Claude Lévi-Strauss, Amerika yerlilerinden Batı Avrupa halklarına, oradan da Hindistan ya da Japonya’ya varıncaya dek, çok çeşitli toplumları gözlemleyerek karşılaştırmalı incelemelerde bulundu ve 20. yüzyıla damgasını vurdu. Adını Lévi-Strauss’a borçlu olan Yapısalcılık, onun için, her türlü insani etkinliğe ilişkin deneyimlerimizi genişletmeye olanak sağlayan bir bilimdi. Lévi-Strauss, düşüncesi her ne kadar antropoloji (“Les Structures élémentaires de la parenté”) ile ilgiliyse de, aynı zamanda hem felsefi (“Yaban Düşünce”) hem yazınsal (“Hüzünlü Dönenceler”) hem de sanatsal (“Regarder écouter lire”) nitelikli yapıtlar vermişti. Lévi-Strauss ana ilkelerini açıkladığı ve ilişkide olduğu çeşitli kültürlerin akrabalık sistemleri, mitleri ve sanatlarına uyguladığı, bütün insanlarda ortak olan “yaptakçı” yaban düşünceye her daim bağlı kaldı. Vincent Debaene ve Frédérick Keck, Claude Lévi-Strauss’un dünya üzerinde gezdirdiği bu uzaktan bakışın, geçtiğimiz yüzyılın çalkantıları arasında nasıl ortaya çıktığının hikâyesini anlatıyor: İnsana ve kültüre ilişkin kavrayışımızı derinlemesine yenileyen bir bakışın hikâyesi.
Sadece arkeoloji ve antropoloji kitaplarında adını duyduğum, kitapları elimde olan fakat kişiliğine, kimliğine, kuramlarına, kendisini bu noktaya getiren unsurlara dair hiç birşey bilmediğim bir insanı tanıma ve kendisinden ilham alma fırsatı buldum. Serinin oldukça güzel hazırlanmış kitaplarından. Seçilen görseller sadece karikatür amaçlı değil aynı zamanda belge niteliğiyle, destekleyici. Kitabı okumaktan ziyade bir belgeselin içindeymişim gibi hissettiren bir deneyim yaşadım.
It gives a brief idea of Levi Strauss, his life and works with amazing pictures. I am impressed by the number of people influenced by him. It is a bit strange that they have gone into a philosophical criticisms against each other with Sartre, but I believe they are somewhat have a deep connection and in line. At least on the subject they criticize each other, which matter the most to me :)
Betik görsellerle ve belgelerle iyi desteklenmiş. İçinde Strauss'un hem yaşamından hem de çalışmalarından söz edilmiş, daha doğrusu ikisi birbirine koşut olarak ilerlemiş. Son bölüm ise çalışmalarından önemli kesitleri içeriyor.