İskoçya kırsalındaki küçük çiftliğinde koyun yetiştiren Davina Mrray, sevdiği erkek tarafından masumiyeti çalınarak terk edilen kardeşinin hayatının en büyük hatasını yapmasının önüne geçememeiştir. Ancak onun hayallerini çalan adamın hiçbir şey olmamış gibi pırıltılı yaşamını sürdürmesini kabul etmeyecektir. O halde...
Sadakat, kararlılık ve öfkenin yol gösterdiği bir planın, tatlı dil, ölçülü bir hafifmeşreplik, çalışılmış bakışlar ve biraz da cesaretle süslendiğinde uygun dozda bir intikama dönüşmesinin önüne geçebilecek ne tür bir engel olabilir ki? Belki sadece korumacı bira kuzen...
Abbey Kontu Stephen Ramsey kuzeninin hayatına giren bu çarpıcı kadının bir şeylerin peşinde olduğunun farkındadır. Kalbinin tekrar kırılmasını istemediği kuzenini korumak için Davina Murray'nin cazibesine kalkan olarak kendi tecrübesini öne sürdüğünde ikisi arasında patlak veren savaş, kısa sürede kalplerini ateşe verecek bir serüvene dönüşecektir.
Rita Hunter’in Ateş Dizisi’nin son kitabını da bitirmişken hakkında biraz gevezelik etmek istiyorum. İlk önce yazarımızın bir Türk olduğunu ve İngiliz tarihini en az onlar kadar hakim olup ustaca kaleme aldığını söyleyeyim. Her kitabında her hikayesinde içine yuvarlanmakla kalmıyor tutkunu oluyorsunuz kitapların. Hele birde bu türü seviyorsanız arada bir açıp açıp okumaktan da keyif alabilirsiniz.
Üç asil kontun birbirinden renkli hayatlarına konuk olduk seri boyunca. İlk kitapta hayattan beklentisi sadece bir varis ve huzur olan Adrian aşkın ateşi ile kavruldu, bütün dünyevi duygular ile arasında aşılmaz bir dağ yaratan Brendan ruhunu ateşe veren kadınla tanıştı buz tutan kalbi eridi ve en sonunda eğlenceli alaycı ve renkli bir karakter olarak karşımıza çıkan Stephan ise kalbini ateşe verdi, aşkın o hayallere sığmayacak güzelliği yaşamaya başladı.
Eh aralarında beni en delirteni, ya bu adam böyle değildi neden böyle oldu derken kah kızıyor kah kızıyor ve en son da ay ponçik seni diye severken buluyorsunuz kendinizi.
Davina, kardeşinin yaşadığı trajedinin sonrasında kendisini manastıra kapatmasından dolayı üzgün, bir o kadar da öfkelidir. Bütün yaşananların sorumlusunu bulacak ve intikam alacaktır. İntikam alması gereken kişi de Abbey kontunun kuzenidir. Planını belirledikten sonra Londra'ya gidecektir. Yapılacaklar bellidir, o adamı bulacak ve hesap soracaktır. Atladığı ve planlarının dışında olan Abbey kontu Stephan Ramsey'dir.
Üstelik Stephan kuzeni konusunda son derece hassas davranır. Kafası yerine kalbi kırılan delikanlının daha fazla incinmesini göze alamaz, daha önemlisi cemiyete duyurulan nişanı da atmasının önüne geçmek istiyordur. Ve o esnada Davina hayatlarına pimi çekilmiş bir bomba olarak tam merkeze düşer. Baştan çıkarıcı, karşı konulmaz güzelliği ile Davina feleklerini şaşırtır. Sonrası da kitapta. Okumak isteyenler seriyi satın alarak okuyabilir, bilmecenin sonunu da çözebilir.
Davina öfkeli bir dilber ve çok da saf, bir kurt olan Stephan'ın karşısında hiç şansı yoktu, ava giden avlanır sözünün tam karşılığı bu kitap olmalı. Bir de Thomas, bu karakterden zerrece hoşlanmadım. Hem de hiç.
Kitabın kapağından da söz etmem gerek, serideki en beğendiğim kapak Kalbin Ateşi. Her biri güzel orası ayrı tabi. Okumanızı öneririm.
KALBİN ATEŞİ-Rita Hunter yorumum biraz uzun olacak hazırlıklı olun… ben uzun uzun yorumu okuyamam diyenlere bir özet geçmem gerekirse eğer kısaca BAYILDIM!!!!!! (görüldüğü üzere bol ünlemli bir bayılmak bu ) desem yeterli olur sanırım …
şimdi uzun uzun okuyabilecekler için asıl yorum geliyor… oradan oraya atladığım bir yorum olursa şaşırmayın olur mu ??? öncelikle bir seriyi daha bitirmenin üzüntüsü içinde olduğumu belirtmek istiyorum… serileri tamamlamak hem mutluluk hem de hüzün sebebidir bilirsiniz… tamamlamanın verdiği rahatlığı bozan şey ise çok sevdiğiniz karakterlerle karşılaşacağınız başka kitapların kalmamasıdır… bende şimdi Deli kızıl İsabel,Sophie ve Davina ile bir daha karşılaşamayacağım için hüzünlendim… gerçi arada canım çekerse kitapları tekrar okuyabilirim ama yeni maceralar olsa daha bir güzel olmazmıydı ;) buradan da şu sonuca varabilirim sanırım yazar tekrar, tekrar okunabilecek çok tatlı, sevilesi ve mutluluk veren kitaplar yazıyor… bence Rita Hunter kendi türünde bir çok yabancı yazardan daha başarılı… şahsen benim en favori yabancı tarihi aşk romanı yazarım Elizabeth Hoyt’tur … ve Rita Hunter ‘ da bu ödüllü yazar kadar kalemi sağlam ve o derece başaralı bir yazar… Başarısını da kurduğu şahane cümlelere, kurguladığı harika ve sevimli karakterlere, heyecanı ve akıcılığı bitmeyen anlatımına bağlıyorum ben… yazarın her kitapta daha da iyileşen bir anlatımı ve cümle hoşluğu olduğunu da belirtmeden geçemeyeceğim… bir de her kitapta birbirini tekrar eden olay, duygu ya da karakter kurgusu yok… her yeni kitapta kendini geliştirdiği kanaatindeyim… okuyucuya karakterlerle beraber her duyguyu,her düşünceyi, her olayı yaşatmak her yazarın harcı değil… Rita bunu kesinlikle çok iyi başarıyor… ben son derece hissederek ve yaşayarak okudum Kalbin Ateşi’ni… kendimi sürekli Davina ile beraber ağzımı bozarken, öfkelenirken, üzülürken ve hayalkırıklığı yaşarken buldum… Davina demişken size biraz ondan bahsetsem iyi olur… yazarın yazdığı tüm kitaplar içinde benim en favori karakterim oldu… oldum olası ağzı bozukları kızları sevmişimdir…. Zira yapılan araştırmalar bile ağzı bozukların daha samimi insanlar olduklarını ortaya çıkarmış :P Davina’da bu durum son derece içi dışı bir ve öfkeli bir mizacı olmasından kaynaklanıyordu… çok da sadık, sevdiklerine düşkün, cesur ve güçlü bir kadındı… sevgisi de öfkesi gibi,tutkusu gibi çok yoğundu…. hayatta ki tek akrabası olan kız kardeşine düşkünlüğü onu, kardeşine yapılanların intikamını almak için yanıp tutuşur bir durumda bıraktı… zaten gözü kara bir kadın ve tuttuğunu koparma konusunda da çok azimliydi… derken kendini Stephan gibi , son derece akıllı, stratejik düşünen, kendini beğenmiş, özgüveni tavan yapmış, muhteşem seviyesinde yakışıklı, zorlu bir rakip ile karşı karşıya buldu…. ilk kez birbirlerini gördükleri andan itibaren kendilerini aralarında sürekli cazırdayan bir elektrik, her an tutuşmaya hazır bir tutku içinde buldular… kitabı okurken siz de bu sıcaklığı, aralarında ki cinsel gerilimi hissediyordunuz… alev alev bir aşktı ;) özellikle Davina’nın bu sıcak hisleri konusunda ki dürüstlüğü ve samimiyetini ben çok sevdim… (ki burada belirtmezsem olmaz yazar bu tutkuyu çok iyi kaleme almış… her şey tam dozundaydı….) Davina ve Stephan aşkı bu çekim üzerine ilerledi… zaten ikisini bir arada tutacak başka bağları da yoktu… Stephan bir İngiliz asilzadesi iken, Davina İskoç bir koyun tüccarıydı… o dönemin şartlarında tamamen başka hayatlar yaşıyorlardı… ve Davina’nın kendini içene soktuğu hafifmeşrep rolünde Stephan’ın onu bir eş gibi düşünmesi de mümkün değildi… biraz da kalın kafalı olan Stephan’ın Davina’nın asıl karakterini anlaması, onu sadece aralarında ki tutku için değil gerçekten sevdiği için bırakamadığını fark etmesi zaman aldı…. tutkuyla harmanlanmış, bol bol gelgiti olan, hareketin hiç bitmediği, okuyucuyu bool boool “ahhh!”latan ve dee “vaahhh”latan bir aşk hikayesiydi…. ki ben böyle “sıcak, çoook sıcak, sıcak, daha da sıcak olacak bu geceee!!” tarzı aşklara da hayranımdır :D Rita’nın tarzı gereği kadın karakterleri o kadar çok seviyorsunuz ki, erkek karakterler her ne kadar muhteşemde olsalar, siz okurken onlara aşık da olsanız yine de favoriniz hatunlar olduğu için hep bir adım geride kalıyorlar… kaldı ki ben kitabın sonlarına doğru birkaç yerde Stephan’ı iyi bir pataklamak istedim(kalın kafalı herif!!)… vallahi ben de Davina kadar üzüldüm yahu! ama sadece üzüldüm mü ben bu kitapta? Tabi ki hayır!!! Davina ve Marie ile Nadine sohbetleri , efedime söyleyeyim Davina ve Thomas’ın at arabasındaki tartaklama hadisesi, Davina ve Sophie ile İsabel diyalogları gibi bir çok sahne bana booool booool kahkaha attırdı…. kitap kapağımızın ilham kaynağı sahneyi de çok beğendiğimi söylemeden geçersem yazık olur… hele heleee kitabın sonu yok mu o sonu!!! nasıl mutlu etti beni, ne kadar coşturdu anlatamam… Ritanın fazladan bir kabiliyeti de çok iyi sonlar yazması… bu öyle bir sondu ki, aklınızda herhangi bir soru işareti kalmıyordu ve tamamen sevinç gözyaşları dökeceğiniz kadar da mutlu,şirin,romantikti…. bir de yazarımızın bir mesaj uzaklıkta olması ve benim okurken ona mesajlar atıp burada çok güldüm, burası çok güzeldi diyebilmem de okuma sürecimi daha da keyifli bir hale getirdi ;) şimdi uzun uzun anlattıklarımı buraya kadar okuduysanız vallahi çok kabiliyetlisiniz ;) hala bir Rita Hunter kitabı okumadıysanız inanın çok şey kaçırıyorsunuz… yazar bana neden tarihi aşk romanı sevdiğimi bir kez daha hatırlattı… içinize ılık ılık sevgi akmasına, aşk dolmasına sebep olan bu kitabı ve hatta tüm seriyi en kısa zamanda okuyun efendim :D buradan sonra sevgili Ratacığıma ellerine ve yüreğine, hayal gücü ve kabiliyetine sağlık diyorum… yeni kitaplarını dört gözle bekliyorum :)
Seride en çok sevdiğim karakter Stephen olmasına rağmen kitabı için aynısını söyleyemeyeceğim.. Bundaki en büyük etken de Davina oldu maalesef.. Kadını resmen sevemedim.. Son sayfalara doğru biraz sempatimi kazandı ama yetmedi.. Favorim Brendan'ın hikayesi olarak kaldı.. Gerçi Adrian, Brendan ve Stephen üçlüsü bir araya gelince, hele de birbirlerine takıldıkları anlarda ne kadar sevilesi olsalar da Stephen'ın yeri ayrı :D En çok da son sözü beğendim.. Ama üç yıldızdan fazlasına yetemedi maalesef.. Hem Adrian'ın kitabına 4 yıldız vermiştim ona haksızlık etmiş de olmayayım :)
Bir seriyi daha noktalamanın keyfini yaşayamıyorum ne yazıkki bu sefer. Nedeni ise bir daha Isabel'i okuyamayacak olmak. Davina, anne-babasını yangında kaybettiğinden beri kız kardeşi Alina onun her şeyidir. Davina tam bir ebeveyn. Alina'ya her konuda yardım eden, çalışan, evi çevip çeviren kişi. Bir gün Alina Londra'dan döndüğünde hamiledir ve çocuğu kaybetmek için bir sürü ot karıştırıp içer. Aslında derdi çocukla birlikte kendini de öldürmektir. Kitabın arka sayfasında hayallerini ve geleceğini kaybeden kız kardeş denmiş ama bunun tek sorumlusu Alina'nın kendisidir aslında ama Davina'ya pek bir şey anlatmaz ve Davina doğal olarak bunların tek sorumlusunun Thomas Ramsey olduğuna inanır. Bu nedenle kız kardeşi manastıra kapanmak için gittiğinde kendince bir plan yapıp Thomas'tan intikam almak üzere Londra'ya doğru yol alır. Amacı Thomas'ı kendine aşık edip, sonra da onu ortada bırakmaktır. Amaaa işler hiçte öyle gerçekleşmez, doğal olarak :D Davina'yı gerçekten sevdim tam bir İskoç kadını. Doğal, ağzı bozuk, sadık ve sakar... Stephan çoğu yerde tam bir öküz gibi davrandı. Kafasına ister istemez bir saksı falan indirmek istedim. Thomas desen aslında tam bir süzme.. Davina'nın sabrını iyi sınadı açıkçası :) Bu seri içinde benim kalbimde her zaman Isabel'in çok özel bir yeri olacak. En çok sevdiğim karakterdir kesinlikle. Ama onun ardına hiç tereddütsüz Davina'yı yazarım. O da en az Isabel kadar deli :) Isabel'in kızı Kate ile de iyi anlaşmasını normal karşılıyorum o nedenle :) Bu yazar beni hiç yanıltmıyor. Kitaplarını okumak büyük bir keyif. Yalnız... Keşke bu kadar uzun olmasaydı. Okurken bir süre sonra bu kadar uzun tutulmasının gereksiz olduğunu düşündüm. Tekrara düşmemekte yarar vardır. Tavsiye ederim. Keyifli okumalar ;)
Bir serinin daha sonuna geldik!!! Diğer Rita Hunter kitapları gibi harikaydı yine.Zaten Stephan'ın kitabı canım kötü olabilir mi? Hem kötü de olsa dediğim gibi Stephan için her şekilde okunurdu. :D Yer yer hem Davina'ya hem de Stephan'a kızdığım anlar oldu bazenda Alina'ya kızdım yalan yok. *-* Davina şu ana kadar okuduğum kız karakterlerden çok farklıydı,uyuz değildi,nazlım değil mıymıytı bir karakter hiç değildi.Onu okurken cidden keyif aldım.Böyle kendine güvenen kız karakterlerini çok seviyorum. :D
Stephan ise bir şey söylemeye gerek duymuyorum size ne dersem yetersiz lordumuza. :D
Türk yazarlara burun kıvıranların gözüne sokmak istiyorum bu kitabı. Niye bitti ya? Bitmeseydin ya Stephan. Gitme Stephan :( Serinim en çok hangi kitabını seveceğimi şaşırdım :D
Historical ara sira donup dolaşıp geldiğim ve rahatladigim bir tür. Açıkçası daha önce de birkaç kez belirttiğim gibi smut sahne okumayı pek sevmem ve historical türü kitaplarda oldukça baskın smut sahneler olabiliyor. Ama diğer türlere nazaran (dark romance, dogrudan seks içerikli ask serpintili kitaplar?) kadar rahatsız edici bulmuyorum çünkü dönemin tarihi, modası, kültürü ve özellikle de aşkın daha hoş işlenmesi gibi detaylar hoşuma gidiyor. Rita hunter ise bir Türk yazar olarak harika bir iş cikarmis. Kendisini ilk kez okudum, kitabı inanilmaz bir indirimle aldım ve citir cerez vaktim geldiğinde okumaya başladım. Bu yüzden seriye dan diye dalmış bulundum cunku alırken seri oldugundan habersizdim. Dolayısıyla ilk iki kitabı okumanin aksine yazarın başka kitaplarina sans verme kararı aldım. Kitabı oldukca sevdim. Stephan'a çok kıl oldugum yerler oldu yalan yok ama Davina'ya adeta bayıldım. Kalbimi kıran ve beni aşırı mutlu eden güzel bir historical okumuş oldum. Severek okudum.
Henfield kontu Adrian Eaglestone, Leighton kontu Brendan Blackmore ve Abey kontu Stephan Ramsey arasında en neşeli ve duygusal olanı tabiki de Stephandı ama o da her erkek gibi biraz odun.İskoç güzeli Davina Murray ile tanıştığından beri amacı onu elde etmekti. Elde ettiğindeyse ise tek bir korkusu vardı "onu kaybetmek". Amacı kardeşinin intikamını almak olan Davina için ise Stephan ile tanışınca işler karıştı.Ona karşı koyamayan Davina ortak bir geleceklerinin olmadığını öğrendiğinde ise tam bir hayal kırıklığı yaşayacaktı.İngiltere ve İskoçya arasındaki kine rağmen Davina ve Stephan kalbin ateşine karşı gelemeyecekti
This entire review has been hidden because of spoilers.