“Her biri kendi takımının Hagi’si gibi görür kendini; sağın içinde, patronun çıkarı gerektirdikçe, örneğin laiklikten dinciliğe, açılmadan tesettüre geçmeleri patronun bir koltuktan kalkıp başka bir koltuğa oturması kadar çabuk, kabak çiçeğinin kabağa dönüşmesi kadar doğaldır. En değişmez özellikleriyse, her an her konunun uzmanı kesilivermeleri, daha kendi anadillerini bile doğru dürüst kullanamazken, cumhurbaşkanından hukuk bilginine, romancıdan tarihçiye, bu ülkede “aydın”, “bilgin”, “düşünür” diye bilinen kim varsa, hepsine yüksek perdeden ders verebilmeleri, fırça çekip alaya alabilmeleridir.”
Edebiyatımızın saygın ismi Tahsin Yücel’in bu kitabı öncekilerden bir hayli farklı. Yücel, Gün Ne Günü’nde bir araya getirdiği denemelerinde Tür¬kiye’nin güncel sorunlarına eğiliyor. Laiklik anlayışından türban sorununa, terörden aydınların Türkiye sorunları üzerindeki tutumlarına, yakın tarihimizin önemli başlıklarına uzanan yazılar bunlar. Tahsin Yücel, yaşadığımız sancılı döneme aydın sorumluluğuyla yaklaşıyor. Mutlaka okunması, üzerinde düşünülmesi gerekiyor.
Tahsin Yücel (17 August 1933 – 22 January 2016) was a Turkish translator, novelist, essayist and literary critic.
Born in Elbistan, Yücel studied at the Istanbul University, graduating in French philology. After completing his postgraduate studies, in 1978 he became professor in the same university. In addition to being author of essays, novels and short stories, Yücel was mainly active as a translator of about 70 novels from French into Turkish.
(from Wikipedia)
Kunduracı olan Ahment Yücel'le Nuriye Münevver Hanım'ın oğludur. İlköğrenimini Elbistan Gazi Paşa İlkokulu'nda tamamladıktan sonra 1945'te İstanbul'a gelmiştir. Burda; 1953'te Galatasaray Lisesi'ni, 1960'da da İÜEF Fransız Dili ve Edebiyatı Bölümü'nü bitirdi. Fakülteyi bitirdikten sonra, orda kalmayı tercih etti ve 1969'da doktorluk, 1972'de doçentlik, 1978'de de profesörlük ünvanlarını aldı. 2000 yılına kadar burda kaldıktan sonra emekliliğe ayrıldı.
Çevirilerinden tanıdığım büyük dil ustası merhum Tahsin Yücel'in 2002-2008 yılları arasında kaleme aldığı çoğunluğu siyaset üzerine yazılmış denemelerinden oluşan bir kitap. Özellikle 1960 darbesi üzerine söylediği fikirleri bana pek uymasa da, o yıllardan mevcut iktidarın bugünlerde dönüştüğü şeyi görebilmiş ve eleştirmiş. Kulak verilmiş olsaydı kuşkusuz daha başka bir Türkiye'de yaşıyor olurduk. Gerçek bir cumhuriyet aydını ve Atatürk aşığından akpnin çıraklık döneminden hareketle ustalık dönemine yönelik kehanetler kitabı. Öngördüğü distopyanın daha da karanlık olarak vücut bulduğunu göremeden hayatını kaybetti Yücel.
Tahsin Yücel en sevdiğim yazarlardan biri. Özellikle Yalan isimli romanını Türkçe'nin kıymeti en az bilinen edebi ürünlerinden biri olarak görüyorum. Hal böyle olunca, bana böylesine sevdiğim yazılar üreten yazarın, düşünce dünyasının amentülerini ve köşe taşlarını anlamak adına, denemelerini de okumak istedim.
Bu kitapla ilgili olarak da öncelikle şunu belirteyim; özellikle politikaya dair hususlarda katılmadığım yönleri DE olan bir yazar.
Ancak Tahsin Yücel, kapitalizmin (kendi deyimiyle anamalcılığın) yıkıcı etkilerini çok iyi idrak edebilen bir yazar. Bana göre daha milliyetçi; ancak sermayenin ulusal sınırları aşmak adına giriştiği eylemleri iyi çözümlemiş bir düşünce adamı aynı zamanda. Yazmakta olduğum yüksek lisans tezimle tam olarak örtüşen bu yöndeki düşüncelerine, tezimde atıf yapmaktan da imtina etmeyeceğim. Özellikle bu paragrafta belirttiğim hususla beni daha bir şaşırttığını da ayrıca belirtmeliyim.
Belirttiğim hususların dışında, Orhan Pamuk ve Ahmet Altan'ın Umberto Eco'dan ve Arthur Hailey'den yaptıkları "alıntıları" hem bizim yazarları alaycılıkla yererek hem de yaptıklarının hırsızlık olamayabileceklerini savunarak anlatmasına, yahut bir takım köşe yazarlarının (kendi deyimiyle köşemenlerin) saçma fikir ve savunularını itin mabadıyla buluşturmasına ve dile getirdiğini birçok diğer hususa ayrıca saygı beslediğimi yazayım.