Bu kitap güzel kaybetmesini bilenler için… Kazansak da kaybetsek de güzel olalım... Ben eski tip kahramanlara inanıyorum. Ben zengin beylere değil Yaşar Ustalara inanıyorum. Ben kazanmaya değil yaşamaya inanıyorum. Ben yaralı insanlara inanıyorum. Ben hayatın büktüğü boynunu kimseye eğmeyenlere inanıyorum. Bilge değilim. Hiç Ferrarim de olmadı. Olsaydı da mecbur kalmadan satmazdım. Çocukluğumuzdan itibaren bizi kazanmaya, başarmaya, sınıf atlamaya, sahip olmaya güdüleyen sistem sonra mutluluğu ve huzuru Ferrarinizi satmakla bulacağınızı anlatıyor. Oysa kimse Ferrarisini satmak istemiyor. Çünkü güç, zenginlik, kazanmak hep en geçer akçe olmaya devam ediyor. Ama gün gelip hepimiz bir kazaya uğrarız. Ve o gün düştüğümüz yerden kalkarak yaşamaya yeniden başlarız. Bizler Ferrarisini çarpan bilgeleriz. Biz kentin yeni zengin kuleleri ile moloz kamyonları arasına sıkışmış milyonlarız. Her gün trafikte, işyerinde, okulda, adliyede siyasetin, ekonominin, yaşadığımız ülkenin bin bir ağır şartının altında ezilmemek, sevdiklerimizi korumak ve bütün hır gür içinde bir an için bile olsa mutlu olabilmek için kahramanca savaşıyoruz.
Gördüğü duyduğu bir şey üzerina çağrışan anılarla kendi kendine konuşmak gibi kitap. “Bazen birini yakalıyorum. Sarılıyorum. Öyle sıkı tutuyorum öyle sıkı tutuyorum ki ellerim acıyor tutmaktan. Korkuyorum kaçmasından. Ama peri tozu gbi, yıldız kaynası gibi, bir anlık bir ışıktıdır o. Kayıp gidiyor mutluluklar. Ve hüzenlerle kalıyorum. Korkularım gerçek oluyor. Korkularım var benim günlük. Sevdiklerimi kaybetmekten korkuyorum. Kaybetmekten korkuyorum. ...”
Hep çocukluğumun en güzel yanlarını hatırlattı bana, özlemle hatırldığım ne varsa bir kez de Kerimcan Kamal ile andım. Tespitleri yerinde, bakış açısı harika, kısacası güzel bir adamın kaleminden çıkan keyifli bir kitap.
Kolayca okunuyor, bazı metinleri ilginç geldi, özellikle akrep iyiydi. Ancak belki de benim sevdiğim tarz olmadığından, hem de sanki kendini tekrarlayan, hafif buyurgan ve bilmiş anlatım şekli beni biraz sıktı.