Türkçeye ilk kez çevrilen ünlü İsviçreli yazar Hugo Loetscher' in öykülerinin kahramanları bildik fabllardaki, "insan biçimleştirilmiş" hayvanlar değil. İnsanların hizmetine sunulmuş makineler de değil. Tersine, kendi istemleri dışında düştükleri veya düşürüldükleri durumlarda bile hayvan kalmaya çalışan hayvanlar bunlar. Sadece hayvanlar...
Uzun tüyleri hayalarındaki ameliyat yarasını örten kedi; mevsimleri, güneşi, saatleri tanımayan piliç; Pasifik kıyılarından "on üç uçuş saati" uzaklıkta bir akvaryumdaki palyaço balığı; askeri göreve koşulan katır; sağan ve sağılanlardan ibaret bir dünyaya kısılıp kalmış inek; şehvetin "tam ortasında" sadece en iyi bildiği şeyi yapmaya çalışan kasıkbiti; çorbaya batarken bir yelkeni andıran sinek; feromon kurbanı kabukböceği; yaşamı pamuk ipliğine değilse de zincire bağlı fil; seyirlik timsah; deney hayvanlarının en tercih edileni sıçan; tavşan olmayan bir tavşanın ardından koşan tazı; vestiyerde fısıldaşan tilki, fok, vaşak, tavşan, samur; mönü tabelasında bir satır: langust... Ve diğerleri...
"İlaçlar ona ağızdan verilmiyor, baldırlarından şırınga ediliyordu. Görevi 'deneysel enfeksiyona ve yabancı bir maddenin yüksek dozda aplikasyonuna' tepki vermekti. Sıçan, görevinin sonunda öldü. Başkalarının kaçınması gerektiği düşünülen şey, onun üzerinde başarıyla denenmişti."
"Rutin Test Sıçanı"
"Bir deri öbüründen ayrıldığında şaklama sesi çıkıyor. Sert ile yumuşak etin kaygan karışımına sümüksü bir madde bulaşıyor. Kesik kesik soluk almalar, zevkten kaynaklanan ve feryadı andıran bir çığlığa dönüşüyor. Sadece bit yerini koruyor."
"Konak Değiştiren Kasıkbiti"
"Kemerleri bağladıklarında, maymunun direndiğini sanmışlardı, ama o sadece son bir kez her yerini iyice kaşımak istemişti. Sonra kemerleri sıkılaştırdılar ve ona çeşitli elektrogramlar ve elektrotlar bağladılar. Böyle donanmış olarak, geriye sayma bitene ve roket ateşlenene dek bekledi..."
"Uzay Kapsülündeki Maymun" İnsan biçimciliğe ve insan merkezciliğe indirilmiş sert bir darbe...
İnsanların diğer hayvanlar üzerindeki etkisi üzerine yazılmış okuduğum tüm kitaplar arasında beni en çok etkileyen kitap bu oldu. Kitap son derece nesnel bir biçimde yazılmış ve hiçbir duygusal yaklaşımı yok, hayvanlarla empati kurmaya, onları acındırmaya ya da insanlarla aslında ne kadar çok ortak noktaları olduğunu göstermeye çalışmadan gerçekten hayvanları ve insan etkisiyle düştükleri durumları olduğu gibi, hiçbir yorum yapmadan yalnızca gördüklerini kaydeden bir gözlemcinin bakışıyla anlatmış ve muhtemelen de bu sebeple çok etkileyici olmuş. Kitapta yalnızca insanların yakın ilişki kurduğu kedi köpek gibi hayvanların ya da et süt vs için sömürülen hayvanların değil aynı zamanda insanın hemen aklına gelmeyen sinek, bit, balık, böcek gibi hayvanların da öyküsünü anlatıyor ve insanın farkında olarak diğer hayvanların üzerinde yaptığı müdahalenin ötesinde hiç farkında olmadan yalnızca var olmasıyla bile ne kadar büyük boyutlarda zarar verebildiği gösteriliyor.