ve Mehpare Hanım çiftinin oğlu Muhtar ile Selanik’te “beşik kertmesi” yoluyla nişanlanmıştır. Bu geleneğin yanlışlığı, hem iki aile arasındaki uyumsuzluk ve hem de Zişan ile Muhtar arasında oluşamayan sevgi ile örneklenmektedir. Balkanlar'da yaygın bir başka husus da dini tarikatlar, mason locaları ve bunların müritleri ve üyeleridir. Bu tarikatlardan “Melamilik”in merkezinin Prizren olması, İzmir’de de bir kolunun bulunması ve bu tarikatın İzmir’in işgali sırasında Kuvayı Milliye’ye karşı Rumlarla birlikte hareket ettiğinin anlatılması, Cumhuriyet'e küfredenlerin köklerinin nerelerde olduğunu göstermesi bakımından ilginçtir.

Kitap, dini farklılığa karşın Türkler ile Rumlar arasında yapılan evliliklerin, Rum gelinlerin müftülüklerde Müslüman olmaları yoluyla yürüdüğüne ilişkin örneklerle, göçmen ailelerde çocukluktan başlayan (namazında niyazında olmak anlamında) dindarlığın kimliğini koruma anlamı taşırken, Rum ve Yahudi ailelerle dostluk ve komşuluk ilişkileri sürdürmeye engel teşkil etmediğini göstermektedir. Selaniklilerin Rumca ve Ladino kelime ve deyimleri bolca kullandıkları, neredeyse tamamının Rumca bildiği, mutfak kültürlerinden etkilendikleri ve birbirlerine katkıda bulundukları anlaşılmaktadır. Çelebi ailesinin Selanik’ten bildikleri “boyoz”u İzmir’de buluduklarındaki sevinçleri bunun bir örneğidir.

''Selanik Alev Alev'', göçü yaşamamış olanlara bilgi vermek, göç üzerinde düşünmelerini sağlamak, göç etmiş olanların anılarını canlandırmak, işgal öncesi ve işgal sırasındaki İzmir’i anlamak açısından kolay okunur bir kaynaktır.
Displaying 1 of 1 review