Kabirlerine attığımız, toprak değildir sanki; un ufak olmuş hatıralarımızdır. Hayat, verdiklerini geri almış, kahramanlarımızı karanlık bir ormana salmıştır. Bizi biz yapan yapıtaşları zamansız çekilmiştir altımızdan... Sarsılırız.Kahramanlarımız, karanlık ormana gittiklerinde bile, okuttukları her öğrencide, tiratlarını anımsayan her seyircide, her kitapta, her okurda, her hafızada milyonlarca ses, söz, satır halinde yaşamaya devam eder.Can Dündar, Yakamdaki Yüzler'de gerek belleğimizde gerek tarihimizde yer etmiş, gerçeğin sözcüsü, sağduyunun sesi olmuş, sanatı, siyaseti ve yaratıcılığıyla bu ülkenin simgesi haline gelmiş kahramanlarımızın ardından yazdığı yazıları bir araya getiriyor. Zamanın amansız seyrine ya da bu topraklarda yaşamanın ağır ve zalim bedeline baş kaldırarak, unutuşa isyan ederek, acıyla yakamıza iğnelediğimiz suretlerin yüzünü çıkarıyor kalemiyle. Aziz Nesin'den Atillâ İlhan'a, Bülent Ecevit'ten Ahmet Taner Kışlalı'ya, Barış Manço'dan Ahmet Kaya'ya, Can Yücel'den Meral Okay'a sanat, siyaset ve kültür dünyamızın yapıtaşları konumundaki bu kişilerin hayatlarından önemli kareler, anılar ve arkalarında bıraktıkları izler, Can Dündar'ın belgeselci, gazeteci ve yazar kimliğinin süzgecinden geçerek belleğimizde yeniden hayat buluyor.
Lise öğrenimini Ankara Atatürk Lisesi'nde gerçekleştirdi. 1982 yılında Ankara Üniversitesi Siyasal Bilgiler Fakültesi Basın Yayın Yüksek Okulu'ndan mezun oldu. 1979'dan itibaren sırasıyla Yankı, Hürriyet, Nokta, Haftaya Bakış, Söz ve Tempo'da çalıştı. 1986'da İngiltere'de London School of Journalism'i bitirdi. Orta Doğu Teknik Üniversitesi İktisadi ve İdari Bilimler Fakültesi Siyaset Bilimi ve Kamu Yönetimi bölümünde siyaset bilimi dalında yüksek lisansını 1988'de, aynı bölümünde doktorasını 1996'da tamamladı. Televizyona 1988'de TRT'de Seynan Levent ile başladı. 1989'da 32. Gün'de çalışmaya başladı.
Köşe yazarlığı 1994'te Aktüel'de başladı. Aynı yıl günlük köşe yazıları yazmaya başladığı Yeni Yüzyıl gazetesinde beş yıl çalıştı. 1999 Ocak'ından 2000 Aralık sonuna kadar Sabah gazetesinde köşe yazarlığı yaptı. 2001 Ocak ayında Milliyet gazetesinde, ADA başlıklı köşe yazılarına başlayan Dündar, bir yandan da NTV televizyonunda Canlı Gaste isimli programı sunuyordu.
Kanalın hükümete yakınlaşma çabası yüzünden muhalif gazetecilerin görevlerine son vermeye başlaması ile Can Dündar NTV'den kovuldu.
Bir süre sonra Artı 1 TV'de program yapmaya başlayan Can Dündar kanal patronunun haberlerine karıştığı gerekçesi ile ekibiyle birlikte istifa etti.
Gezi Eylemleri sürecinde hükümet karşıtı söylemleri yüzünden 1 Ağustos 2013 günü Milliyet gazetesinden de kovulan Can Dündar, kısa bir süre BirGün gazetesinde yazdıysa da Cumhuriyet gazetesi ile anlaştı ve yazılarına Cumhuriyet'te devam etmektedir.
Bu ülkeye, manevi ve kültürel zenginlik katmış insanların son anlarını, topluma olan katkılarını, bazen huzur, bazen de kırgınlık ve öfkeye sürükleyen anılarını kalıcı hale getiren anlamlı bir gazeteci dokunuşu.
İnsan, biraz da okuduğu kitaplardır artık... Dinlediği tiratlardır. Ölümü tüm hüznüyle anlatırken, hayatı tüm yaşanmışlıklarıyla şükre dönüştüren bir kitap...
Cem Karaca ve Ahmet Kaya bölümlerini çok beğendim. Kitabı okurken tanımadığım, ya da tanıdığımı sandığım kendini, siyasete, sanata, edebiyata, gazeteciliğe adamış insanlara veda niteliğinde güzel bir kitap olmuş. Dili sade, anlatım akıcı. Bölüm bölüm okunabilecek nitelikte.