Her şeye sahip olan bir adam Yusuf Turan Miralı… Bahar kokulu, kırmızı bir kadın Bir adam; yüreğinde yalnızlık ve ruhu siyahlara mahkûm…Dünyaya karşı duran ama yüreğine mağlup olan…yüzünden yitirebilir miydi eşsiz mantığını, şanını, şöhretini, dostunu?Bir kadın; İstanbul kadar kalabalık, İstanbul kadar hüzünlü ve aşk kadar kırmızı…Aza tamah eden, dili aşk şarabını hiç tatmamış, gözlerindeki ırmaklara ruhunu saklayan Hale Soydan… Her şeyin fazlasına sahip gibi görünen, siyahlara bulanmış bir adama yüreğini adayabilir miydi? Farklı yüreklerin, farklı dillerin ve farklı yaşamların ortak notasıydı aşkları. İmkansızlıkların can bulduğu ateş kadar yakıcı, su kadar duru bir masal… Kocaman bir adamın, ufacık bir kadına muhtaç olması mıydı aşk? Ateş, suya dokunabilir miydi peki? Su, ateşe can verebilir miydi? Ateş ve su birbirlerini tüketmeden bir arada kalabilirler miydi?Tüketen, yaralayan, eşsiz melodilerle taçlandırılmış bir ateş kadar yakıcı ve su kadar şeffaf bir aşk…
İmkansız bir aşkla bestelenmiş, duyulmamış bir senfoni… Kırmızı ile siyahın Sessizlik Senfonisi. (Tanıtım Bülteninden)
1.5 tan 2 kesinlikle 😑 kitap görünüş olarak gözümü korkuttuğu için uzun süre elime alamadım ama kendi kendimi gaza getirip başladım ve tam bir hayal kırıklığı oldu diyebilirim. özellikle girip herhangi bir sosyal mecrada yorumlarını okumadım ama denk geldiklerime bakılırsa sevebileceğimi düşünmüştüm.
kitabın konusuna değinmeyeceğim, arka kapak kâfidir diye düşünüyorum.
ben böyle imkânsız bir aşkın çevresinde dönen bol ayrılıp barışmalı kitapları çoğunlukla seviyorum. çünkü artık hem klişe hem de okuması kolay konuların arasında yer alıyor böyle kurgular. Yusuf zaten Mardinli bir ağa daha ne kadar klişe olabilir yani değil mi 😒
fakat tüm bunları bir kenara bırakırsak; beni rahatsız eden şeylerin başında, Yusuf'un Hale'ye olan aşkı geldi. can dostum dediği insanın sevdiği kadına âşık oldu Yusuf. onun öptüğü, sarıldığı ve sevdiğini söylediği kadına yani... bu beni çok ama çok rahatsız etti anlamıyorum başkasına aynı rahatsızlık hissini vermedi mi 🤔 kitapta da bu o kadar kolay lanse edilmiş ki şaşırdım açıkçası. bahanesi de "aşk engel tanımaz, aşk kişi seçmez" gibi bişeydi... kusura bakmayın ama seçer. gidip de arkadaşınızın hatta can dostunuzun size anlata anlata bitiremediği kıza âşık olamazsınız olmamalısınız da... klişe dedik kolay okunuyor dedik ama bu kadar uçulmamalıydı ki bu insanlar evlendi bi de... (Yusuf-Hale / Tuna-Yelda) bayağı aile saadeti falan yaşadılar yani...
bir diğer konu da aşk acısı kısımları. ben asla ama asla uzun uzadıya hele ki bu kitapta olduğu gibi paragraf paragraf aşk acısı okumayı seven biri değilim. çok tuhaf geliyor bana neden bilmiyorum. kaldı ki kitabın ağırlığı ve puntoların küçüklüğü de düşünülürse o kısımları okumak tam bir işkenceydi resmen 😑
çerezlik okunacak bir kitap değil, fiziksel olarak zor bir kitap çünkü. özellikle dram-aşk sevenler varsa belki bir şans verilebilir ama dediğim gibi ben sevemedim. iki puanı da Tuna'nın hoşuma giden bir sahnesine istinaden verdim zaten. bizimla değilsın 👇
Yusuf ve Hale.. Aşkın siyah adamı ve kırmızı kadını.. Dokunuşlarıyla,sözleriyle,şiirleriyle birbirini seven iki yürek.. Kitabı ilk aldığımda ne kadar kalın ve ne kadar küçük puntolarla yazılmış ben hayatta bu kitabı bitiremem dedim. Ancak kitaba başladıktan sonra bitmesin diye her gün azar azar okudum. Yusuf'un karanlık dünyasına güneş gibi parlayan Hale'ye olan aşkını ve bu aşkı dile getirişi hissedişini okumak harikaydı. Bazı kısımlarda o kadar hissediliyor ki Yusuf'un ve Hale'nin yaşadığı aşktan acı çekişi tam yüreğinizden buruyor sizi.. Güzel bir eser. Elinize aldığınızda akışına kapılabilirsiniz.