Yalnızca bir yazarın günlüğü değil bu. Bir yazarın dünyaya, yaratı sanatına toplumuna bakış açısını yansıtan kendi deyimiyle 'dert dökme defteri' değil. Belli bir dönemin panoraması. En çok okumuş yazmış insanının, bir ideale inanmış gençlerinin canının yandığı, yakıldığı, bir toplumun üstünden silindir gibi geçildiği bir tarihi sürecin panoraması. Genç bir kadının, yazarın satırlarında sadece kendi yaşamı ve entelektüel çevresi yok sancılar içindeki bir toplumun görüntüsü de var. Böylesi günlükleri değerli kılan bir şey bu. Edebiyata sanata topluma dair çeşitli çok katmanlı yorumlar içerdiği için çok kıymetli. Herkese hitap eder mi bilmiyorum ama Adalet Ağaoğlu hem sevdiğim bir yazar hem de günlük anı mektup tarzında eserleri okumayı çok keyifli ve bilgilendirici buluyorum hem de 60', 70 li yıllara merakım dolu dizgin. Dolayısıyla beni çok tatmin etti eser. Çünkü gezi anlatıları da var, bir yandan Deniz'ler, Mahir'ler, Sinan'lar' da var çok cüzi bir biçimde değinmiş olsa da. Öte yandan Sevgi Soysal'lar, Leyla Erbil'ler, Muhsin Ertuğrul'lar, Oğuz Atay'lar, Füruzan'lar var. Ölmeye Yatmak eserinin, Fikrimin İnce Gülü'nün ortaya çıkışı ve işleniş biçimi, kendi yaşamından aile hayatından kesitler var. Daha iki yıl önce kaybettiğimiz Adalet Ağaoğlu kendiyle, toplumuyla çevresiyle sorgu içinde sürekli.