Asırlardır haklı bir şöhrete sahip olan İran edebiyatında çağdaş öykücülüğün muştucusu Cemalzade, ilk kez 1922’de Berlin’de basılan Bir Varmış Bir Yokmuş adlı hikâyeler mecmuasında daha önce Dihhodâ’ın Şundan Bundan’ında karikatürize ettiği insan tiplerini işledi.
Sadık Hidayet, Cemalzade’nin açtığı yolda ilerledi ve psikolojik öykücülüğe doğru adım attı. Fransız edebiyatından etkilenen ve sürrealist bir hikâyeci olan Hidayet, Türkiye’de Kör Baykuş adlı eseriyle tanındı. Freud’un öğretilerinden esinlenen Bozorg Alevî, Elliüç Kişi ve Zindan Hatıraları adlı hikâyeleriyle “Hapis Edebiyatı”nın temelini attı. Sadık Çûbek, Celal Âl-i Ahmed, Muhammed Hicazî, Mahmud İtimadzade, Kirmanî, Nasır Müezzin, Ferûdun Tunkabunî, Mahmud Keyanûş, Baba Mukaddem, Resûl Pervizî, Mesud Kimyager, Nasır Takvayî gibi bir çok ünlü yazarıyla elindeki aynayı bireye ve topluma çeviren İran öykücülüğü çağdaş bir çizgi yakalamayı başardı. Olabilir’i değil, olan’ı konu edindi kendine.
Prof. Dr. Mehmet Kanar’ın hazırladığı bu seçki, Cemalzade’den seçilen öykülerle başlıyor; bunu Hidayet, Alevî, Çûbek, Hicazî gibi kurucuların öyküleri izliyor. Seçkide son kuşaklardan da örnekler alınarak İran’da öykücülüğün gelişimi hakkında bir fikir veriliyor.
Genellikle 1979 öncesi iyi öykücülerin vasat öyküleri biraraya getirilmiş. Ama, S.Çubek’in iki öyküsüyle, Tonakaboni’nin Cahillikle Mücadele Makinesi, gayet iyi iki toplum eleştirisi... Sadık Hidayet’in tam da karamsar olmayan bir öyküsünü okuyorum diye sevinirken, iki sayfa içinde intihar ettirdi Sampinge’yi...
Aslında ben Sadık Hidayet’ten sonra çok üst seviye şeyler bekliyordum İran edebiyatından biraz hayal kırıklığı oldu. Yine de hikâyelerin hepsinde bir toplumsal mesaj olması beni kitaba bağladı. Çok iyi diyebileceğim hikâyeler var içinde ama beni en çok yaralayan ve aklıma kazıdığım: Ali Deşti’nin ‘’Annenin Ölümü’’ hikâyesi oldu. Girişi bile sarsmaya yetiyor mecbur spoiler vereceğim. ‘’Ey iki ayaklı hayvanlar! Ey, dili var diye kendini eşref-İ mahlukat sanan miskin yaratıklar! Kırlarda yaşayan kurtların dili olsa size dünyanın en şirret varlıkları olduğunuzu söylerlerdi. Yaşam defteriniz suç ve cinayet lekeleriyle kapkara olmuş.’’ Bildiğiniz üzere Türkiye’de de anneler çocuklarına bakamadığı için intihar edebiliyor, dünyada da böyle birçok örnek var. Ama bunun dile getiriliş biçimi öyle yaralayıcı ki uzun süre akıldan çıkması mümkün değil.
This entire review has been hidden because of spoilers.