Boşanmanın ardından hayatını yeniden kurmaya çalışan terapist Sang-Yeop, terk edilmiş bir pazarın üst katında küçük bir danışmanlık merkezi açar. “Yaralı Kalpler Tedavi Merkezi ” adını verdiği bu mekân, sadece bir terapi ofisi değil; yaralı ruhların buluştuğu, hayatların birbirine dokunduğu sıcak bir limana dönüşür. Kaygı bozukluğuyla mücadele eden bir hemşire, gizli depresyonunu gülümsemelerle saklayan bir genç kadın, güven sorunları olan bir genç adam… Her biri kendi yüküyle gelen bu insanlar, zamanla hem kendilerini hem de birbirlerini iyileştirmenin yolunu keşfederler. Sang-Yeop ise danışanlarına şifa dağıtırken kendi yaralarıyla yüzleşmek zorunda kalır. Geçmişin gölgesi, beklenmedik bir aşk ve ani bir kayıp, onun da kendi içsel yolculuğuna çıkmasına vesile olur. Yaralı Kalpler Tedavi Merkezi, sadece bir roman değil; okuru duygu dolu bir yolculuğa davet eden, topluluğun gücünü ve insan ilişkilerinin iyileştirici dokunuşunu hatırlatan samimi ve sıcak bir anlatı...
Kore edebiyatının bu ..... merkezi ..... kafesi temasının suyunu çıkardığını düşünüyorum. Konu güzel, klişe olsa da güzel bir şekilde işlense yüz defa da olsa bu temayı okumak keyif verebilirdi fakat duygudan uzak inanılmaz yüzeysel karakterler ve cümlelerle dolu bir kitaptı ya. Önereni de seveni de anlayamıyorum. Bana kalırsa chatgpt bundan çok daha duygu yüklü bir roman yazabilirdi. Demem o ki tatlı mı tatlı kapak tasarımına kanıp zaman ziyan etmeyin. İlla da böyle bir şey okumak istiyorum derseniz Hyunam Dong Kitabevi'ni okuyun.
Neredeyse her bölümde yaşanan zaman atlamaları ve anlatım yüzünden inanılmaz yüzeysel ve iyimserliği basitleştiren bir kitap olduğunu düşünüyorum. Bazen kamu spotu gibi sırf söylenmesi gerektiğini düşündüğü için söylenen sözlerle ve hikayeye yedirilmeye çalışılsa da bana göre samimiyetten bir tık uzaklaşmış Kore kültürünü tanıtan unsurlarla doluydu kitap. Kısmen Kore kültürüne aşina olduğumu düşünüyorum, bu kitap aksini yansıttı da demeyeceğim çünkü yansıttı aslında ama bana göre her şeyiyle basit kaçmıştı işte. Bazen düşündüm acaba ben mi hayata karşı beklentilerimi toksikleştirdim diye ama biraz o varsa bile bu kitabın aktardığı kadar da yüzeysel değil bence hiçbir şey. Çeviriden kaynaklı bir toyluktan dolayı böyle hissettiğimi sanmıyorum ama belki onun da etkisi vardır, hiçbir fikrim yok bu konuda. Belki de bu türün amacı sadece bir şeyleri basit hissettirmeye çabalamaktır ama ben yapamadım demek ki o zaman. Gülmem gereken yerlerde anlatım yüzünden gülemediğim, sayfaları artık sonlara doğru bitsin hadi diye okuduğum bir serüven oldu.