Dans, hareket ve mimiklerle bir olayın, bir öykünün anlatılması insanlık tarihi kadar eskidir. Ama bu öğelerin sözle birleşmesi ve yapısal bir birlik kazanması Eski Yunan'da gerçekleşmiş ve tiyatro sanatı klasik çizgilerine kavuşmuştur. Metin And bu yapıtında Türk tiyatrosunun tarihini mercek altına alırken, zamanda ve mekânda birtakım sınırlamalara gittiğini ve yalnız Anadolu'ya yerleşen Türklerin tiyatrosunu ele aldığını özellikle belirtir. Yazar bu çalışmasında, "Geleneksel Türk Tiyatrosu" başlığı altında Köylü (Kız Kaçırma, Tarımsal Oyunlar, Çoban oyunları vb.) ve Halk Tiyatrosu (Hokkabaz, Meddah, Kukla, Karagöz vb.) geleneklerini ayrıntılı bir biçimde betimledikten sonra, Batı etkisindeki Türk tiyatrosuna eğilerek, sırasıyla, Tanzimat, Meşrutiyet ve Cumhuriyet dönemlerinde sergilenen oyunları, erkek ve kadm sanatçıları, tiyatro mekânlarını, oyunlarda kullanılan dili, tiyatroyla ilgili yasaları ve genel olarak halkın ve yöneticilerin tiyatroya bakışlarını araştırıp yorumluyor.
17 Haziran 1927’de İstanbul’da doğdu. Galatasaray Lisesi’ni (1946), İstanbul Üniversitesi Hukuk Fakültesi’ni (1950) bitirdi. Bir süre İngiltere’de ve Almanya’da bulundu. Yurda dönüşte Kavaklıdere Şarapları’nda yöneticilik yapmaya; bir yandan da müzik, bale, opera, tiyatro ve edebiyat konularında yazılar yazmaya başladı. "Pazar Postası, Ulus ve Forum" ilk dönem yazılarının yayımlandığı yerlerdir. Rockefeller Vakfı’nın bursuyla bale, opera ve tiyatro eğitimi için New York’a gitti. Bir süre sonra "Forum" dergisini ve yayınlarını yönetmeye başladı. "Ulus" gazetesindeki yazıları 15 yıl boyunca devam etti. Kuruluşundan itibaren Ankara Üniversitesi Dil ve Tarih-Coğrafya Fakültesi Tiyatro Bölümü’nde otuz yılı aşkın bir süre öğretim görevlisi, öğretim üyesi olarak çalıştı ve 1994’te emekli oldu. Emekli olduktan sonra eski kitaplarının yeni basımları ve yeni kitaplarının hazırlanmasıyla meşgul olan And, 30 Eylül 2008’de Ankara’da öldü.
Tiyatro pratiklerini ailelerden, kültürel mirastan, farklı kimliklerin benlik kaygılarını ve bugün hala nasıl benzer ilerlediğini gösteren doğu batı sancılarını, sinemanın miras aldığı oyuncu ailelerin nasıl oluştuğunu gözler önüne seren toplumsal hafızayı saydam bir şekilde ortaya koyuyor büyük usta mutlaka okuyun, sevgiler 🌿