"Seküler-dinsel ayrımına yaklaşım tarzlarımızda gerçekleşmekte olan değişim ve kaymaların zihinsel bir haritasını çıkarmak giderek daha fazla önem kazanıyor. Sekülarizmin tek bir ideal modeli olmadığına dair artan bir farkındalık var. Seküler'in farklı tarihsel seyirler izleyen oluşumlarının farklı yerlerde farklı dinsel soykütükleri vardır kuşkusuz, ama bunlar Batı modernliği ve sömürgeciliğin hegemonik dayatmalarıyla yakından bağlantılıdır. Dolayısıyla, sekülarizm okumalarımızı ayrı ulusal oluşumlara doğru genişletmek yeterli olmamaktadır." Nilüfer Göle, seküler-dinsel ayrımını benlik, devlet ve kamusal alan açısından inceliyor ve günümüzde çatışma ve uzlaşmalarla, iç içe girişlerle, yeniden yorumlamalarla ikiliğin her iki teriminin de kayda değer biçimde dönüştüğünü ileri sürüyor. Yakın dönemde seküler modernliğin ve ona ait iktidar alanlarının ciddi bir sorgulamayla karşılaştığını, bu sorgulama ve karşılaşmanın en belirgin biçimde ortaya çıktığı yerin Avrupa olduğunu, İslam'ın Avrupa'daki varlığının hem Avrupa'nın hem de Müslümanların kendi benlik temsillerini dönüştürdüğünü, Avrupa Birliği'nin siyasal ve kültürel geleceği açısından bir tür turnusol kâğıdı işlevi gördüğünü dile getiriyor. Göle'nin farklı zamanlarda yazılmış yedi makalesini bir araya getiren bu kitabı, seküler modernliğin günümüzdeki güç kaybının nedenlerini ve aynı zamanda bunun sosyal ve beşeri bilimlerdeki yansımalarını anlamak için okunmalı.
Nilüfer Göle (born 1953) is a prominent Turkish sociologist and a leading authority on the political movement of today's educated, urbanized, religious Muslim women. From 1986 to 2001 a professor at the Boğaziçi University in Istanbul, she is currently Directrice d'études at the École des hautes études en sciences sociales (EHESS), Centre d’Analyse et d’Intervention Sociologiques (CADIS), in Paris. Göle is the author of "Interpénétrations: L’Islam et l’Europe" and "The Forbidden Modern: Civilization and Veiling". Through personal interviews, Göle has developed detailed case studies of young Turkish women who are turning to the tenets of fundamental Islamic gender codes. Her sociological approach has also produced a broader critique of Eurocentrism with regard to emerging Islamic identities at the close of the twentieth century. She has explored the specific topic of covering, as well as the complexities of living in a multicultural world.