Laiklik, yaygın bir söyleyişle, din alanı ile dünya ve kamu işlerinin birbirinden ayrılması. Bu devlet anlayışı, modern çağın bir ürünüdür ve kişileri de yakından ilgilendirir: Laik devlette, bireyler, dinsel inanç ve inançsızlıktan, din buyruklarını yerine getirip getirmemekten dolayı kınanmazlar, ayrımcılık görmezler. Batı'da önce Fransa'da yeşermiş ve oradan yayılmış olan bu ilke evrenseldir ve çağdaş olmakla eşanlamlıdır. Türkiye bu çığıra, XX. yüzyılın başlarında katıldı: 1923 Devrimi'ni yapanlar, bağımsızlığın yanı sıra, devleti bir "laik ve demokratik cumhuriyet" ilkesine göre yeniden kurarken, kültüre ve topluma da çağdaş bir içerik kazandırdılar. Türkiye, bu çehresiyle, bütün Müslüman dünyada tektir ve örnektir. Ne var ki, ilke, dinci ve İslamcı saldırılarla karşı karşıyadır. Laiklik yıkılırsa demokrasi de yıkılır. Böylece devleti, başta laiklik düşmanlarından kurtarmak gibi bir görev de vardır...
Server Tanilli, Türk yazar ve anayasa hukuku profesörü.
1980'den önce Türkiye'de İstanbul Üniversitesi Hukuk Fakültesi'nde ve Devlet tatbiki Güzelsanatlar Yüksekokulu'nda "Uygarlık- tarihi" dersi veriyordu. 7 Nisan 1978 günü terör ortamında silahlı saldırıya uğrayıp, belden aşağısı tutmaz oldu. Fransa'ya gidip uzun yıllar Strazburg Üniversitesi'nde çalıştı. 2000 yılında yurda dönüş yaptı ve Cumhuriyet Gazetesi'nde köşe yazıları yayınlandı.
1980 sonrasında düşün ortamını ve özellikle de gençliği etkilemiş olan "Uygarlık Tarihi (1973)", "Devlet ve Demokrasi: Anayasa Hukukuna Giriş" kitaplarını yazdı. "Uygarlık Tarihi" üniversitelerde ders kitabı olarak okutuldu. 2011 yılında Prof. Dr. Server Tanilli evinde yaşamını yitirdi. Karacaahmet Mezarlığı 'na defnedildi.
"Bir dinin Türkiye'de nasıl siyasete alet edildiğini görüyoruz. Arkasından, dini alet eden siyasetin bugünkü aşamada nasıl din haline geldiğini görüyoruz. Bugün ortada Islam dini yoktur, siyaset dini vardır. O siyaset ne söylerse halk onu Islam dininin bir emri gibi görmeye başladı. Asıl tehlike buradadır. Bu siyaset iktidarları yaratıyor; iktidardan düşürüyor, ülkenin kaderiyle oynayabiliyor; Atatürk Cumhuriyeti'ni tartışılır hale getiriyor."