İsmimin başındaki "M" harfi Mehmet'i temsil ediyor. Bir dedemin adı Mehmet, öbürünün de göbek adı Mehmet olunca bizimkiler bir taşla iki kuş vuralım demişler. Anneannemin adının İhsan olduğunu da hesaba katarsak bir taşla üç kuş ediyor.
Çocukluğumdan beri çizgi-roman çizer, kısa yazı ve hikayeler yazarım. Bir gün "Neden bu yazdıklarımı internette yayınlayıp insanlarla paylaşmıyorum ki?" dedim kendi kendime. Ve o gün "Yorgun Savaşçı'nın Günlüğü" isimli blog sayfam doğmuş oldu.
Blog sayfam dışında, 2009 - 2011 yılları arasında internette aylık olarak yayınlanan Blog Dergisi isimli e-yayında yazarlık yaptım. Aynı zamanda Kayıp Rıhtım sitesinde yayınlanan Aylık Öykü Seçkisi'nde de 5 yıl boyunca her ay bir hikayem yayınlandı. Kısa bir dönem de olsa İstanbul Pazarolla Bahçeşehir dergisinde de blog sayfamla aynı ismi taşıyan köşenin yazarlığını yaptım.
2010 yılında hem Kayıp Rıhtım ekibinin özverili çalışmaları, hem de sevgili Aşkın Güngör ve Vildan Ceyhan'ın manevi desteği ile "Yemin ve Öç" isimli ilk kitabımı yayınladım. 2011 yılında Aşkın Güngör'ün önerisi ve desteğiyle hikayelerimi toparlayıp "Yitik Öyküler Kitabı" adlı derlememi Bu Yayınevi adı altında çıkarttım. 2012 yılında "Yitik Öyküler Kitabı 2 - Bilekbüken" isimli üçüncü kitabım, 2013'te de "Geçmişin Gölgesi Geleceğin Laneti" adlı dördüncü kitabım çıktı.
2012'den beri İthaki Yayınları, MonokL Kitap, Pegasus Yayınları ve Yordam Kitap için çevirmenlik ve editörlük yapıyorum. 2013'ün Mart ayından bu yana da Oyungezer dergisinde inceleme ve makalelerimle yer almaktayım.
Bir barbar kabilesinin başına gelen elim bir olayla serüven de başlamış oluyor. Ana karakterimiz olan Brann’ın başından geçenlere tanık oluyoruz. Kah güldüren kah üzen bir kitap olmuş. Özellikle belirtmek gerekir ki Korban Boltforger karakteri bir harika. Benim favori karakterlerimden birisi oldu. Korban her “Pöh” dediğinde ister istemez güldüm. Korban’ı bir kenara koyarsam en favori karakterim hancı Trappy idi. Tam hikayeye dalmışım ciddi ciddi okuyorum, bir anda sahneye Trappy girdi ve beni benden aldı. :) Sanırım her aklıma geldiğinde kahkahalarla güleceğim kendisine. :)
Korban’ın müthiş yön duygusu sayesinde pişmiş tavuğun bile hayretle bakacağı olaylar silsilesinden sizlere bahsetmeyeceğim.
Artık sadede geleyim… Okurken çok keyif aldım. Devamı olmadığı için 0,7 puan kırıyor ve beş üzerinden 4,3 puan veriyorum. Son olarak senelerdir bir şey yazmıyor olduğum halde içimde bir şeyler karalama hissiyatı oluşturduğu için daha bir hoşuma gitti. İçimdeki bu istekle başa çıkabilir miyim yoksa çıkamaz mıyım bilemiyorum…
Bu güzel ve keyifli kitap için kendisine teşekkür ediyorum.