Şöyle yan döndüm, popoma baktım. Ben spor salonuna gitsem, kendisi arkamdan bir saat sonra gelecek gibiydi. Soluk soluğa içeri girecek, “Merhaba ben hanımefendinin poposuyum. Kendisi geldiler mi acaba? Burada buluşacaktık.” diyecekti.
Siz hiç terkedildiniz mi? Ya terkedildiğiniz için depresyona girdiniz mi? Depresyona girince yemeğe mi yüklendiniz? Peki yemeğe yüklenince iyice depresyona girdiniz mi?
Tebrikler! Şişman insanın sonsuz döngüsüne hoşgeldiniz.
Okan’ın eşyalarının hepsini toplayıp koliye koymalı ve o koliyi de atmalıydım. Sonra kıyamam ki diye düşündüm. Onların her biri Okan’ın bir parçası. Salonun ortasına şöyle bir büst yaptırsam, üstüne koliyi koysam, etrafını da camla kapattırıp, tepeden spot ışıklarıyla aydınlatsam? Bence bu da iyi fikirdi.
Esprili dili ve kendine gaddar mizahıyla kısa sürede Twitter’da fenomen haline gelen Şişman Kız, aşkı, ayrılığı ve acısıyla tatlısıyla her türlü yemeği masaya yatırdığı Popom Olmadan Asla romanı ile Dizüstü Edebiyat serisine de olanca ağırlığını koymaya geliyor!
Kitabı sabah bitirdiğimden beri ne yazsam diye düşünüyorum.
Çünkü sevmemekle takdir etmek arasında bir yerdeyim şu an.
Öncelikle yazarın twitter hesabında yazdığı orjinal ve eğlendirici şeylerden sonra kitabın da daha güldürücü olmasını beklemiştim. Bu sebeple de okumaya başladım zaten. Bir kitaptan diğerine zıp zıp atlayan biri olarak araya böyle çok düşündürmeyen, kafa rahatlatan kitaplar koyarım ki biraz beynim açılsın, rahatlasın. Ama kitabı açtığımda bulduğum şey "size tek kelime etmeden terkeden sevgiliyi geri döner diye umutla nasıl beklersiniz" saçmalığıydı.
Bu gibi durumları kişisel olarak anlayamadığım için -çünkü senden gidenin ardından onca zaman beklemenin saçma olduğuna inanıyorum- gerçekten kafasını falan kırmak istedim, gidip iki sarsmak istedim. Gerçi işe yaramazdı. Ayşegül bir şey yapamamış ben ne yapayım. Bazen olayların gerçekliğini cidden kişinin kendisinin anlaması gerekiyor.
Bir ara yapmayı hiç sevmememe rağmen kitabı yarıda bırakacaktım ama kısa olduğu için devam ettim.
Neyse ki sonunda mantığı ve olayları görme şekli değişti ki "ohh be" dedim. Bazılarımız deneyimlemeden ders alabilselerde bazılarımızın ders alması veya olgunlaşması için olayları baş kahraman olarak yaşaması gerekiyor; bunu bir kez daha anladım sadece.
Bir de kendimde kilolu bir insan olduğum için açıkçası eskiden yaşadıklarımı ti'ye alan bir anlatımla da olsa okumak pek hoşuma gitmedi. Kendimle bir sorunum yok çok şükür ama her kilolu insanın başına gelen ya da duyduğu şeylerdir yazarın anlattıkları. Yazarında böyle bir kitap yazması demek zaten kendini kabullendiği anlamına geliyor. Ya da bunları yazıya aktarmasının kendini kabullenme yollarından biri olduğunu.
Bu sebeple kitabı sevsem mi sevmesem mi diye düşünürken arada bir yerde yazarı takdir ederek kitabı bitirdim.
Sizlerde kısa olsun, beynim rahatlasın derseniz okunur tabii. Ama aksi halde özellikle tavsiye edemeyeceğim.
Kitap çok kolay okunan akıcı bir kitap (ben bir günde bitirdim). Kitapta bolca espri var biraz fazla ama yine de anlatımı sıkacak kadar değil bence. Olayların gelişimi "şişman kız" karakterinin yaşadıkları ve duygusu bence hoş bir şekilde anlatılmış. Kitap zaten şişman veya obez kişilerin yaşadığı psikolojik zorlukları anlatan bir kitap bu yüzden de olay örgüsü ve karakterin ruh hali bu zorluklara dikkat çekmeye yönelik işlenmiş. Ayrıca şunu da demek istiyorum kitapta ikinci planda olan karakterler bence topluma yönelik bir eleştiri içeriyor çünkü şişman kızın akraba, komşu ve arkadaş çevresi aslında toplumda olan yanlışları gösteriyor ki zaten okuduğunuz zaman bunu fark edersiniz. Son olarak kitabı beğendim güzel ve eğlenceli bir kitap okumanızı tavsiye ederim zaten en fazla birkaç gününzü alır okumak.
Yazar, sosyal medyadan senelerdir takip ettiğim biri olduğu için kitaba hevesle başladım. Lakin, yeme bozukluğu gibi çoğu zaman ucu kişisel travmalara dayanan bir hastalığı ele alırken hem kendini hem de benzer sorunlar yaşayan birçok insanı hakir görmesini sinirlerim kaldırmadı. Beden ayrımcılığına karşı birçok akımın yükseldiği bir dönemde kitabın sanırım komik olması beklenen yerleri de yalnızca gücendirici bir dil ve üslupta. Ancak bu kitaba çok güldüğünü söyleyen insanları, insanlık namına hayatınızdan uzaklaştırmak için kullanabilirsiniz zira kitap geri zekalı turnusolü. Seri olduğunu gördüğüm için ikinci kitabı ile birlikte almıştım. Keşke hiç para vermeseydim, dedim okudukça.
I got this book in a shop in Turkey. I felt drawn to it as we stared at each other and we acknowledged each others predicament. This was a very short book to read, so much so that I finished it riding the ferry back and forth in a single day. (That's 3 hours total btw.)
The best thing about this book is that at times, it is funny. Especially if you have the same weight problem the protagonist has. This makes everything feel familiar yet light, as you're hearing these things from someone else and not your own head. The similes the author used to describe her feelings are what make this book so funny. Considering this book's strength lies primarily with its comedic telling, its important.
The ''worst'' thing about this book, was the ending as its underwhelming and ties the ''story'' up with a cliché self discovery angle and it loses a bit of its humour. Besides that I have to admit that I got tired of the protagonist' continuous reititration of how much food she gorges on at any given time. This is used to add comedy, but after a while it ends up being uneventful.
I will say this, I never actually got bored reading and kept reading until I was done. It is not in anyway literature as the cover may say (laptop literature it says, I'm guessing for people who are on the road, which did happen to be me yesterday.)It is however fun you can relate to some aspects of the protagonist's life.
Böyle kitaplara yorum yapmak zor geliyor bana. Sonuçta kendi yaşamını anlatıyor yazar. Ama kısacık da olsa yorum yapmalıyım. Ben bu kitabı sevdim, yazarın anlatımını,tespitlerin,duygularını...Bu tarz kitaplardan beklenecek şey yalnızca biraz hoş zaman geçirtmesi,düşündürtmesi bence. Ve bu kitap beni düşündürdü, okurken de eğlendim. O yüzden kendi alanında 5 yıldızı hak ettiğine inanıyorum. Okuyanus'un kitapları başkalarının yaşamlardan kesitler sunduğu için ayrı hoşuma gidiyor ve okunmaları çok kolay. Şişman Kız başka bir kitap daha çıkarırsa okuyacağımı da belirteyim,kendisini çok samimi buldum ve kendime çok yakın hissettim.
Bugün bu güzel kitap da bitti. Başlarda konu sıkıcı gelmişti yani daha doğrusu benim beklentime göre düşüktü sanırım. Ama kitabın ortası (ki bu sayfa 80 falan demek oluyor çünkü incecik kitap) itibariyle kitaba ısındım. Sonunda ise neden bitti?? ama eksik kaldı!! hani hikayenin devamı?! dedim. Bilmiyorum bence bu kitap tam olamamış gibi evet hikaye güzel ama eksikti ya ben isterdim ki şişman kız da birini sevmiş mutlu olmuş olsun. Yani konu kitabın başında aşk acısıydı sonunda ise hayat felsefelerine döndü. Eksikti eksik. İkinci bir kitabı yazacaktır umarım.
Zaman geçirmek için ve okunacak bir şey bulamadığınızda okumak için güzel bir kitap olabilid hislerin iyi yansıtıldığını düşünsem de bana göre şakaları fazla depresif bu depresiflik kitabın genelinde hissediliyor