İnsan bilgisinin kaynağı ve elde edilme şekli (epistemoloji), felsefede başka, dinde daha başka bi�imde ele alınmıştır. Manevi ahlaki ve ilahi ger�eklerin anlaşılmasında ağırlık, ya nas ve nakle veya akıl ve istidlale veyahut da keşf ve ilhama verilmektedir. İslam d�nyasında nas ve nakle ağırlık verenler Selefiye hareketine, akıl ve istidlale ağırlık verenler kelam hareketine, keşf ve ilhama ağırlık verenler de tasavvuf hareketine kaynaklık etmişlerdir. İslam felsefesi bu �� hareketten de izler taşımakla beraber, akla birinci derecede �nem vermiş ve naslarla kendisini bağımlı hissetmemiştir. İslam d�ş�ncesinde nas ve nakil, bir insandaki hafızaya; akıl ve istidlal, muhakemeye; ilham ve sezgi, hisse benzetilebilir. Hafıza olmazsa d�ş�nmenin, muhakeme olmazsa hafızanın, his olmazsa yaşamanın �nemi yoktur. Elinizdeki eser bu noktalardan kalkarak İslam d�ş�ncesinin boyutlarını tesbit ediyor.
Süleyman Uludağ (d. 1937, Akyazı köyü, Amasya), akademisyen, ilahiyatçı. Uludağ Üniversitesi İlahiyat Fakültesi öğretim üyesi. Uzmanlık alanı olan tasavvuf tarihinin yanı sıra iktisattan siyaset bilimine ve toplum bilimine birçok alanda telif ve tercüme eserlerin ve makalelerin yazarıdır.
Vaize Fatma Bayram hocamızın önerisiyle başladım, islami düşünce yapılarını tanımadığımı, bu kitabın bakış açısında düşünce dinamiklerinin iç yapısı ve savunucuları hakkında giriş mahiyetinde, az/öz bir bilgi edindiğimi düşünüyorum.
Interessant boek. Hoogleraar beschouwt het islamitisch denken in de hele geschiedenis als een epistemologisch probleem, en laat de verschillen zien in een grosso modo driedeling die op elke religie toegepast kan worden. Hij is duidelijk fan van soefi’s (ik ook). Kan het aanraden om topdown alvast de kaders te zien.