Farklı bir kıtadan, uzaklardan seslenen farklı bir yazarın, farklı dünyasına konuk olacaksınız bu kitabı okuduğunuzda. Saydam ve metalik bir ortamda sözcüklerin saydam yüzleriyle karşılaşacaksınız. Faruk Ulay tüm okurlarını alışık olmadıkları bir öykü atmosferinde karşılarken uzaklık ve yakınlığı havaya gerilmiş ipin iki ucunda dengede tutmayı başarıyor.
Faruk Ulay was born in Istanbul, Turkey in 1957. After receiving a Bachelor of Arts degree in Graphic Design from The State Academy of Fine Arts, he completed his Master of Arts degree in Visual Communications in Goldsmiths' College in London, England. In 1982, he moved to the United States and established a design studio in Pasadena, California, where he focuses on authoring purely text-based, literary works as well as engaging text and visuals to create interdisciplinary, multi-layered projects.
In his work that embraces both verbal and visual elements, Faruk Ulay uses photography as his medium of choice to stimulate an ongoing dialogue between oppositions, a shifting landscape which put dichotomies into play: identity and difference, presence and absence, concrete and abstract, the past lingering in the present, among others. Urban landscapes, barren lands, and found objects are frequently featured in his photographs. Text accompanying these images live independently in the borrowed collective space and point to what is not accentuated in the photographs. It is hoped that viewers themselves can undertake the task of seeing the mutating world through the juxtaposition of images and rebuild it from their own perspective.
In addition to his work that incorporates both the visual and the textual, Faruk Ulay has written eight volumes of short stories, two novels, and one non-fiction work–a design manifesto. His literary fiction appear regularly in literary and cultural journals in Turkey, in the United States, and in Canada. amazon.com/l/B001JWQHUU locusnovus.com/locus-novus-about
Tam 20 yıl önce okumuşum bu kitabı. 2000 yılında. Önüne not düşmüşüm İzmir diye.
Bu sabah bambaşka bir şehrin -20 yıl önce burada olacağım aklımdan bile geçmezdi- bir sokağında uyanmışken, bir öykü düştü aklıma. Oturduğum sokakta elektrik direkleriyle ilgili bir çalışma yapıyorlardı ve ben balkondan çıkıp "Bravo Beyefendi" diye bağırmamak için kendimi zor tutuyordum. Sonra hatırladım, bu çok eskiden okuduğum ama hala aklımda izleri olan bir öyküye aitti. Neyse bulması biraz zor oldu ama o dönem kimleri okuyordum diye düşünürken sonunda Faruk Ulay'ın Amber'indeki ilk öykü olan "Direkleri Yenilenen Sokak" taki sahnelerin aklımda uçuşup durduğunu buldum. Öyküyü tekrar okudum. Bir zaman yolculuğunda gibi İzmir'e gidip geldim. 2000 yılına.
Ne garip bir şey, bir öykü okuyorsunuz, aradan 20 yıl geçiyor, onca yıl hafızda bir yerde saklanmış ve bir sabah ufacık bir görüntüyle şimşek gibi çakıp, saklandığı yerden çıkıp geliyor.
Edebiyatın gücünü bir kere daha hissettirdiği, bana kaybolmuş bir anıyı hatırlattığı için hakkında yorum girmeyi bir borç bildim.