Alparslan Gündoğdu, karısını ve dört yaşındaki kızını bir yangında kaybetmiş ve yıllar sonra yeni bir başlangıç yapmak için her şeyi geride bırakarak İstanbul'a yerleşmişti. Geçmişin kötü hatıralarından kaçmak ve olanları unutmak istiyordu. Fakat ansızın kendini, saçları ateşten bir güzele tutulurken bulmuştu. Gülden Seçkin, yemyeşil bakışları ve beyaz tenini çevreleyen kızıl saçlarıyla eşsiz bir güzellikti. Bazen sakar, bazen delidolu biriydi. Kendi sıradan hayatında her şey yolundaydı, ta ki sevgilisi tarafından aldatılana ve hiç ummadığı bir gece Alparslan Gündoğdu'yla karşılaşana dek... Kendini hiç tanımadığı bir adamın kollarına atarken bunun delilik olduğunu biliyordu. Biri kor, diğeri ise alevdi. Böyle bir adam onu mahvederdi. Dokunuşları ateş kadar canlı, bakışları cehennem kadar sıcaktı. Beraberken koca bir yangının içinde, ateşin koynundalardı… * Saçlarımın alev alev olduğunu söylüyordu ama asıl ateş onun mavi gözlerinin ta içindeydi…
Ateşin koynunda; Alparslan Gündoğdu der susarım.Gülden bebeğim o taş kalbi bile ponçik bir kalbe çevirdin ya helal olsun kız.Zor süreçlerden geçtiler her biri ayrı ayrı fedakarlıklar,sınavlardan geçtiler ama sonunda aşk kazandı.Sıla'nın kalemini çok seviyorum.Ne yazsa okurum denilen bir yazar oldu yerleşti kalbimize.Kalemin daim olsun kızçem.