"Soğuk, karlı bir kış günü can veren bu kadının hikâyesi yüzyıllar sonra benim de ölümle burun buruna gelmeme neden oldu."
Genç bir kız, hayatının normal akışını tamamen değiştiren, garip bir mühür taşıyan elyazması bir mektup alır. Mektupta Romanya'ya giderse kayıp amcasının izini sürebileceği ima edilerek "Şeytanın oğlu intikam için geri geliyor. Bir şeyler yapmak zorundasın Maya," denmektedir. Şaşırtıcı olan, tarihin en eli kanlı zorbası Kazıklı Voyvoda'nın, diğer adıyla Kont Drakula'nın genç kızın kayıp amcasıyla birlikte anılmasıdır.
Mektuplar gelmeye devam eder, gelen her mektup genç kızın kafasını kurcalayan sorulara cevap vermek yerine, hem Drakula'nın hayatını hem de kendi çevresine örülmüş yalanlar ağını ortaya serer. İstanbul'da başlayıp Romanya'da devam eden ve beklenmedik bir aşka da yol açan bu serüven, Drakula'nın geri döndüğü söylentileriyle daha da tehlikeli hale gelecektir.
Genç kuşağın başarılı yazarlarından Gülşah Elikbank, araştırmalara dayanan bu romanında Kazıklı Voyvoda'dan Çavuşesku'ya, 12 Eylül'den günümüze iyinin ve kötünün, gerçeklerin ve yalanların, insanları inançları üzerinden yönlendiren zorbaların ve yaşanamamış aşkların peşinde okuru tarihin derinliklerine sürüklüyor. (Tanıtım Bülteninden)
Gülşah Elikbank’ın Kırmızı Kedi Yayınevi’nden çıkan Yalancılar ve Sevgililer adlı romanında Maya adındaki genç bir kızın Romanya’dan gelen bir mektupla hayatının nasıl değiştiğini adım adım izliyoruz. Mektup, Vlad Tepeş (nam-ı diğer Kazıklı Voyvoda) hakkında olsa da aslında Maya’yı, Romanya’daki amcasını aramaya davet ediyor ve böylece Maya, babası ve dostu Elif’le birlikte Romanya yollarına düşüyor. Hikâye boyunca gelen mektuplar Vlad’ın üzerinden Maya’ya bir şeyler anlatmaya ve onu yönlendirmeye çalışıyor. Maya, Kadir ile birlikte ipuçlarını takip ediyor, babası ve Elif de başka bir koldan araştırmayı yürütüyor.
Bunu tarihten esin alan basit bir polisiye olarak görmek yanlış olur. Bu eserde insanlar bir soruşturmanın peşinden gitmekten çok kendi geçmişlerine gidiyorlar. Olay kayıp amcayı ya da Kazıklı Voyvoda’yı aramaktan çıkıp, kişilerin kendileriyle yüzleşmelerine dönüşüyor. Herkesin geçmişinde başka bir acı var. Kardeşiyle yolları ayrılmış ve onu arayan bir adam. Sevdiği adamı kaybedip onun kardeşine tutunmuş bir kadın. Kaybettiği sevgilisini bir türlü aklından çıkaramayan başka bir kadın. Çocukken cinsel istismara uğrayıp bir de üstüne annesi tarafından yalan söylemekle suçlu bulunmuş ve annesini affedemeyen diğer bir kadın. Annesiyle babası arasında kalmış ve annesiyle arasına çok büyük mesafeler girmiş başka bir adam.
Bunların hepsi başlı başına birer konu, hepsi de kendi içinde dallanıp budaklanıyor. Elikbank, karakterleri nakış gibi işlerken onların acılarını da okuyucuya başarıyla hissettiriyor. Ve tabii ki şu Vlad Tepeş. Onun bu konuyla ne ilgisi var, kaybolan amcayla ne ilgisi var, bunlar kitabı okurken en çok sorduğum sorulardı. Evet, yazar çok ciddi araştırmalar yapmış ve tarihle polisiyeyi birbiriyle bağlamış ama bunun öyküdeki kişilerle bağlantısı ne? Okurken kafamda hep bu sorular vardı ve daha çok okumam için bu merak beni kamçılıyordu. En sonunda hikâyedeki her şeyin mantıklı bir şekilde birbirlerine bağlanması, herkesin geçmişiyle hesaplaşıp yeni bir yaşama adım atması benim için oldukça tatmin ediciydi.
Olayların çok hızlı ilerlemesi belki bazı okuyucular için sorun olabilir. Benim içinse olumlu bir şeydi. Kitabın çok akıcı bir dili var ve çok da samimi. Sanki yazar her karaktere ve her olaya kendinden çok şey katmış gibi.Uzun zamandır günümüz Türk edebiyatına küsmüştüm, Yalancılar ve Sevgililer Türk edebiyatıyla barışmamı da sağladı. Bu nedenle Elikbank’a bir teşekkür borçluyum.
Gülşah Elikbank, kendi üslubunu oturtmuş ve hayran bırakan bir akıcılığa sahip. Ancak karakterlerin diyalogları ve hızlı ilerleyen olaylar rahatsız etti, bir anda patladı her şey ve Maya da Elif de çok rahat karşıladılar tümünü. Mantık çerçevesine sığmadı o yüzden. Benimsemekte zorlandım. Yazım/anlatım konusundaki başarısını görmezden gelmek ayıp olur ama... Kanaatim: 2 puan