“Umut, kişinin elinden kayıp giden güzel bir bakiredir; hatırlama, kişinin şimdi tatmin olmayacağı güzel ama yaşlı bir kadındır; tekerrür, hiçbir zaman kendisinden bıkılmayan sevilen eştir, çünkü kişi sadece yeni bir şeyden bıkar... Tekerrürün diyalektiği kolaydır, çünkü tekrar edilen var olur – aksi takdirde tekrar edilemezdi – ama varolması tekerrürü yeni bir şeye dönüştürür... Eğer Tanrı’nın kendisi tekerrürü istemiş olmasaydı, dünya varolmazdı...”
Tekerrür 1843 yılında yayınlandı. Korku ve Titreme ile aynı yılda. Kierkegaard sadece 31 yaşındaydı. Eser, Kierkegaard’ın Regine Olsen ile ilişkisinde yaşadığı ıstırapların açığa çıktığı otobiyografik özelliklere sahiptir.
Tekerrür, ilişkisinde etik talepleri yerine getiremeyen ve bu taleplerin evlilik sırasında daha da kuvvetleneceğini düşünen bir şairin ironik hikayesi eşliğinde, kişilik ve kimlik birliğinin derin biçimde sorgulanmasıdır. Şair zamanla etik alanda tekerrürden umudunu keser, tıpkı akıl hocası ve dostu Constantius’un estetik alanda yaptığı gibi. Kitap Constantius’un üçüncü bir tür tekerrüre –dini alana- yaptığı imalarla son bulur.
Søren Aabye Kierkegaard was a prolific 19th century Danish philosopher and theologian. Kierkegaard strongly criticised both the Hegelianism of his time and what he saw as the empty formalities of the Church of Denmark. Much of his work deals with religious themes such as faith in God, the institution of the Christian Church, Christian ethics and theology, and the emotions and feelings of individuals when faced with life choices. His early work was written under various pseudonyms who present their own distinctive viewpoints in a complex dialogue.
Kierkegaard left the task of discovering the meaning of his works to the reader, because "the task must be made difficult, for only the difficult inspires the noble-hearted". Scholars have interpreted Kierkegaard variously as an existentialist, neo-orthodoxist, postmodernist, humanist, and individualist.
Crossing the boundaries of philosophy, theology, psychology, and literature, he is an influential figure in contemporary thought.
Ağır dil zaman zaman akışa mani olsa da pek de edebi bir kaygı taşımaksızın değerlendirildiği takdirde; eserdeki sorgulamaların, değerlendirmelerin ufuk açıcı olduğu söylenebilir.