Bir Müslüman ve bir İngiliz olmanın sorumluluğunu taşıyan yazar, bu kitapta bir araya getirdiği yazılarında zengin bir İslâmî birikim ve derin bir entelektüel donanımla postmoderniteyi ve günümüz dünyasının bütün sahte kurtuluş reçetelerini teşrih masasına yatırıyor. Yazar günümüzde hakim güç ve medeniyetin bizi getirdiği noktayı; yaşlıları, binlerce kocasız anneyi, çocukların düştüğü iptilâları, evsizleri, bağnaz ırkçıları, türlerimizin yapıtaşlarını yeniden oluşturma tehdidinde bulunan bioetikçilerin sembolize ettiği bütün bir sefalet manzarasını yetkin bir bakış açısıyla irdeliyor. Elinizdeki kitap, yolumuzu Sünnetin saf güzelliğine açan Büyük Misak’ın varislerinin yolunda, Allah’ı bütün isimleriyle öğreten tek dinin potansiyel ihtişamını ortaya sermeye çalışmaktadır.
Kitabın ilk iki bölümünde islam dünyasına genel bir bakış ortaya koyuyor. Moderniteyi sonu gelmiş veya düşman bir kavram gibi görmek yerine bu kavrama olan anlayışımızı genişleterek ve derinleştirerek entellektüel bir zeminde ancak İslam dünyasının gelişebileceğini anlatıyor. Temellendirdiği bu düşünce ve biçiminin çok kıymetli olduğunu düşünüyorum. Sonra sünnetin temel ilke olduğunu anlattığı bir bölüm geliyor ve bu kadar az önemsendiği ve benimsendiği bu dönem için sünnetin insanı olması gereken hamur için nasıl yoğurduğunu anlatıyor. Bununla beraber ibadetlerdeki hareketlerimizin manevi anlamdaki karşılıklarına da değiniyor ki yine bu kısım da beni oldukça etkileyen ve şaşırtan bir bölümdü. Ardından gelen birkaç bölümde ise bireyin merkezi konuma alınması sonucu ortaya çıkan eşcinsellik, kadının metalaştırılması ya da ahlaki anlamda geldiğimiz konum gibi bazı sorunları konu alıyor ve İslam'da bu noktaya gelmememiz için aslında konulmuş kurallardan ve insanoğlunun bu kurallarla beraber düzeni nasıl bozduğundan bahsediyor. Bu kısımdaki bazı anlatıların zaman zaman açıp bakılabilecek nitelikte olduğunu düşünüyorum. Ve bölümler ''Dindar Ötekiyi Tasvip Etmek'', ''Müslüman ve İngiliz'' gibi gibi devam ediyor. Bu bölümlerden sonra okumakta epey zorlandığım, makalemsi bir dille anlatılan kısımlar geliyor. Bu başlıklar İslam'ın yayılış şekli, islamafobi gibi başlıkları konu alıyor. Ama söylediğim gibi bu kısımlarda odaklanmakta ciddi manada problem yaşadığım zamanlar oldu, daha derin anlayabilmek için tekrardan okumam gerekiyor zorlandığım yerleri. Zaten fikirlerine çok değer verdiğim birinden almıştım bu öneriyi, bana düşmez ama ben de önermek isterim ilgililere.
“ Yeni binyıl, ya entelektüel ve manevi açıdan zengin geleneğiyle İslam’ın nihai çöküşüne işaret eden bir sınır olacak ve böylece İslam aşırı nüfuslu ve az beslenen bir kaos bölgesine başkanlık edecek ya da Müslümanlar anlamsız tarafgirlikler çıkmaz sokağını sorgulayıp terkederek ahlaki ve manevi yol göstericiler olarak kendi doğal dünyalarının rolünü oynamaya başlayacak ve böylece yeni binyıla damgalarını vuracaklardır. ! “
Makale şeklindeki bölümleri okuması oldukça zor oldu kendimi bu kitabı okurken yetersiz hissettim. Yazarın literatür taramasına geniş araştırmasına hayran kaldım. Dönüp dönüp tekrar okunması sindirilmesi, ihtiyaç halinde başvurulması gereken bölümlerden oluşuyor. Gerçekten ana meseleleri çok güzel toparlayıp özetlemiş. Adının hakkını veren kitap.