** kendime notlar **
Cemo, Memo ve Cano ana karakterleri üzerinden cumhuriyet döneminin ilk yıllarında 1930larda doğudaki köylü-ağalık ilişkisi üzerine yazılmış çok etkileyici bir roman. Romanın başında Seyh Sait ayaklnamasına, sonlarında ise Dersim olaylarına değiniliyor.
Romanın başımda olaylar değirmenci Cano’nun ağzından anlatılıyor. Cano, bBir ağanının yetenekli kahyası ve güvenilen kahyasıdır. Ağasının istediği kız başka birine verildiğinden, ağa Cano’dan kızı kaçırmasını ister. Cano Kevi’yi kaçırır. Cano Kevi’ye aşık olur ve beraber birlikte ağanın adamlarından kaçmaya başlarlar. Bu sırada Şeyh Sait ayaklanması (1925) olur ve Cano, eski ağasında karşı hükümetin yanında yer alıp ayaklanmaya karşı savaşır. Cano, askerde iken karısı ölür ve geriye tek kızı Cemo kalır. Cemo, çok yiğit, çok cesur, hayvanlarıyla beraber dağlarda dolaşan, atıcılık yapan, kurt kovalayan bağımsız bir karakter. O dönemdeki köylü kadınlardan ayrılıyor, Cano da kızını çok seven ve kızının duruşuna, seçimlerine saygı bir baba.
Cemo köyün erkekleri tarafından evleneilmek istenen bir kızdır ama Cemo asi ve kendine yeten karakterdir, babası da onun sevmediği biriyle evlenmesini, “başlık parası kızını satmak” istemez. Sorik Ağa’nın oğlu da Cemo’yu ister, ama Cano kızının kendi seçeceği ve onunla başa çıkabilecek yiğitlikte biriyle evleneceğini söyleyerek reddeder. Sorik Ağa, Cano’nun kızını kendine vermemesini bir hakaret olarak görmüştür.
Cano’nun köyünün ağası Şıh Mahmut ölünce Kargadüzü köyü ağasız kalır. Şıh Mahmut’un oğlu İstanbulda avukat olduğu için, köy ile ilgilenemeyceğini söyler ve köyü aslında köye düşman olan Sorikoğluna satar. Sorikoğlu ve babası, Şeyh Sait ayaklanmasında Seyh Sait’e destek vermiştir ve Canonun köyü hükümetin yanında yer alıp, ayaklanmada Seyh Sait’i bastırmıştır.
Cemo evlenme yaşına gelince, Cano, Cemo ile evlenmek isteyen ve yiğit olduğunu düşünen herkesin birbiriyle dövüşmesi gerektiğini, son ayakta kalanın, eğer Cemo da isterse kızıyla evlenebileceğine karar verir.
Hiç kimse Cemoyu yenemez. Çancılık yapan Memo ile yarışır, Memo’dan hoşlanan Cemo Memoyu koca olarak seçer ve evlenirler. Cemo, alevi olduğu için Memo’nun köyündeki kadınlar tarafından dışlanır. Yaylada hyavanlarıyla beraber yaşamaya alışık olan Cemo önce köy evinde rahat edemez, iş göremez ama sonradan alışır. Çok mutlu olan Cemonun tek sorunu çocuk sahibi olamamasıdır, bunun için adaklar adar, türbelere gider. En sonunda hamile olduğunu anlar.
Memo’nun hikayesi: Memo, Şeyh Sait ayaklanması sırasında ailesini kaybetmiştir ve dayısı tarafından yetiştirilip, onun gibi çan ustası olmuştur. Memo, Cemo’dan önce Senem adında bir ağa kızına aşık olmuştur, Senem de onu sever ancak babası Senem’i Memo’ya vermez. Senem’in babası Memo’dan kurtulmak için onun asker kaçağı olduğunu ihbar eder, nüfus cüzdanı olamayan Memo için cüzdan çıkarılırken yaşını büyük yazarlar ve Memo askere alınır. Önce aksi bir yüzbaşı nedeniyle zor bir askerlik geçirir, sonra Fahri Yarbay ile tanışır ve onun emireri olur. Askerde olduğu sırada Memo Senem ile tekrar karşılaşır, bir sünnet düğününe çağırılan komutanı ile köyde verilen bir davete emireri olarak gider. Şölen sırasında ortada dans ettirilenin Senem olduğunu görür. Senem kendisinden çok yaşlı bir ağa ile evlendirilmiştir. Senem, gece onu gizlice kaldığı odadan çıkarttırıp yanına getirtir ve ikili birlikte olur. Bu kısa görüşmenin ardından Diyarbakır’da buluşup birlikte kaçmaya karar verirler ve Memo Fahri Albay ile birlikte şehre geri döner ve kendisini yetiştiren dayısının yıkanmak için girdiği derede başını taşa çarparak öldüğünü öğrenir. Terhisine yirmi gün kaldığı için Fahri Yarbay’ın izniyle köyüne dönen Memo, yengesinin olayların bir kaza olmadığına inandığını öğrenir. Yaptığı soruşturmada dayısının bir art niyetle öldürüldüğü yönünde delil bulamayınca, Senem ile buluşmak için Diyarbakır’a döner, fakat Senem için çalışan bir karı – kocadan, planlarının ortaya çıktığını ve Senem’in öldürüldüğünü öğrenir. Uzun bir süre Memo, Senem’i unutamaz. (Memo, dayısının öldürüldüğü öğrenir. Daha sonradan dayısını öldürenin, dayısının başlık parası vererek aldığı kızın babası tarafından tutulan biri olduğunu öğrenir.)
Cano’nun köyünün ağası Şıh Mahmut ölünce köy ağasız kalır. Şıh Mahmut’un oğlu İstanbulda avukat olduğu için, köy ile ilgilenemeyceğini söyler ve köyü aslında köye düşman olan Sorikoğluna satar. Sorikoğlu ve babası, Şeyh Sait ayaklanmasında Seyh Sait’e destek vermiştir ve Canonun köyü hükümetin yanında yer alıp, ayaklanmada Seyh Sait’i bastırmıştır. Sorikoğlunun nefreti bu olaydan gelmektedir. Köyü satılması demek, köyün arsası ile birlikte orada yaşayan köylülerin de ağaya satılması ve köylülerin topraktan elede ediken tüm kazancı ağaya vermesi demekti. Köylüler, Şıh Mahmut’un oğlunun yerine Sorikoğlunun gelmesini istemezler. Cano bu durumu Memo ile konuşur ve Memo askerdeki komutanına giderek yardım ister. Komutan, onlara Seyh Sait ayaklanması sonrasında boşaltılan köylerden birine yerleşmeleri için yardımcı olur. Ziraat bankasından kredi alarak, başlarında ağa olmadan çalışmaya ve kazanmaya başlarlar. Köylüler arasında ağasız yapamayacaklarını, kendilerini koruyacak bir ağa olmadan yapamayacaklarını ve toprak kavgasına düşebileceklerini düşünenler olur. Ama Cano ve Memo, onları cesaretlendirir. Toprağı pay etmeden birlikte çalışır, birlikte kazanır ve bankaya borçlarını ödedikten sonra kalan parayı eşit bölüşürler. Ancak bu güzel işleyiş, Memo’nun çancılık yapmak için köyden ayrılması sırasında bozulur. Sorikoğlunun adamları, Memo’yu öldürmek için ona saldırır. Ağır yaralanan Memo’yu Senem’in adamları bulur ve onu Senem’in köyüne götürürler. Senem’in aslında ölmediği kocasından kaçtığı, hatta Memo’dan bir çocuğu olduğu anlaşılır. İki ay boyunca onu elleriyle besleyen Senem, Memo’yu hayata döndürür.
Senem’in Memo’dan olan oğlu doğmuş, Senem kendi obasına dönmüş, Dersimde babasından kalan toprakların başına geçmiş ve kimse ile evlenmeyip hep Memoyu beklemiştir. Senem, yaralı Memoyu tedavi eder, Memo sağlına kavuşunca da onunla birlilte kalmasını ister. Memo, ne Senem’e olan aşkından ne de Cemo’dan vazgeçebilmektedir. Senem, Memo’ya isterse Cemoyu kendi üzerine kuma getirebileceğini söyler. Ama Memo, Cemonun böyle bir şeyi kabul etmeyeceğinden emindir.
Memo, Cano ve Cemo’nun yanına giderek hayatta olduğu haberini vermek ister. Köyüne geri dönerken, köylüsü Cemşido ile karşılaşır. Sorikoğlunun adamlarının köyünü bastığını, pek çok kişiyi öldürdüğünü, hayvanlarını talan ettiğini öğrenir. Köylülerin kendi adına aldıklarını zannettikleri kredi, kaymakamın da yardımıyla Sorikoğlu adına verilmiştir. Sorikoğlu da kendine ait olduğunu iddia ettiği parayı almak için tüm köyü talan edip, köylüleri öldürmüş, kadınları farklı köylere sürmüştür. Karşı koyan köylüleri de hapse atmışlardır. Köy basıldığında karşı koyan Cemonun karnına tekme atıp bebeği öldürmüştür.
Memo, Sorikoğlunun adamlarından birini yakalar ve onun yanına götürmesini ister. Memo’nun Dersim’de bir ağa olduğunu öğrenen Sorikoğlu çobanı, ona korkmadan hizmet edebileceğini söyler, çünkü Dersim’e jandarmanın bile girmesi mümkün değildir. Dersim halkı da, hükümetin tüneller, yollar yapmasını büyük bir şüpheyle karşılar. Onlara göre bu yollar halka yardımcı olmak için değil, yöreye asker girmesini kolaylaştırmak için yapılmaktadır. “Osmanlı” ile yapılacak bir savaş, yöredeki herkesin kaçınılmaz olarak gördüğü bir durumdur.
Memo, Sorikoğlu ve Kaymakamın bir evde eğlence yaptıklarını, Cemo’yu da yarı çıplak ortalarında oynattıklarını görür. Memonun da gelişiyle, Cemo ortadaki bıçağı alır ve Sorikoğlunu öldürür. Kaymakam da evden kaçmaya çalışırken, evin uçuruma açılan kapısından kaçar ve düşerek ölür. Ağayı öldüren Memo ve Cemo oradan kaçar ve Senem sayesinde Memonun ağa olduğu Dersime giderler.