Masum Bir Babanin Idam Edilmesiyle Baslayan Hikâye Kaldigi Yerden Devam Ediyor Istihbaratin tehlikeli dunyasindan uzaklasip mutevazi bir hayat yasamak isteyen Seyyah, beklenmedik bir gorevle kendini yeni bir kaosun icinde bulur. Sarazen ise, uzun zamandir planladigi korkunc komployu gerceklestirmek icin gizli yolculuguna cikar. Bodrum'da yollari kesisen bu iki adamin hesaplasmasi, hem kendilerinin hem de dunyanin kaderini belirleyecektir.
Terry Hayes began his career as a journalist for The Sydney Morning Herald, when as foreign correspondent in the US he covered Watergate and President Nixon's resignation, among many major international stories. He then went on to become a successful screenwriter, having written the screenplays for Mad Max 2, Dead Calm, Bangkok Hilton, Payback and From Hell. He lives in Sydney with his wife and four children.
Kusura bakmayın, polisiye, gizem türünde bir sürü iyi kitap okudum, daha da okuyabilirim ama gerçekten yazarın Türkiye'yi sürekli küçük görür gibi yazım tarzı beni çok rahatsız etti. Dayanmaya çalıştım ama satır aralarında aynı küçümseyici tavrı sürdürdü. Daha fazla kendimi yıpratmak istemediğim için yarım bırakıyorum.
Terry Hayes kaldığı yerden devam etmiş daha hızlı, daha merakla okudum 2. kitabını.
Otel odasında başlayan cinayet sayesinde aydınlatılmış olaylar silsilesi… 2. Kitabının ciddi bir bölümü Bodrum’da Türkiye’de geçiyor, edebi değeri çok yok ama kurgusu, olay akışı gayet iyi, bu yüzden kısa sürede bitirebilir ayrıntılarını okurken şaşkınlıktan mimiklerinize hakim olamayabilirsiniz.
Kitapla ilgili yazacağım her türlü yorum Spoi kapsamına gireceğinden çok yazmak istemiyorum ama şu kadarcık ipucu da vermiş olayım; masum bir babanın idamını izleyen oğlu kendini intikam için bir savaşa hazırlıyor hiç de düşündüğünüz gibi silahlı, askerli bir savaş değil bu, nükleer de değil, sabırla uzun zaman denekleriyle her türlü aşamadan geçirdiği, uzun yollar kat ettiği, uğruna doktor olduğu Biyolojik bir savaş, peki bu savaşı ajanımız mı kazanacak yoksa Sarazen yıllar önce babasının ölümü ile başlayan felaket senaryosunun intikamını mı alacak?
İlk kitap kadar iyi değildi ama okunmaya değer bir seri olduğunu zaten ilk kitaptan anlıyordu insan.
Yazarımız bir çok Hoollywood yapımı aksiyon filminin zaten senaristliğini yapmış ya da katkıda bulunmuş (özellikle Mad Max 2). Seyyah da yazarın ilk romanı. Bu yüzden oldukça maceralı ve aksiyonluydu ancak beni daha çok etkileyen şey kurgu ve detaylar oldu. Özellikle ilk kitapta karakterlerin geçmişte yaşadıklarının şu anki davranışlarını nasıl şekiilendirdiği çok iyi yazılmıştı. Bir tek ikinci ana karakterle ilgili bu kitpata çok az şey yazılmıştı yüzleşme kısmi hariç. Bu hikayeyi eşit dağıtmadığı anlamına geliyor yazarın.
2. Kitapta sevmediğim bir nokta gerçekliğinin biraz azalmadıydı. Zaten yüzde doksanı Türkiye de geçtiğinden ve bir kaç türk karakter eklendiğinden insan bazen cidden böyle konuşan ya da bu tip insanlar var mı diye düşünüyor insan.
Bir de Seyyah bayağı bayağı egoist, kibirli ve önyargılı bir insan. Sürekli kendini bir övgü, her tanıştığı insanla önce bir kibirli konuşma ve Amerika dışında hiç-bir milletten insanı övmemiş olma🤷🏻♂️ hatta islam konusunda söyledikleri bir çok müslümanı kitabı bırakmaya itecek türden. Yazar bu konuda daha anlayışlı olmalıydı bence.
Neyse sonuç olarak aksiyon filmi gibi giden, iyi kurgulanmış ve hızlı okunan bir seri isterseniz bire bir. Hatta islamofobisini görmezden gelince neden bu kadar az okuduğunu merak ettiğim bir seri
Birinci kitabındaki aksiyon kadar olmasa da macera ve akıl oyunlarıyla dolu bir kitap. Serinin arka arkaya okunması faydalı, birinci kitap ile bağlantısı güçlü bir eser.