İlginç alışkanlıkları, öngörülmesi güç hamleleri, zamanın ötesindeki fikir ve düşünceleriyle tarihin akışını değiştirmeyi başarabilmiş devrimcilerin sofralarında neler olduğunu hiç merak ettiniz mi? Onların yaptıkları, nerelere gittikleri, kimlerle görüştükleri, eylemleri ve düşünce dünyaları tarihin sayfalarını satır satır doldururken ne yiyip içtikleri üzerinde pek durulmamıştır... Tabii bugüne kadar! Bengi Başaran ve Umur Talu'nun titiz araştırmaları sonucu kaleme aldıkları Devrim Mutfağı'nda bazen büyük, görkemli, bazen de zorlu koşullarda ve kısıtlı imkânlarla kurulan küçük sofralara davetlisiniz. Ve hepsinin ortak bir yönü var: Enfes görünüyorlar! Marx'tan Napolyon'a, Fidel'den Atatürk'e, Deniz ve Mahir'den Mother Jones'a birçok devrimcinin sofralarında yer edinip damak tatlandırmış tarifleri bulabileceğiniz bu eserde, devrimci yaşamlara dair sıradışı bir anlatıyla da karşılaşacaksınız. Eşitlik, özgürlük ve hak mücadelesinin kokularının sindiği Devrim Mutfağı'na hoşgeldiniz!
Yalnız mutfak olarak görmemek lazım bu kitabı. Aslında, tarihte gelmiş geçmiş en büyük devrimcilerin yemek alışkanlıkları üzerinden kurgulanmış. Ama dönemi hakkında çok değerli fikirler veriyor. Özellikle aynı dönemde, ya da birbirini takip eden dönemlerde toplumları etkileyen ortak konuları görmek için nile okunur. Benim kafamdaki bir çok boşluğu doldurdu kitap. Osmanlıda halkın açlıktan kırıldığını bilirdim. Sanki o dönem bütün Avrupa bolluk içindeymiş ya da en azından karnı tok, sırtı pek zannederdim. Meğef onlar da sokaklarda açlıktan ölenlerin cesetlerini topluyormuş. Tarifleri için okumayın, asla iyi bir yemek tarif kitabı değil. Ama örneğin bir akşam sofranıza Che'nin ölmeden önce yediği son yemeği koymak sizi heyecanlandıracaksa o zaman adeta bir baş tacı. Ben özel bir pencereden bakan tarih kitaplarını seviyorum. Ne kadar farklı pencereden bakarsam tarihe, o kadar aydınlık geliyor bana... Bu da o açıdan çokk keyifli bir kitaptı.